Ortaçeşme ve Riva’da konuşan Beykoz’un AKP’li Belediye Başkan adayı Murat Aydın, ajansların, “Metro için kazma 2 sene içerisinde vurulacak” başlığı altında yaydıkları haberde, Beykoz’un ulaşım sorunu olduğuna değinerek, Tokatköy-Üsküdar metro hattı ile ilgili olarak bakın, ne demiş:

“… Beykoz’un ulaşım sıkıntısı var. Bu ulaşım sorununun hallolması lâzım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu dönem içerisinde ulaşım sorunu ile ilgili olarak bir metro planlaması yaptı. Geçen dönem bunun sözü verilmişti, o sözün gereği olarak henüz kazma vurulmamış olsa da planlama aşaması gerçekleşti. Üsküdar’da Tokatköy’e 21 kilometrelik bir hattın ön fizibilite çalışmaları İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamlandı. Nasip olursa bir terslik olmaması durumunda 2 yıl içerisinde ilk kazma vurulur, kazma vurulduktan sonra da normal koşullar içinde 4 yıllık süre sonunda metro işi tamamlanmış olur. Yani bugünden itibaren hesapladığımızda planlandığı gibi yürürse 6 yıl sonra Üsküdar’dan binip Tokatköy’e kadar metro ile gelebileceğiz.”

Birincisi, metro bir yerel seçim vaadi olarak AKP tarafından Murat Aydın’ın dediği gibi,            “geçen dönem” değil, sanırım 2009 yılındaki yerel seçiminde verilmiş bir söz idi…

Çelikbilek, “ Kadir abi broşüre aldı, ben de aldım” diyerek topu abisine atmıştı

Vaad edilmiş olmasına rağmen hâlâ yapılmadığı o zamanlar aktif gazetecilik yapan şahsım tarafından Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’e bizzat sorulduğunda, kendisi topu partidaşı olan – o zamanki- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a atmış ve “Kadir abi seçim broşürüne koydu, biz de aldık” demişti. Akabinde farklı toplantılarda çok üstünde durulmasa da, Beykoz nüfusunun bir metroyu ekonomik kılmayacak denli az olduğu şeklinde çok kısık sesli açıklamalar yapılmıştı.

Ya bir “terslik” olursa… O zaman da “ben demiştim” denecek!

Galiba, aynı algı operasyonu ya da aynı yalan Beykoz’a söylenilmeye devam ediyor. Ama ne zamanki villalar, lüks konutlardan oluşan siteler Beykoz’u dolduracak da, nüfusu 400 bin’e yaklaşacak, -ki, o zaman hakiki Beykozlu’nun Beykoz’da istese de kalamayacağı zamandır- o zaman metro inşaatı gecikmeksizin, pürüzsüz bir şekilde gerçekleşecektir; hiç şüphem yok.

O nedenle, AKP’nin Beykoz Belediye Başkan adayı Murat Aydın’ın yukarıda alıntıladığım, “ … Nasip olursa bir terslik olmaması durumunda 2 yıl içerisinde ilk kazma vurulur, kazma vurulduktan sonra da normal koşullar içinde 4 yıllık süre sonunda metro işi tamamlanmış olur” şeklindeki açıklaması, kabul edilebilir bir açıklama olmamalıdır. 2009 yılında AKP’li Çelikbilek tarafından yapılmış olan vaad, Beykoz’un nüfusu ne olursa olsun, verilmiş bir söz olarak derhal ve mazeretsiz olarak yerine getirilmelidir. Dolayısıyla, “…terslik olursa” şeklindeki bir anekdot asla kabul edilemez.

Demem o ki, 2009 yerel seçimindeki bu vaad tam bir seçim algısı olup aslında açık açık yalan söylemiş olmaktır. Dolayısıyla, bu vaade kanmış olan vatandaştan alınmış bulunan oylar, açık açık haramdır.

Seçim vaadleri, verilmiş olan namus sözleridir. Yani en azından benim için öyledir. Ya sizce?

ORTAÇAĞ İLE DALGA GEÇEN YOBAZ AKLI

Hristiyanlığın karanlık dönemi Ortaçağ Avrupası… Hani papazların vatandaşın günahlarını affetmelerinin kanıtı olan belgeleri yani kısacası cennetin tapularını para karşılığında vatandaşa satmalarıyla dalga geçtiğimiz o dönemler. Oysaki bu trajikomik durum, 10 küsur yıldır ülkemiz topraklarında AKP’nin her seçim döneminde mahalle aralarında vatandaşlar ile yaptıkları toplantılardaki gizli tehdidinin farklı bir versiyonu sadece. Bizimkilerde bu zamana dek söylenen: günaha girmek istemiyorsanız AKP’den başkasına oy vermeyin… şeklindeydi. Ta ki geçtiğimiz günlerde zat-ı muhteremin biri, “… (adayımıza) desteğinizi bekliyorum, (ona) vereceğiniz destek, yarın ruz-i mahşerde (kıyamet günü) berat (kurtuluş) belgelerinizden biri olacak diye düşünüyorum” deyip işi daha da somutlaştırana kadar. Yani o gün bugündür, AKP’ye oy vermek suretiyle kazanılacak berat belgesi ile papazların günahtan arınma belgesi yani cennet tapusu vaadi birebir örtüşür oldu. Hep deriz ya, millet gider Mersin’e, biz gideriz tersine…

E, bu parti iktidarında zamanda geri sıçramalar yaşıyoruz diye boşuna söylemiyoruz. Elâlem uzay, teknoloji, bilim derdinde; biz hâlâ kadın-kız- hacı-hoca-bel altı tartışmalarındayız. E üstüne bir de kenevir konusunu ekledik şimdi. Bundan çok önceki bir yazımda demiştim Türkiye, Afganistanlaştırılmaya çalışılıyor diye… Bunlar daha iyi günlerimiz… Geçin pırasanın, biberin, soğanın kilosunun çarşı pazarda ne kadar arttığını; daha beter sorunlara gebe kaldık; doğum da çok yakın.

ELİNİZDEKİ TAPULAR?

Hazır 30 mart yerel seçimleri öncesinde az buçuk adamdan sayılıyoruz da, başkan adayları oylarımız için ayaklarımıza kadar geliyor ya, bir zahmet soralım mı elimizdeki tapu, bırakın ek ekonomik külfetler getirmemeyi, bizi yerimizde tutmaya yetecek şekilde koruyacak güçte mi?

“ Beykozlu tapusunu elinden çıkarmasın” demek kolay! Ama teori denen bir şey var, bir de pratik; değil mi? Bu iktidarın teorisi ile pratiği çok farklı zira; aman dikkat!

Ama biz tüm bunlara rağmen…

… Yine de sağlıcakla kalalım… Zira, depolarda ilaç da yok, değil mi?

Sevgiler!

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here