DEMOKRASİ VE ÇAĞDAŞLIKTAN KAÇIŞ
Osmanlı Devleti; Rönesans ve Reformdan 400-450, Fransa İhtilalinden de 50 sene sonra 3 Kasım 1839 yılında, Gülhane Fermanı ile, geçte olsa aydınlanmanın(batılılaşma) kapısını aralamaya başlar. Bu hareket, halk tarafından olmamıştır.

Saraya; müzik, resim öğretmenleri getirten; kendisi de resim yapan padişah Abdulmecittir. II. Mahmutla başlayan yenilik hareketleri, Abdülmecit’le batılılaşma; Gülhane Fermanı, ülkedeki azınlıklara ve tüm insanlara, özgürlükçü demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, eşitliği getirir ki, bu nefes alış; Osmanlı Devletinde, üç kıtadan milletvekilleri seçimine taşır. 1876 yılında Suriye’den, Libya’dan, Balkanlardan ve Anadolu’dan 69 Müslüman, 46 gayrimüslimlerden 115 kişilik; ilk Meşrutiyet hükümeti de kurulur ki; artık milletinde temsilcisi sarayda söz sahibidir. Bugün ki AKP iktidarının yere göğe sığdıramadığı II. Abdülhamid Han, bu meclisi ancak 2 yıl tahammül eder. 1878 yılında Ruslarla savaşı bahane ederek meclisi fesheder.

İkinci Meşrutiyette, İttihat ve Terakkilerin baskısı ile 1908 yılında tekrar kurulsa da; Osmanlı Devleti artık çöküş noktasına gelmiştir ki, 1918 yılında Mondros Mütarekesi, aslında Osmanlı Devletinin yok oluşudur. Günümüz siyasileri, Osmanlıdan söz ederken, cihan devleti diye göklere çıkarıyorlar. Mondros Mütarekesinin 18 maddesinin en ağırı, Orduların dağıtılması, silahlarının da İngilizlere teslimidir ki, bir sene sonra da işgaller başlar. İngilizler İstanbul’u, Yunanlılar İzmir’i işgal ederler.
***
1921 Anayasası, arkadan; Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1924 Anayasası hazırlanır ki, bu anayasa uygar dünyanın kullandığı anayasadır. İçinde; özgürlüğün, eşitliğin ve kardeşliğin de bulunduğu, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü, daha da önemlisi; Avrupa devletlerinde de olmayan kadın haklarını da içine alan medeni kanunların en iyisini yapma maharetini de barındırmıştır. 600 yıllık Osmanlı da adı hiç geçmeyen, uygulaması olmayan, laiklik, modern ve çağdaş, bilimsel eğitim, hastaneler, yollar, fabrikalar, ülkenin yeni baştan yapılanması… Bu hamleler… o günün koşullarında… Fakir, yılların savaş yorgunu halk… Nasıl bir başarı? BİR MUCİZEDİR bu işler! …

Atatürk o günleri İsmet Paşa’ya bir mektubu, kısa bir bölümünü aktaracağım…

……..Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temellerimiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman geç kalmıştı. Cumhuriyete uygun bir anayasaya ihtiyaç var. Bu zor durumdan nasıl çıkabileceğini gösteren, NE BİR ÖRNEK VAR ÖNÜMÜZDE, NE DE BİR DENEY…

…..Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte bulacağız. YOKSUL VE ESİR ÜLKELERE ÖRNEK OLACAĞIZ.
Allah yardımcımız olsun.

GAZİ MUSTAFA KEMAL
30 Ekim 1923
***
Türk ulusu 7 düvele, aynı zamanda da, saltanat ve hilafete karşı gelerek, ülkesi ve özgürlüğü içinde kazandığı Cumhuriyet ve kazanımlarına 100 yıldır sahip çıkmakta ve korumaktadır.

Son yıllarda; Cumhuriyet, laiklik, devletin üç temel ilkesi,

Yasama-Yürütme-Yargı her yerde, her alanda tartışılır ve daha acısı tenkit edilir, gereksiz hale getirilir oldu.

Siyaset; devletin bütünlüğü, halkların özgür ve mutlu yaşam seviyesine, insanları çıkartmak ve yaşatmak için yapılır. Ve de yapılmalı. Özgürlükleri kısıtlamak ve insanları ayrıştırmak için yapılan siyaset ve eylemlerin ülkelerde yokluk, sefalet ve dağılmalarla sonuçlanmıştır. Bu örnekleri Coğrafyamız ve Yugoslavya halkı yaşadı geçmiş yıllarda.

21 Ocak 2017 günü Meclis; AKP-MHP milletvekillerinin iştiraki ile 339 oyla yeni anayasanın 18 maddesine kabul oyu vererek, Cumhuriyetin 3 temel erki olan Yasama-Yürütme-Yargı erklerini bir kişinin(Başkanın) yetkisine devri; Cumhuriyete, Cumhuriyetin devrimlerine ve o ülkenin halkına mutluluk getirmeyecektir.

Mecliste tartışılan, yasaları yapmakla görevli olan vekillerimizin de, kendilerine oy veren bireylerin haklarını ve özgürlüklerini bir çırpıda yok ederek, Cumhuriyeti 21 yüzyılda Meşrutiyete çeviren ilk meclis ünvanına sahip oldular.

Çağdaş Sosyal Hukuk Devleti yerine, parti devleti getirilmesinin çalışmaları, Şark Usulü Meclis Kararı olmalı bunlar….

