Tüm Türkiye’de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve 10 Kasım Ata’yı anma etkinlikleri çok coşkulu oldu.

Günden güne Cumhuriyetin devrimlerine, Atatürk’e yapılan sözlü yazılı hakaret ve saldırılar ve hatta bu eylemleri; İktidardaki siyasi parti yönetici, devlette görev yapan memurlar tarafından da yapılması; Cumhuriyete ve devrimlerine inanan, onun sayesinde ulus olmanın kazanımlarını, yaşadıklarını, ayrıca da; Devletin kurucu ve kurtarıcısı, dünyanın hayran kaldığı bir lideri, küçümseyici ifadelerle görülmesi, ülkedeki aydın okumuş ve daha da önemlisi, siyasilerden daha ileriyi gören ülkesine sahip çıkan Anadolu halkı tarafından, tüm siyasilere der verir nitelikte çoşkuyla, şefkatle kutlandı. İşte Türk halkının diğer İslam halklarından farkı bu. Atatürk, kurduğu Cumhuriyet ve devrimleri ile halkına armağan etti. Bu halkta, Cumhuriyetine, Atasına sahip çıkarak çağdaş ulus özelliğini ders vererek gösterdi.

Hele muhalefetteki Atatürk’ün partisi sayılan CHP; altı oktan; Devletçilik ve Devrimlerine, hiç mi hiç sahip çıkmadılar.

Özelleştirme adı altında, devletin can damarları, devleti ayakta tutan (fil ayağı) kurumları; fabrikaları, bankaları ve de madenlerini, dış güçlere ve iktidar yandaşlarına peşkeş çekilirken, seyirci kaldılar. Rize’nin Rabia Anası kadar yürekli olamadılar. O Anzer’ini, Cendere Deresini sattırmadı.

Bu kurumlar; devletin gücünün, varlığının simgesidir. Olmazsa olmazıdır. Atatürk ulusal bankaların kurulmasında büyük çaba gösterir, önderlik eder. 1924 İş Bankası, 1930 Merkez Bankası, 1933 Sümerbank ve Etibank, 1935 Denizcilik Bankası. Bu bankalar çoğu Halkbank bünyesinde toplanırken, ortakları ise yabancı devletler ve yandaşlar. Bankalar hizmetin ötesinde, tefecilik, bankerlik konumunda halkı ve devleti soyuyor, yüksek faizli krediler, borçlanma…

Satılan fabrikalarla da ülkede üretim düştü. Bol tüketimli, üretimi olmayan, samanı, eti, buğdayı, nohutu, elmayı, şekeri… satın alan ülke durumuna düştük. Enflasyon mu, dolar, euro, altın yükseliyor mu? Üretimi olmayan her ülkede bunlar yaşanır.

**

Atatürk’ün bugünkü Avrupa ülkelerinin çok ilerisinde, geliştirdiği devrim ve yeniliklerinin sayesinde, Türkiye “ÇAĞDAŞ ULUS” olmanın mutluluğunu yaşıyor. Ne var ki, sağ iktidarlar; 1950’den bu yana iktidarda kalma adına, tarikatlar, şeyhler ve ağaların dümen suyunda yol aldılar. FETÖ en güzel örnek oldu. En büyük yıkımsa eğitimde oldu. 21.yüzyılda, Türkiye’nin Eğitim Sistemi; Cumhuriyet, demokrasi, insan hakları çıkartılıp, çağdaş bilim yerine medrese eğitime hızla geçiş, konuları ve dili ile. İktidar partisi ve sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım Atatürk’ü Anma etkinliklerinde, Türkiye’ye farkı görüntü ve söylemlerde bulundular. Cumhuriyet ve Atatürk’e ters düşmenin yapılan anketler sonucu, kendilerine ve partisine de zarar verdiğini görmüş olmalılar ki; söylem değişikliği yapmaya başladı. Bu başarı da olsa, muhalefetin değil, kamuoyunun isteği sonucu diye düşünüyorum. 15 yıllık iktidarların da, Atatürk ve Cumhuriyetle kavgalı oluşları, ülkemiz ekonomisine, komşularımızla ilişkilerimizde büyük zararlar gördük. Daha da önemlisi, demokrasi, insan hakları yaşamsal değerlerimizde uygar insanlar yürüyüşünde geride kalarak, mesafede iyice geride kaldık.

Demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin ve de kardeşliğin olmadığı yerde yaşamda olmaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here