BAŞKA TÜRLÜSÜ YOK…
Siyaset arenasında Beykoz’da birçok insan gelip geçti. Kimi gerçekten iz bıraktı kimi sadece kendi reklamını yaptı. Toplumumuzda siyaset, yalan- dolan, kandırma olarak tanımlanır.

Aslında siyaset, içinde yaşadığın toplumu bir adım ileriye taşımak, fark yaratmak için yapılmalıdır.

İnsanlar yaradılışları, sosyal ekonomik durumları bakımından değişik fikirlere ve değişik çıkarlara sahiptirler. Aradaki düşünce, çıkar ve psikolojik eğilim farklılıklarından doğan çatışma politikanın temelini oluşturur. Özü sözü bir olmalı. Tutamayacağı sözler vermemeli.

Yani siyasetçinin toplumla aynı etik kurallara, aynı öngörülere ya da aynı kamusal vicdana sahip olması, onu iyi bir siyasetçi yapmaya, bir önder, bir lider yapmaya yeter mi? Eğer yetseydi, toplumda sadece ‘bazı insanlar’ siyaset yapmaya soyunur muydu? Öyleyse, bazılarımız topluma önderlik etmeye, elini taşın altına koymaya, özel yaşantımızın dahi göz önünde olmasını kabullendiğimize göre bir siyasetçide, özellikle iddialı bir siyasetçide hangi meziyetler bulunmalı? Her şeyden önce, sözde değil, özde dürüst olmalı. Onlarca olumlu niteliğinden sadece biri olmalı.

Özü sözü bir olmalı. Tutamayacağı sözler vermemeli, verdiği sözleri yerine getirmeli. Kafasının arkasında gizli hesaplar, yaşamında gizli ilişkiler olmamalı. Sırf siyasetçi için değil, bir görgü kuralı olarak da bütün gün kendini övmemeli. Hatta birileri onu övse bile rahatsız olmalı. Bunlar benim olmam gereken asgari durumlardır diyebilmeli. Görgülü olmalı görgülü.

Bütün gün yüzünde riyakar bir tebessümle dolaşmamalı. Yeri geldiğinde sinirli, yeri geldiğinde neşeli, yani doğal ve kendisi olmalı.

İyi siyasetçi olmanın yolunun, yalandan-dolandan kurnazlıktan geçtiğini düşünüp, “Ne yapalım, siyaset böyle gerektiriyor diyerek, kıvraklığını siyasete fatura etmemeli. Geri vitesi olmamalı yani!

On yıl önce tanıdığınız siyasetçi, on yıl sonra bambaşka hizmetler peşinde olduğunu görmekteyiz

Her meyve, o meyvenin gerektirdiği iklim şartlarında yetişir.

Kutuplarda muz nasıl yetiştirilemiyorsa, Afrika’da da çay yetişmiyor.

Çünkü iklim buna müsaade etmiyor.

Siyasetin ve siyasetçinin yapması gereken en önemli şey, toplum desteğini daima arkasında tutabilmek olmalıdır. Bunun yegane yolu hak ve adaleti doğru dağıtabilmekten veya bu algının kaybedilmemesinden geçer.

Öncelikle siyasetçinin başarılı olabilmesi için, ülkesinin temel değerlerine uygun olarak siyaset üretmesi gerekir. Aksi taktirde uzun vadeli başarılı olmak mümkün olmaz ve sadece küçük ve geçici menfaatler edinmiş olmakla yetinirsiniz. (erken ameliyat) gibi politikanın amacı her şeyden önce toplumda bütünlüğü sağlamak, özel çıkarlara karşı koymak, algı oluşumunu sağlamaktır.

Milli politikalar işte burada devreye giriyor; çünkü toplumsal kabuller, toplumsal destek de arkasından gelecektir. Toplum desteği ise siyasi gücü kazandıracaktır.

Topluma ne kadar adalet dağıtırsanız, toplum sizin arkanızda o kadar geniş kitlelerle ve o kadar uzun süreli duracaktır. Tam tersi durumda ise toplum desteği kaybedilecektir

İşte hak ve adalet kavramları burada devreye giriyor, topluma hak ettiğini ne kadar verirseniz o kadar başarılı olursunuz.

Bunu Can Yücel’den daha güzel ifade eden var mıdır: ?
“En uzak mesafe ne Afrika’dır ne Çin Ne Hindistan Ne seyyareler Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan.
Başka türlüsü kendini tatminden başka bir şey değil.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here