06 Ocak 2020 tarihli gazetelerin çoğunda; (İ.Ü.) Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3.sınıf öğrencisi SİBEL ÜNLİ’nin intiharını gazetelerde okurken, bir eğitimci olarak duyduğum acı daha da çok farklı oldu. Nedeni ise beni yıktı. Dünyanın 20 gelişmiş ülkelerinin içinde olan Türkiye Cumhuriyeti; 45,5 milyon Suriyeli göçmenlere; 40-45 milyar dolar harcarken, bu göçmenlerin kira paralarını, beslenme, yol ve ihtiyaçlarını karşılarken, üniversitede okuyan çocuklarını farklı imkanlar verirken, Somali, Sudan ve benzeri geri kalmış yoksul ülkelere Kızılay kanalı ile gerekli yardımlar yapılırken. Sınırlara yakın yerlerde büyük yerleşim yerleri ve kamplar kurulduğunu günlük basından öğreniyoruz. Aynı ülkenin kendi öz vatandaşı olan üniversiteli bir kız: “YEMEK KARTIMDA BİR LİRAM KALMIŞ, GİDECEK YERİM YOK, İŞ ARIYORUM” tweeti attığı ortaya çıkınca, 20 yaşında genç kızımızın ölümü sıradan bir ölüme girmiyor aslında. Bu ölümse, Türkiye’nin ayıbı oluyor. Olmalı da. Devlet, öncelikle; kendi halkının, can ve mal güvenliğini, sağlığını, eğitimini ve sosyal haklarını korumakla görevlidir. DEVLETİN EN ÖNCE YAPACAĞI İŞ, KENDİ HALKININ REFAHIDIR.

***

Anadolu’nun çeşitli kentlerinden gelen; ortahalli, fakir, memur ve emekli çocukları; devletten aldıkları 550 liralık burs parası ile yemek, barınma, yol parası ve kırtasiye ihtiyaçlarını giderirken; İstanbul Üniversitesi 31 Aralık’ta “yemekhanelerde artık kahvaltı verilemeyeceğini, indirimli yemek hakkının ise, bir öğünle sınırlandırılacağını” açıklar. Öğrenciler öğün başı 3,5 ödeyecek, ikinci öğün için ise 18,5 TL ödeyeceklerdi.

Öğrenciler, bu kararı protesto ederler. Polis öğrencilerle güç kullanır. Öğrenciler coplanır, yerde sürüklenir ve bazı öğrenciler gözaltına alınır. Olanlarda bu eylemlerden sonra oluyor ki, hiçbir tutanağı olmayan çaresiz kız, dayanamaz zorluklara İNTİHAR eder.

Olaylar basında büyük yankı yaptı. İstanbul Üniversitesi Rektörü verdiği kararı vicdanen değil de, baskı ve yukarıdan gelen emir gereği kararından vazgeçer.

***

Bu haftanın gazetelerinde TBMM’de 7 lokanta var iken, 8.lokantanın ihalesi

11 Milyon TL civarında yapılır.

Son maaşlara yapılan zamlarla Milletvekillerinin maaşları: 22.200 TL. Ayrıca Ocak, Nisan, Haziran, Temmuz, Ekim, Aralık aylarında da birer maaş karşılığı ikramiye alıyorlar. 6 aylık, maaş 12 aya eklendiğinde, bir milletvekili 18 ay maaş alıyor senede. Bir milletvekilinin aylığı 33.300 TL’dır.

Milletvekillerimizin, sekreterleri, telefon paraları, meclisin bütçesinden karşılanırken, üniversitenin alacağı kararda: öğrenciler ikinci öğünde yemeğe 18,5 TL verecekti. Öğrenciler o imkansızlıklar içinde çırpınırken, Meclis lokantasında; Çorba:2 TL, Etli Nohut: 2 TL, Kuru Fasulye:2 TL, Ankara Tava: 6 TL, Soslu Dil Balığı:5 TL, Mantarlı Et Sote:5 TL, İzmir Köfte:5 TL, Kuzu Şiş: 6 TL, Izgara Şiş:5 TL, Dana Kavurma Pilav: 2 TL, Fıstıklı Kadayıf:1 TL. Bu fiyatlar, yeni zamlı fiyatları(2020) internetten alınmıştır. Bunun sırla da alakası yok.

***

1920 yılında, Cumhuriyete geçişimizi sağlayan ilk vekillerimizi okul

sıralarında oturup, görevlerini hiçbir deneyimleri dahi olmadan; savaş halinde, yokluklar içinde yapmışlardır. Meclis salonunda kömür sobası devamlı kurulu haldedir. Yiyeceklerini memleketten getirirlerdi. Bulgur, peynir, pirinç vs… Hali vakti yerinde olanlarsa maaş almıyorlardı. Dünyayı şaşırtan bir Kurtuluş Savaşını kazandılar.  600 yıllık monarşiyi de yıkarak Cumhuriyetimizi kurdular. Bundan sonra dileğim odur ki, tüm üniversite de okuyan öğrencilerimizin, yemek, yol ve kalacakları yurtlardan para alınmasın. Devlet, her okulun kapasitesinde yurtlar yapsın, elektrikten TRT’ye para kesileceğine, o paralar öğrencilere verilsin. TRT, yaptığı reklamlardan alsın.

Saltanatın yıkılmasına yanıp yakılanlar, onların kurduğu ve de beğenmedikleri düzen, şimdi saltanatlarını sürüyorlar geyik derisinden kaplamalı kırmızı koltuklarda.

Bu ülkenin gelirleri, bu ülkenin insanlarının REFAHI için harcansın. Dileğimiz odur devletten…

 

 

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here