Darbe girişimi ve
sonrası analizi…

Sevgili okurlarım,
15 Temmuz akşamı gerçekleştirilmeye çalışılan FETÖ ve ABD’nin birlikte yapmaya çalıştığı darbe, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçek mensubu olan Atatürkçü subaylar ve Türk halkının da içinde bulunduğu bir güçle püskürtüldü.

Beykoz’da da 15 Temmuz akşamı FSM köprüsünü işgal eden FETÖ’cü askerlerin ve tankların önüne atlayan Beykozlular tüm Türkiye’de olduğu gibi darbenin önlenmesinde önemli etken olmuşlardır. Bu arada Beykoz’da darbenin acı bilançosu 3 şehit ve yaklaşık 70 yaralı olmuştur.

Masum askerlere linç girişimi…
Darbe girişimiyle öfkeyle sokağa çıkan halk arasında bazı kendini bilmezler bilerek ya da bilmeyerek hiçbir şeyden habersiz bazı Mehmetçik’lerimize linç girişiminde bulundular, içlerinden öldürülenler de oldu. Bu çocuklar üst rütbeli subaylar tarafından tamamen kandırılarak sokağa sürülmüş ve halk ile karşı karşıya getirilmişlerdir. Güvenlik güçlerimizin uyarılarına bile kulak asmadan kendi Mehmetçiğimizi hunharca öldüren bu kişiler de en az o darbeciler kadar suçludur ve mutlaka hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdırlar.

Darbe sonrası “OHAL” ilanı
Darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından hükümet OHAL (olağan üstü hal) uygulamasına geçerek suçluların hızlı bir şekilde yakalanıp adalete teslim edilmesini hızlandırmayı amaç edinmiştir.

OHAL ile birlikte TSK’da ve devletin içinde binlerce subay ve onbinlerce kamu çalışanı FETÖ üyesi gerekçesiyle gözaltına alındı ve bir bölümü tutuklandı.

Cadı avına dönüşmemeli…
OHAL’in ilanıyla hükümetin bu tür tedbirler almaya başlamasıyla birlikte muhalefet partileri ve büyük bir çoğunluk, FETÖ soruşturması bahanesiyle bu gözaltı ve tutuklamaların cadı avına dönmesinden endişeleniyor. Haksız da sayılmazlar. 12 Eylül 1980 ihtilalini incelediğimizde insanların masum komşularını bile “komünist bu” diye ihbar ederek haksız yere hapse atılmalarına ve işkence görmelerine neden oldular. Onun için Cumhurbaşkanı Sayın ERDOĞAN’ın iş camiasına seslenerek “bu FETÖ’cüleri ifşa edin” demesi halk tabanında yanlış anlaşılabilir. Yani herkes sevmediği insanı FETÖ’cü diye ihbar edip gerçeğin anlaşılana kadar insanlar mağdur olabilir.

Demokrasi nöbetleri…
Darbe girişimiyle birlikte insanlar sokaklara fırlamış ve darbeye karşı durmuştur. Darbenin önlenmesinin ardından yaklaşık 1 ay boyunca tüm Türkiye’de halk sokaktan çekilmemiş ne bir nevi demokrasi nöbeti başlatmıştır. Bu arada milyonlar meydanlarda darbeye karşı protesto gösterilerinde bulunurken, FETÖ’nün dışında PKK ve IŞİD gibi hain terör örgütleri provokatif eylemler gerçekleştirmemişler ve bir facianın daha önüne geçilmiştir. Tabi bu arada emniyet kuvvetlerini de tebrik etmek gerek.

Boşalan devlet kadrolarına yine aynı yanlışla başka cemaatler yerleşmesin…
Darbe girişiminin ardından işlerinden açığa alınan ve uzaklaştırılan onbinlerce kamu çalışanının yerine yeni insanlar alınacağı ve hatta bunların bir kısmında KPSS şartı aranmayacağı söyleniyor. O zaman şu hususa dikkat etmek gerekiyor. Bu FETÖ denen hain örgüt yıllarca “cemaat” adı altında devlet kadrolarına önceki hükümetler ve son 14 yılda da bu hükümet tarafından alınırken liyakat ve ehliyet dikkate pek alınmadı. “Bizden olsun da ne olursa olsun” mantığı güdüldü.

Tek kurtuluş Atatürk yolu ve felsefesidir…
Umarız bu yanlışlar bir daha yaşanmaz, mevcut ve bundan sonraki hükümetler ülkemizin çıkarlarının yalnız ve yalnız Atatürk ve ilkelerinin benimsenmesi sayesinde gerçekleşebileceğini ve bir daha ülkemizin geleceğini bu tür karanlık cemaatlerin eline teslim edilmemesini aynı zamanda TSK’nın yapısının derhal düzeltilmesi gerektiğini bu ordunun hepimize lazım olduğunu hatırlatırız.

Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla anar
30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutlarım…

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here