Eskiden, Gazetecilik Okullarında ‘daktilo-stenografi’ vardı. Sonra sonra bilgisayar icat oldu mertlik bozuldu ki kanallarda yayın organlarında, haber bültenlerinde yer vermedikleri aday var!

Oldu mu şimdi? Halkın haber alma gereksinimini, bilgilendirme ilkesini çiğnedin geçtin. Bu neyin, kimin ambargosu?

‘Aküteakemiluyş’, daktilo öğrenmenin ilk aşamasında parmakları yerleştirdiğin tuşlar. Daktilo ile birlikte tarihteki yerini almış bulunuyor.

Gelecek bize tarihi aratmasın…

AĞLA

MAZİDİR ŞİMDİ SENİN OLAN…

Demeyiz inşallah Beykoz’da…

Beykoz’u neler bekliyor?

Beykoz’u imar sorunu bekliyor. Rantçılar bekliyor. İşsizlik bekliyor. Orman tir tir titriyor. Toprak uzuuun nadasta, ekilmeden bekliyor. Sanayi mirasımızın ateşi söndü sönüyor. Kollektif bellek de sönüyor.

Eski camlar başka başka şehirlerde bardak oluyor.

Yat limanında bu bardaklarda tanesi on gaymeden çayını yudumlarken geçmişi yad edersin artık.

Turizm deyince kafe restoran geliveriyor ya akıllara.

Durgunluk.

Olsa gerek.

Beykoz’un ceviz ağacının gölgesinde bir oturup derin nefes çek istersen. İstanbul da kuzeyden kuzeyden işte böyle içine çekiyor.

Su havzaları mı dediniz? Gün olup ta Plevne Marşındaki gibi ‘akmam’ demesin. Ağacın, bitkinin can suyu, biçare kurdun kuşun yaşam suyu. Otoban yolları, kaçak inşaatlar, dev projeler derken, yer altı yer üstü tatlı sular halin nice olacak?

Nereden gelecek bu değirmenin suyu?

Kimlerin değirmenine su taşınmakta?

Oysa ne güzel bir cevher var burada. Birçok yöre insanı ve kültürleri. Yeşil ve mavi. Humus ve kil. Geçmişin izleri. Camda gösterişli aşığın nefesi.

Görebilirsen eğer…

Ve nefesin yettiğince koruyabilirsen bunları eğer;

Yaşamın bir anlamı vardır.

Yağmayı toprağa gömecek, doğayı koruyacak, sanatı sanatçıyı kucaklayacak, çiftçiye köylüye yol yordam olacak, üreticiye omuz olacak, kadını genci kollayacak, ‘camı’ kalbin yapacak,

ATA’nın izlerini yaşatacak,

İradeye,

Kararlılığa,

Kulak vermelisin.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here