Beykoz önceleri bir sanayi ve işçi kasabasıydı. Kundura, Şişe-Cam ve Tekel fabrikasında binlerce hatta onbinlerce işçi çalışıyor ve evlerine ekmek götürüyorlardı. Fabrikada çalışan işçilerin aileleriyle birlikte düşünülürse onbinlerce insan ve Beykoz esnafı geçiniyordu.

Fabrikaların kapanmasıyla birlikte Beykoz’da bir işsizlik ve aşsızlık başladı. Beykoz yıllar sonra emekçi kentinden emekli kentine dönüştü. Bu dönüşümle birlikte artık Beykoz esnafı da zor günler yaşamaya başladı.

Bir zamanlar kundura fabrikasında çalışan üreten binlerce işçi vardı, buradan emek üreten işçiler güzel hayatlar yaşadılar. Ancak şimdi kundura fabrikasının bulunduğu yer kamu alanıyken çok düşük bir fiyata peşkeş çekilerek özel bir firmaya verildi. Şimdi bir zamanlar emek üretilen fabrikada şimdi film platoları kurularak, gerçek değil de pembe hayatlar içeren diziler ve filmler çekiliyor. Beykoz’un birçok yerinde artık pembe hayatlar çekiliyor. Çünkü Beykoz’da artık eskiden olduğu gibi iyi bir gerçek hayat yok. Bu günlerde tamamen pembe dizilerden oluşmuş yalan hayatlar anlatılıyor.

Gerçi Beykoz’da film platolarının olması iyi bir şey tabii. Ancak Beykozlu eski hayatını arıyor. Beykoz esnafı bir bir kepenk kapatıyor. Tüm ülkede olduğu gibi ekonomik kriz özellikle 2017 den itibaren kendini göstermeye başladı Beykoz’da.

Ortaçeşme’den Beykoz’un çeşitli yerlerinde hemen hemen her tarafında “kiralık dükkan”, “kurumsal firmalara kiralık” şeklinde cama yapıştırılan ilanları görmüşsünüzdür elbette. Eskiden Beykoz’da 10 bin liraya kiraya verilen dükkanlar bu günlerde 7 bin liraya bile kiracı bulamıyor. Kiraya veren kişiler artık normal işletmeler değil, kurumsal işletmeler (Banka, marka avm) gibi işletmelere kiralamak istiyorlar. Onlar da haklı tabi, çünkü dükkanlarını kiraya verip daha sonra kiralarını tahsil edemeyen onlarca dükkan sahibi var Beykoz’da.

Belediye başkanı sayın Yücel ÇELİKBİLEK bir çok konuşmasında “Beykoz’dan topladığımız vergilerle Beykoz’un çöpünü bile toplayamayız” şeklinde açıklamalar yapıyor. O da bir anlamda Beykoz’un mağdur olduğunu, her fırsatta AK Parti’nin ne güzel hizmetler yaptığını anlatsa da itiraf ediyor. Şimdilik maliyenin Beykoz Belediyesi’ne devrettiği 2-B alanlarından aldığı paralarla sık sık “kasamızda 700 milyon lira (eski parayla 700 trilyon) var” diyerek övünüyor ama bu para aslında üretilen, ya da vergiden gelen para değil. Maliyeden Belediyeye devredilen 2-B arazilerinin satışından elde edilen para. Yani hazır para. Eskilerin deyimiyle “hazıra dağ mı dayanır”

Eğer kısa zamanda Beykoz üreten bir ilçe haline getirilmezse, yani “Hayalet Kasaba” olmaya devam ederse, felaket yakın. Beykozlu zaten perişan, batmış durumda. Ancak bu böyle devam ederse yani Beykoz Belediyesi projeler üretip hayata geçirmezse, kasadaki 700 milyon bittiğinde ne yapacak hep beraber göreceğiz.Belediye de batabilir.

Tüm Beykozlu’ların Kurban Bayramını Tebrik Ederim

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here