AK Partili Kader GÜR’den İtiraflar
Kader GÜR: “Ak Parti Beykoz’da Bir İnsan Değirmenine Dönüşmüştür”
Bu ne demek? Yani Beykoz AK Parti insanları ve hatta taraftarlarını bile harcıyor, kullanıyor ve sonunda un ufak ediyor. Neden böyle söyleniyor? Yaklaşan referandumda “evet” diyen AK Parti yöneticilerin ne kadar samimiyetsiz olduğundan bahsediyor. Hatta AKP’nin Beykoz’da bunu hep yaptığından söz ediyor AK Partili kalem Kader GÜR. (AK Partili diyorum çünkü kendisi de AK Partili olmaktan gurur duyduğunu her yerde söylüyor)

TOPLU

“Beykoz Belediyesi ve Ak Parti, Eleştirileri Dikkate Almıyor”
Kader GÜR yazısının bir bölümünde Beykoz Belediyesi ve AK Parti Beykoz İlçe başkanlığının yapılan eleştirileri dikkate almadığını ve her sıkıntılı süreçte ‘tamam sakin olun, seçimler bitene kadar sesinizi çıkarmayın, sonra bakacağız’ dendiğini ancak sonunda kapının önüne konulduklarından bahsediyor.

MUSTAFA 1

Mustafa GÜRKAN’dan Taşeron İşçilere Tehdit: “Bizden Olmayan Dışarı Çıksın”
AK Parti Beykoz İlçe Başkanı Mustafa GÜRKAN’ın Beykoz Belediyesi’nde çalışan taşeron işçileri “Bizden Olmayan Dışarı Çıksın” şeklinde tehdit etmesinden bahsediyor. Beykoz basınının iktidar yandaşı gazeteci Kader GÜR. Şimdi bu Beykoz’un AK Partili İlçe Başkanı Mustafa GÜRKAN kendinden olmayanların başlarına ne geleceğini en iyi şekilde anlatıyor bu çıkışıyla… Bakın bu ifadeler Kader GÜR’ün ifadeleri. Yani kendi kendilerini ihbar ediyorlar Beykozlu’ya. Şimdi bir Beykozlu vatandaş bir an düşününAK Parti’ye oy vermek istediğini varsayalım. Bu tip açıklamalardan sonra AK Parti’ye oy verir mi bilmem. Ben olsam, benim fikirlerime önem vermeyen bir partiye hangi parti olursa olsun oy vermem.

kader 1

AK Parti’nin önemli bir kalemi olan Kader GÜR’den itiraflar sırasıyla devam ediyor.

İşte AK Parti Beykoz’un Gerçek Yüzünü Anlatan İfadeler. Biz söylemiyoruz, kendileri itiraf ediyor.

Beykoz’un muhtarlarını saatlerce kapıda bekletip sonra da görüşmeden geri yollayanAK Parti,

Beykoz’da ehil olmayan ancak makam sahibi olduktan sonra haksızlık yapan AK Parti,

Beykoz’da 10 yıl önce kuru maaşla geçinip bugün saltanat sürenlerden hesap sormayan AK Parti,

Beykoz’da 15 Temmuz FETÖ teşebbüsü üzerinden haksız kazanç elde eden AK Parti,

Beykoz’da haksız kazanç elde edenlere göz yuman bir AK Parti,

Beykoz’da AK Parti’yi kendi Çıkarları için kullanan Tuncer DEDE’yi Partiye SKM başkanı yapan AK Parti,

Beykoz’da gençlik kollarını kendi çıkarları için yönlendirmeyi başaramayınca gençleri partiden atan AK Parti,

Beykoz’da verdikleri vaatleri yerine getirmeyen bir AK Parti,

Beykoz’da parti disiplininin işletilmesi durumunda ihraç edilebilecek kişileri hala yönetici olarak tutan AK Parti’ den bahsediyor Kader GÜR

Bunlardan bahseden bir kişi ve AK Partili olan GÜR, bu kişileri de açıklamalı diyoruz. Eğer okuyucularına biraz saygıları varsa bu insanların isimlerini açıklamalılar. Ya da “yahu biz böyle konuştuk ama bizi ciddiye almayın” diyerek özür dilemeliler okuyucularından. Bir de Kader GÜR yazısının sonunda

kader 2

“bu milletin Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu güven sonucunda, çıkacak olan yüzde 60’lık ‘EVET’i, ‘biz başardık, biz aldık’ diyerek daha da böbürlenecek olan bu günkü riyakârlara, ikiyüzlülere, sahtekârlara ve menfaatçilerin hala koltuklarda oturuyor” olmalarından bahsediyor. Ancak Kader GÜR’ün unuttuğu şey şu. Bugün Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın aynı zamanda hala AK Parti’yi de yönettiğini iddia edenlerin sayısı az değildir.

kader 3

Kader GÜR’ün yazısının tamamı:

Bizim toplumumuzda böyle bir bakış açısı var maalesef. Eleştiriliyorsan doğru yoldasın… Allah aşkına böyle bir şey olabilir mi?

Eleştirinin maksadı nedir, eleştiri neden yapılır?

Tamam, eleştirilmen, ortaya bir eser koymuş olduğunun teyidi olabilir ama doğru yolda olduğun anlamına asla gelmez!

