DENİZ GEZMİŞ,

RODRİGO’NUN GİTAR KONÇERTOSUNU SEVERDİ

            Bizim gençliğimizde; 60-65’li yılların başlarında “Drama Köprüsü” ve “Gençlik Marşı”nı söylerdik, birkaç kişi bir araya geldiğimizde, keyifli zamanlarımızda. O yılların, biz gençleri; bağımsızlıktan yana olup, Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerine karşı çok duyarlıydık. Köy Enstitüleri kaynaklı oluşumuz, gerici zihniyetlere ve sağ iktidarlara karşı barışık değildik. Demirel ve iktidarı, Menderes’ten kalan emperyalizme hizmetini devam ettirirken, ulusalcı solcu gençlere vatan haini teröristler gözüyle bakıyor, anında müdahale ediyorlar, kendimizi karakolda veya savcılıkta buluyorduk. 12 Mart 1972 askeri müdahalesi, bir tsunami gibi, Türk Sol gençliğini sildi süpürdü. Bizlerden sonra gelen gençler;  Denizlerin Mahir Çayan’ların kuşağı oldu. En büyük faturayı da onlar canları ile ödediler.

Her Mayısın altısı geldiğinde; yüreğimin içinde bir kuş kımıldar, çırpınır çırpınır ve acılar içinde ölür ve susar.

O günün koşullarında, ulusalcılık, büyük suç işlemiş suçlar sınıfına girerdi. Gerçi şimdi de öyle ya.

Ulusalcı sendikaların karşısına; hükümet, milliyetçi adı altında, sendikalar, dernekler kurdurdu. Milliyetçi Öğretmenler Sendikası, Milli Türk Talebe Birliği gibi. Ulusalcı gençlerin karşısında Milliyetçi Sağcı gençleri çıkardılar.

Amerika’nın gözdağı vermek için İstanbul’a demirleyen 6.Filosuna karşı gelen gençler birer birer toplanıyor. Filoyu kıble yapıp namaz kılan Milli Türk Talebe Birliği, devlet tarafından korunuyor, taltif edildi. Kurtuluş Savaşı’ndaki senaryoyu tekrar yaşar olduk. Emperyalizme karşı olanlar, işbirlikçi olanlar “Kuvvacılar” “Hilafetçiler” gibi.

Türkiye’nin Ali Elverdileri, Sadi Koçaşları, Evrenleri, ulusalcı gençleri vatana ihanetten kurşunlara dizdiler, iplerde sallandırdılar. “Ne yani, asmayıp ta besleyelim mi?” diye övünerek beyanatta bulundular. Denizlerin idamları mecliste tartışılırken oylamada; iki elini kaldırarak “EVET” der. Biz bugün, buralara bunları yaşayarak gelmiş olduk. Bunlar, Türkiye’de yaşanırken; İspanya’da, Franko, Şili de Pinoşe’de kendi halkına ve solcu gençlerine işkence yapmadan geri kalmıyordu.

Franko İspanya’da “RODRİGO’yu” Pinoşe Şili de Victor Jara’yı yok etti

**            İşte Deniz Gezmiş’in idama giderken son isteği olan; “RODRİGO’NUN GİTAR KONÇERTOSU”nu yerine getirmeyen infazcıların niyetlerini bilen; hücrelerinde birbirleri ile iletişimleri olmayan, Yusuf ASLAN, Hüseyin İNAN’a “AYAN” olur sanki, o efsane böyle başlar, böyle biter, 5 Mayısı 6 Mayısa birleştiren Hıdırellezin şafağında, bir çigan müziği, bir çingene kadının çığlığı, bu sefer hüzün duyulmayacak gecenin içinden tan vakti. Avına uçan bir baykuşun kanat çırpınışından daha da sessiz. Biraz sonra güneşin doğması yerine; üç parlak yıldız batacak ve üç masum ruhlar uçacak sonsuzluğa özgürlükler adına…

**            Devrimciler denince, tüm dünyanın devrimcilerini de yad ederim. Bu uğurda, her ulustan, tarihin her çağında, zalimler, diktatörler olmuşsa, onlara başkaldıran kahramanlarda olmuştur. Taa Pir Sultan’dan başlarlar sürüden koç seçmeye. Dadaloğlu, Denizler, Çayanlar…

Bolivya; Che, Simon Bolivar, Şili; Viktor Jara, Meksika; Zapata, İspanya; Rodrigo… gibi devrimci ve sanat.ılar yetiştirmiş. Dünyanın aydınlanmasında hizmetleri olan BÜYÜK FİL AYAKLARIDIR.. Dünyayı bu devrimciler taşır omuzlarında…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here