Sevgili okurlarım, en kolay yapılan şey eleştiridir. Ben, sizlerle bugüne kadar ülkemizdeki eğitim anlayışını, eğitim sistemiyle ilgili görüşlerimi ve eleştirilerimi paylaştım. Dünyanın göz bebeği sayılan bir coğrafyada yaşıyoruz. Dünya haritasını masanın üzerine koyun ve bir göz gezdirin, bizim kadar şanslı bir ülke var mı? Bunu söylerken tek açıdan demiyorum, her açıdan diyorum. Dünya tarihine baktığımızda, bu topraklar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarım ve toprak verimliliğine baktığımızda, dünya üzerinde kendi kendine yetebilecek çok az sayıdaki ülkelerden biriyiz. Cennet koylarımız, doğal turistik alanlarımız, genç ve dinamik insan yapımız, dört mevsimi yaşayabilen bir coğrafyada olmamız bizi diğer dünya ülkelerinden daha şanslı kılan en önemli farklılığımızdır. Peki, biz bunları yeterince kullanabiliyor muyuz? Ya da başka bir deyişle neden biz bu kaynaklarımızı daha iyi kullanarak insanımızın refah seviyesini artıramıyoruz? Bu refah seviyesinin artmasıyla eğitim arasındaki ilişkiyi sizlerle paylaşacağım. Bu yazımda eğitim-tarım ilişkisini ve burada yaratılacak katma değerin nasıl artırılacağını, bu sürecin nasıl olması gerektiğini yazacağım.

Ülkemizdeki en büyük problem, köyden kente göçtür. Bunun önüne ancak farklılıklarımızı görerek ve buna uygun eğitim politikaları üreterek geçebiliriz.

Ülkemizin iklimi, geniş tarım alanları ve insanımızın geçmişinin tarım toplumuna dayalı olması bizi şanslı kılan en önemli faktörlerden biridir. Babadan kalma tarım uygulamaları, artık günümüzde tarihe karıştığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu sebeple üründe verimlilik ve kaliteyi artırabilmek için yetişmiş insan gücüne gereksinim duymaktayız. Hollanda yüz ölçümü bakımından, sadece Konya ilimiz kadardır. Tarım ve hayvancılık bakımından, ülkemizin toplam tarım ve hayvancılık üretiminden daha çok katma değer üretmektedir. Bu, nasıl olmaktadır?

Kısa ve uzun vadeli eğitim politikalarını belirlerken konuya bu açıdan bakmak gerekir. Tarım alanlarımızın bu kadar geniş ve iklim olarak çok şanslı bir coğrafyada olmamıza rağmen bu alanda yetişmiş insan gücünün az olması, bu konuda bizi oldukça geriye atmıştır.

Bu konuda yapmamız gereken şeyler çok zor değildir. Yapılacak şeylerin konu başlıkları şöyle sıralanabilir:

Tarım ve hayvancılığın yoğun yapıldığı yerlerde, teknolojik donanıma sahip, bu konuda eğitim veren lise ve yüksekokul sayısını artırmak. Bu okuldan mezun olanlara, kendi işlerini yapması için uygun teşvik ve krediler vermek.

Çiftçi kooperatiflerini güçlü hale getirmek ve çiftçinin ürettiği ürünü değerinden pazarlayacak, aracısız serbest pazarlar kurmak.

Çiftçinin kullandığı petrol, gübre, su ve diğer tüm ekipmanlar için vergi muafiyeti ve teşvik edilecek uygulamaları hemen devreye sokmak.

Tarım köylüsünün yaşam kalitesini artırıcı sanat ve sportif faaliyetleri yaygınlaştırmak.

Bu ve buna benzer çok zor olmayan bazı uygulamalar devreye sokulduğu anda durum birden düzelmeye başlayacaktır.

Bu yazdıklarımı yapan örnek bir kasabamızı bir sonraki yazımda sizinle paylaşacağım. Eğer yukarıda yazdıklarımı yapabilirsek köyden kente göç önlenmiş, köylümüzün refah düzeyi artmış olacaktır.

Saygılarımla.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here