İftira, karşılıklı söz dalaşı, özel hayata müdahale… Bunlar eleştiri değildir! Eleştiri ortaya konulan esere yönelik düşüncelerinizi olumlu veya olumsuz ifade etmiş olmanızdır. Eserden kasıt bir kitap değildir. Bu bir siyasi anlayış, bir yapılanma, ya da toplumu ilgilendiren bir icraat olabilir…

Ancak yapılan eleştirileri dikkate alır, o eleştirilerin gereğini yaparsan eserini toplumun daha geniş bir kesiminin hizmetine sunabilirsin…

Eleştirilere göğüs germek zordur… O zorluklara göğüs gerebildiğin, cevap verebildiğin, gereğini yapabildiğin, dikkate aldığın sürece olgunlaşıyor, önce tecrübe sahibi sonra da kıdemli olarak anılıyorsun… Geniş ufuklu kurumlar ya da kişilerin kendilerine yöneltilen eleştirileri, “eleştiriliyorsan doğru yoldasın” anlayışıyla görmemezlikten gelmeleri aslında bir çaresizliğin ifadesidir… Toplumsal hareketleri en doğru yönlendiren iyi niyetle samimiyetle yapılan eleştirilerdir…

Eleştirinin tanımlamasını bu şekilde yaptıktan sonra geçelim esas mevzua… Ülke olarak oldukça sıkıntılı bir dönemden geçtikten sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik referandum önümüze konuldu…

Gerek evet, gerek hayır cephesinde yer alan bildik kesimler hemen harekete geçti. Vitrinler doldu taştı… Fakat sokaktaki vatandaşta bir kıpırdanma olmayınca, ne evet çiler, nede hayırcılar istedikleri atmosferi bir türlü oluşturamadılar… Hayır, cephesine yönelik güvensizlik ve buna bağlı olarak beceriksizlik olduğu söyleniyor, evet cephesinde de samimiyetsizlik ilk kez bu kadar sırıtıyor.

Nedir bu evet cephesindeki samimiyet problemi? Nedir biliyor musunuz? Eleştirileri dikkate almamak, günü kurtarma politikasıyla dikkate almış gibi gözükerek, AK Parti’yi bir insan değirmenine dönüştürmüş olmak…

Bunu bizim cephe hep yapıyor maalesef… Beykoz ekseninde değerlendirecek olursak, gerek Beykoz Belediyesi gerekse AK Parti ile ilgili yapılan eleştirilerin bu zamana kadar dikkate alındığını hiç görmedim, duymadım… Her sıkıntılı süreç öncesi bir iki laf, ‘tamam sakin olun, seçimler bitene kadar sesinizi çıkarmayın, sonra bakacağız’ diyorlar. Sonra bir bakıyorsun ki, ‘gereğini yapmışlar kapının önüne koymuşlar seni… Bizim cephede eleştiri yapanlar hep bedel ödediği için eleştiri yapan pek bulamazsınız… Aslında referanduma yönelik bugünkü cılız tablo bir eleştiridir… Anlayana! Beykoz’da AK Parti’ye gönül veren binlerin sessiz durması kendilerine yapılan haksızlıklara bir eleştiridir…

kader 4

Bu sessizlik, AK Parti İlçe Başkanı Mustafa Gürkan’ın seçimler öncesi taşeron işçileri, ‘bizden olmayan dışarı çıksın’ diyerek tehdit etmiş olmasına yönelik bir eleştiridir…

Bu sessizlik, muhtarları saatlerce kapılarda bekletip de, sonra görüşmeden geri yollayanlara bir eleştiridir.

Bu sessizlik, ehil olmayan insanların makam sahibi olduklarında yapmış oldukları haksızlıklara karşı bir eleştiridir.

Bu sessizlik, 10 yıl önce bir kuru maaşla geçinip bugün saltanat sürenlerden hesap sormayanlara bir eleştiridir.

Bu sessizlik, 15 Temmuz FETÖ teşebbüsü üzerinden haksız kazanç elde edenlere bir eleştiridir.
Bu sessizlik, haksız kazanç elde edenlere göz yumanlara bir eleştiridir.

Bu sessizlik, AK Parti’yi kendi çıkarları için kullanan, kendisini partiye alan insanı bile ayak oyunlarıyla partiden dışarı atan Tuncer Dede’nin SKM Başkanı yapılmasına bir eleştiridir…

Bu sessizlik, Gençlik kollarını kendi çıkarları için yönlendiren, yönlendiremeyince de gençleri partiden dışarı atanların hala gençliğin lideri olma heveslerine bir eleştiridir.

Bu sessizlik, verilen vaatlerin yerine getirilmemiş olmasına bir eleştiridir.

Bu sessizlik, parti disiplininin işletilmesi durumunda ihraç edilebilecek insanların hala AK Parti’de yönetici olmasına bir eleştiridir.

Bu sessizlik, bu milletin Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu güven sonucunda, çıkacak olan yüzde 60’lık ‘EVET’i, ‘biz başardık, biz aldık’ diyerek daha da böbürlenecek olan bu günkü riyakârlara, ikiyüzlülere, sahtekârlara ve menfaatçilerin hala koltuklarda oturuyor olmasına yönelik bir eleştiridir!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here