DEMOKRASİ VE ÇAĞDAŞLIKTAN KAÇIŞ

Osmanlı Devleti; Rönesans ve Reformdan 400-450, Fransa İhtilalinden de 50 sene sonra 3 Kasım 1839 yılında, Gülhane Fermanı ile, geçte olsa aydınlanmanın(batılılaşma) kapısını aralamaya başlar. Bu hareket, halk tarafından olmamıştır.

 

Saraya; müzik, resim öğretmenleri getirten; kendisi de resim yapan padişah Abdulmecittir. II. Mahmutla başlayan yenilik hareketleri, Abdülmecit’le batılılaşma; Gülhane Fermanı, ülkedeki azınlıklara ve tüm insanlara, özgürlükçü demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, eşitliği getirir ki, bu nefes alış; Osmanlı Devletinde, üç kıtadan milletvekilleri seçimine taşır. 1876 yılında Suriye’den, Libya’dan, Balkanlardan ve Anadolu’dan 69 Müslüman, 46 gayrimüslimlerden 115 kişilik; ilk Meşrutiyet hükümeti de kurulur ki; artık milletinde temsilcisi sarayda söz sahibidir. Bugün ki AKP iktidarının yere göğe sığdıramadığı II. Abdülhamid Han, bu meclisi ancak 2 yıl tahammül eder. 1878 yılında Ruslarla savaşı bahane ederek meclisi fesheder.

 

İkinci Meşrutiyette, İttihat ve Terakkilerin baskısı ile 1908 yılında tekrar kurulsa da; Osmanlı Devleti artık çöküş noktasına gelmiştir ki, 1918 yılında Mondros Mütarekesi, aslında Osmanlı Devletinin yok oluşudur. Günümüz siyasileri, Osmanlıdan söz ederken, cihan devleti diye göklere çıkarıyorlar. Mondros Mütarekesinin 18 maddesinin en ağırı, Orduların dağıtılması, silahlarının da İngilizlere teslimidir ki, bir sene sonra da işgaller başlar. İngilizler İstanbul’u, Yunanlılar İzmir’i işgal ederler.

***

1921 Anayasası, arkadan; Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1924 Anayasası hazırlanır ki, bu anayasa uygar dünyanın kullandığı anayasadır. İçinde; özgürlüğün, eşitliğin ve kardeşliğin de bulunduğu, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü, daha da önemlisi; Avrupa devletlerinde de olmayan kadın haklarını da içine alan medeni kanunların en iyisini yapma maharetini de barındırmıştır. 600 yıllık Osmanlı da adı hiç geçmeyen, uygulaması olmayan, laiklik, modern ve çağdaş, bilimsel eğitim, hastaneler, yollar, fabrikalar, ülkenin yeni baştan yapılanması… Bu hamleler… o günün koşullarında… Fakir, yılların savaş yorgunu halk… Nasıl bir başarı? BİR MUCİZEDİR bu işler! …

 

Atatürk o günleri İsmet Paşa’ya bir mektubu, kısa bir bölümünü aktaracağım…     

 

……..Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temellerimiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman geç kalmıştı. Cumhuriyete uygun bir anayasaya ihtiyaç var. Bu zor durumdan nasıl çıkabileceğini gösteren, NE BİR ÖRNEK VAR ÖNÜMÜZDE, NE DE BİR DENEY…

 

…..Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte bulacağız. YOKSUL VE ESİR ÜLKELERE ÖRNEK OLACAĞIZ.

Allah yardımcımız olsun.

 

GAZİ MUSTAFA KEMAL

30 Ekim 1923     

***

Türk ulusu 7 düvele, aynı zamanda da, saltanat ve hilafete karşı gelerek, ülkesi ve özgürlüğü içinde kazandığı Cumhuriyet ve kazanımlarına 100 yıldır sahip çıkmakta ve korumaktadır.

 

Son yıllarda; Cumhuriyet, laiklik, devletin üç temel ilkesi,

 

Yasama-Yürütme-Yargı her yerde, her alanda tartışılır ve daha acısı tenkit edilir, gereksiz hale getirilir oldu.

               

Siyaset; devletin bütünlüğü, halkların özgür ve mutlu yaşam seviyesine, insanları çıkartmak ve yaşatmak için yapılır. Ve de yapılmalı. Özgürlükleri kısıtlamak ve insanları ayrıştırmak için yapılan siyaset ve eylemlerin ülkelerde yokluk, sefalet ve dağılmalarla sonuçlanmıştır. Bu örnekleri Coğrafyamız ve Yugoslavya halkı yaşadı geçmiş yıllarda.

               

21 Ocak 2017 günü Meclis; AKP-MHP milletvekillerinin iştiraki ile 339 oyla yeni anayasanın 18 maddesine kabul oyu vererek, Cumhuriyetin 3 temel erki olan Yasama-Yürütme-Yargı erklerini bir kişinin(Başkanın) yetkisine devri; Cumhuriyete, Cumhuriyetin devrimlerine ve o ülkenin halkına mutluluk getirmeyecektir.

 

Mecliste tartışılan, yasaları yapmakla görevli olan vekillerimizin de, kendilerine oy veren bireylerin haklarını ve özgürlüklerini bir çırpıda yok ederek, Cumhuriyeti 21 yüzyılda Meşrutiyete çeviren ilk meclis ünvanına sahip oldular.

               

Çağdaş Sosyal Hukuk Devleti yerine, parti devleti getirilmesinin çalışmaları, Şark Usulü Meclis Kararı olmalı bunlar…. 

                                                                                                             

 

 

 

 

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here