Yarım asrın ardında ayrılıyorum senden.

 (Sessizlik, yutkunma)

Ruhum da benden ayrılacak, çıkacak sanki bedenden.

 (Dudaklarını ısırır, bir sıkıntı hali)

Elveda Kanlıca’m, Hisar’ım, Küçüksuyum, Çubuklu’m! Elveda yuvam, Beykoz’um!

 (İlçenin köy ve kasabalarını içinden tek, tek sayar)

Kaybettikten sonra değil yaşarken değer bilenlerden oldum hep. Değer verilen bir çocuk olmamdı belki de sebep.

 (Hayale dalış)

Denizin taşıp kucaklar mı beni, boyar mı maviliğiyle “Gitme!” diye?

Yeşilin solar mı, yapraklarını döker mi üzüntüyle? “Neden?” diye?

Güneşin söner de karanlık çöker mi günlerce “Ne olur dön!” diye?

Bir kasırgaya dönüşür mü öfken bürünüp griliğe “Neredesin” diye?

Yok!

Elbette olmaz bunlar!

Olmayacak!

Seni sevdiğim kadar sevmedin ki beni.

 (Gerçeğe dönüş. Acı gerçek devam eder.)

Gittiğimi bile bilmeyeceksin, sana gelişimi bilmediğin gibi…

Kim olduğumu bile bilmiyor musun yoksa?

Ben doğduğumdan beri sendeyim oysa…

Bebek çığlıklarımla inlettim göğünü,

Çocuk ayaklarımla arşınladım sokaklarını,

Büyüdüm, serpildim, kadın oldum yazında, kışında, kaç baharında…

Rüzgârınla saçımı okşardın hep hatırlasana!

Şen kahkahalarım gizli kaldı odalarında evlerinin

Gözyaşlarım da oldu, acılarım suların kadar derin

Heyecanım güzelliğinle her dem tazenin

Adına yazılan şarkılar dilimde, gönlümde yerin

 (Kulaklarında Zeki Müren’in sesi yankılanır.)

 “Bir geceye, bir ömür verilir Kanlıca’da

İstanbul’un sırrına erilir Kanlıca’da”

Anımsadın mı ben kimim? Kim?

Boğaza aşık bir deli

Sana sevdalı bir sevgili

Şimdi bildin mi beni?

Ne çok aşığın var!

Ben onlardan sadece biri

Şimdi geldi ayrılık vakti

Boğazın Çocuğu Kurtuluş Yolcusu

Hayatımın en büyük vurgunu

Tutmasa da yerini kimse, hiçbir yer

Ne fark eder Beykoz’u, Kurtuluş’u

Ciğerimden sevmişim ben İstanbul’u

Elveda Kanlıca’m, Hisar’ım, Küçüksuyum, Çubuklu’m! Elveda yuvam, Beykoz’um!

 (İlçenin köy ve kasabalarını içinden tek, tek sayar)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here