Dilimde tüyler bitti benim ama anlaşılan Beykoz Belediyesi’nin Akepe’li yönetimi bir yana, bu konuda muhalefet olarak desteğini beklediğim CHP Meclis grubu da ölüm sessizliği içinde… Yumurta kapıya dayandığında ise elime bir borazan alıp hepsinin yüzüne doğru “buyurun efendiler!” diye haykıracağımı burada ilân ediyorum!

 

Türkiye ve İstanbul ve hatta Beykoz bir deprem riski altındayken ve hatta en son geçenlerde AKP’li bir Bakan, eskiden nispeten daha güvenli ilan ettikleri Beykoz’un riskli bölgelerden biri olduğunu (!) şaşkın bakışlarımız arasında açıklamışken, Belediye’nin hâlâ… hâlâ … hâlâ … ve hâlâ bu konudaki “iş yapmaz” hali artık gerçekten şaşkınlık boyutlarını aşıp kızgınlığa dönüşüyor…

 

Dur, her an bir şey yapabilirler diye 3 yıldır sabırla bekliyorum. Neden 3 yıldır? Zira 3 yıl önce Beykoz Gönüllü Arama Kurtarma üyesi oldum… Daha önce de duyurduğum gibi, bu 3 yıl içerisinde 1 haftalık bir eğitim dışında bir şey yapmadık… Ama ulusal ve yerel basının önünde göz boyayıcı bir şov yapıldı. Manşetler ise şöyleydi: Beykoz depreme hazır! (-mışşşşşşş).

 

Geçtiğimiz Deprem haftası münasebetiyle yakın zaman önce Belediye’den bir yetkili tarafından aranarak, ilgili etkinliğe davet edildim… Ben bu yetkiliye aynen şunu söyledim: “bizi oraya toplayıp medya önünde kalabalık gösterecek, âdeta medya maymunu yapacaksınız sadece… Samimiyetinize inanmıyorum…” Yok canım, estağfirullah dedi karşı taraf tabii; ne diyecek!

 

Susayım diyorum ancak Belediye’deki ilgili yetkili kaşıyıp duruyor. Aynı telefon konuşmasında kendisine de söyledim… “ Ey şey Bey! Sizden gelen mesajlar “mübarek Ramazan ayınızı kutlarım”, “kestiğimiz kurbanlar kabul ola,” “ cumanız mübarek ola…” “selamûn aleyküm, üç ayların ilki Recep ayı İslam âlemi için mübarek olsun…” şeklinde. Kardeşim sen dini kutlamalar yapıyorsun diye, deprem o beklenen yıkıcı gelişinden vazgeçmeyecek… Ve geldiğinde de arama kurtarma gerekecek, ilk yardım gerekecek, sağlıklı haberleşme gerekecek… Önce “ tevekkül” demiş kutsal kitap… Yani bu, hazırlığını yap da, sonra gerisini Allah’a bırak demek… Bu ne aymazlıktır?

 

Beykoz Belediyesi’ne bu konuda içimden söylediklerimi kendime saklıyor ama ayrıca yine ilgili yetkiliden gönderilmiş bulunan dini içerikli mesajı aynen kendisine iade ediyorum: “ Hazret-i Ömer (R.A.) buyurur: Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız. Konuştuğunda doğru söylüyor mu, kendisine bir emanet verildiğinde emanete riayet ediyor mu, dünyaya meylettiği aman helal-haramı gözetiyor mu ona bakınız!” Bu mesajın içeriğinde de belirtildiği gibi, oturduğunuz makamlar size emanet baylar, bayanlar! Ve yeri geldiğinde de sorumlu olduğunuz sahadaki insanların canları da, sağlıkları da size emanet. Namazınız, orucunuz, dini vecibelerinize uyumluluğunuz kimseyi ilgilendirmez. Sizi hizmet edin diye seçtik; hizmetinizi görmek isteriz. Dini duyarlılığınızdaki samimiyet Yaradan ile sizin aranızda. Bizi ilgilendirmiyor…

 

Yani neymiş, dini içerikli mesajları sadece yazmak ile ve sonra da istikrarlı bir şekilde whatsupp ile göndermek ile olmuyor; asıl olan bunları hayata geçirmek…

 

A bu arada… Geçtiğimiz haftalarda Beykoz Belediye Başkanı’nın yerel gazeteciler ile geniş katılımlı bir toplantısı oldu. Bu durumu şifahen kendisine ve kurmaylarına iletmiş olmama ve aradan da birkaç gün geçmiş olmasına rağmen telefonuma Beyfad’daki ilgili yetkili zâttan yeni bir mesaj geldi: “Cumanız mübarek olsun! Duadan unutmayın inşallah”. Ben de bunun üzerine “ Yarab, şu ülkeye sakın ola ciddi bir deprem, bir afet gösterme; durumumuz ortada, mazur gör!” duasını göğe yükseltiyorum.

 

Eklemeden duramayacağım: Bu yazı basılana kadar eklenen son mesajlardan biri de şöyle (21.04.2017 tarihli BEYFAD mesajıdır): “Ey iman edenler sakın mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’a zikretmekten alıkoymasın! Kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. Cumanız mübarek olsun. Duadan unutmayın inşallah.”

 

Beykoz Belediyesi, dalga mı geçiyor? Hele ki bir hazırlıksız yakalansınlar; o mâlum gün gelip çattığında, o zaman bu mesajları gözlerine sokmaktan imtina etmeyeceğim. Âmin!

 

Kalın depremsiz ve de bilimum afetsiz!

 

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here