Diline dolanıveren bu hareketli Azeri şarkısındaki gibi, “hoppala” dedirtir dönen devran…

Şehirleri mahalleleri güzel kılan yalnız çehresi değil, dostlarımız, komşularımız, sevdiğimiz  insanlarıdır aynı zamanda. Mualla Ablamızın olmadığı bir Paşabahçe vardır artık.  Güler yüzü, dostluğu gönlümüze yer etmiş Atatürkçü Düşünce Derneği Beykoz Başkanımız Mualla Sertdemir’i özlüyoruz. Yüreğinde Atatürk dövmesiyle ebediyete yürüdüğü onuru ile anıyoruz…. Devran dönecek  Anayurt örülecek yine Sertdemir’lerle. İnanıyoruz…

Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Caddesindeyim. Porsuk Çayı’na bakan kısmındaki parkta yeni konmuş olan ve caddeye adını veren namlı pehlivanımızın heykeli yakışmış.

Tesadüf odur ki akşam babamın izlediği TV’deki spor programında  güreş var. 656. Kıkpınar Yağlı Güreşleri. Cazgırın manileri ile başlanmakta müsabakalara. Olmazsa olmazı Kıkpınar’ın. Renkli,  güzel bir gelenek. Okuyalım eskilerden bir örnek:

Pehlivan pehlivan
İşte meydan işte pehlivan,
Analar çeker zahmeti
Babalar bilir kıymeti
Hepimiz Muhammed’in ümmedi
Gurur duyup gögsümüzü kabartan
Türk gücünü kıtalara tanıtan,
Marşımızı defalarca dinleten
O yigitler nerede, nerede kaldı o güreş
Yaşar’lar, Celal’ler, Gazanfer, Ali
Minderde yenemezdi kimse Türk’leri

İstanbul’dan gelir Tatar,
İnci alıp, cevahir satar,
Pehlivan dedigin, rakibini
Ahmet Aganın donbayı olsa atar.
Bazı sirkelerin dibine çökmüstür tortusu,
Var olsun dünya yüzünde kahraman Türk Ordusu.

İki yigit çıktı meydane
Her ikiside birbirinden merdane.
Biri hare, biri kare,
Avrupa sarayı yıkıldı oldu harap
Kaptan kafa hükmetti parmaksız koca arap

Ona bile kalmadı bu meydan
Size de kalmaz bu meydan…

Ancak bu seneki mani fazla yağlı. Vali Bey’den başlayıp Belediye Reisi’ne uzanan bir güzelleme desek daha doğrudur. Kısa kes Aydın olsun dedirtirken ardı arkası kesilmiyor. Güzellemenin büyüğü yükseldikçe yükseliyor. Sıcakta  dil de esniyor demek ki elektrik telleri misali. ‘Aleme verir talkını, kendi yutar salkımı’! Kızılcıklı duysa,  bir elense çekerdi herhalde!

(*)19 Eylül 1933 gecesi İstanbul’da Maksim Gazinosu salonunda yapılan Türkiye-İtalya milli güreş karşılaşmasının radyodan naklen yayınını Dolmabahçe Sarayı’nda ilgiyle izleyen Atatürk, heyecanını yenememiş ve müsabakaları görmek üzere beraberindekilerle birlikte kalkıp Maksim’e gelmiş.

Atatürk’ün salona girişiyle, minderdeki güreş de durmuş.  Bu sırada minderde Arabacı İsmail güreşiyordu Atatürk, salonu pek sıcak bulmuş ve onun emriyle bütün pencereler açılmıştı Bundan sonra güreş kaldığı yerden devam etmiş ve Arabacı İsmail, İtalyan rakibini sayıyla yenmişti. Bundan sonra sıra, Saim Arıkan’ın İtalyanların en ünlü güreşçilerinden biri olan büyük şampiyonları Lombardi ile yapacağı maça gelmişti. Bu maçı da Saim Arıkan’dan dinleyelim:

” Sıra bana gelmişti Heyecanım son haddini bulmuştu Gongun bir an önce vurmasını bekliyordum 72 kiloda karşımdaki rakip de İtalya şampiyonu ve Avrupa ikincisi olan meşhur Lombardi idi. O zamanki güreşler onar dakikalık iki devreden ibaretti, yirmi dakika sürerdi Nasıl güreştiğimi hatırlamıyorum Fakat sonradan bana anlattıklarına göre, fırtına gibi güreşmişim; adeta kedi fare ile oynar gibi oynamışım Lombardi ile Atatürk güreşe kendini o kadar kaptırmış ki, heyecandan yerinde duramıyormuş Hayatımda bundan daha zevkli, bundan daha heyecanlı bir şey gördüğümü hatırlamıyorum, diyormuş hep Maçın daha birinci devresi bitmeden; 9 dakika 30 saniyede İtalyan’ın sırtını mindere yapıştırdım Aynı anda İtalyan’ın üzerinde iken, başımı çevirip Atatürk’e baktım O koca adam, o kahraman kumandan ayakta, ellerini havaya kaldırmış, “Yaşa Saim!” diye bağırıyordu. Benim için bundan daha büyük mükafaat, bundan daha unutulmaz bir an olabilir miydi ? ”

Görüldüğü gibi güzelleme yok, milyon Eurolar yok. “Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” diyen Atatürk’ e nazire yapar gibi devran. Devran fon devri. Fonlanma devri. Kim nasiplenebilirse. Sporda para maraton koşusu yapıyor. Program başına 70 Bin TL.  alan Hakan Şükür’ün parası milletin cebinden çıkmadı mı? Ya ‘imparator’ Fatih Terim’in 600 Bin TL’lik  Milli Takımlar Teknik Direktörlük aylık maaşı? Ve 3,5 Milyon Euroluk tazminatı? Ve 15 ay boyunca her ay ödenecek olan 1 Milyon 393 Bin TL. lik işsizlik maaşı? ”Hangi imparatorlukmuş bu” diye soruyor insanlar sokakta. Bir memurun 3000 TL. Aldığını düşünürsek 200 memurun maaşına eşdeğermiş meğer maaşı.

(Sınıfa kızınca “Kendinizi Cemile Cevher mi sanıyorsunuz” diyen Fizik öğretmenimizin kulakları çınlasın)

Şimdi okullarınızı sorgulayın. Birilerine oluk oluk para akıtılırken çocuklarımıza ne veriliyor? Kayıt parası ve aidat istenen devlet okullarında Spor öğretilmeyen beden eğitimi dersleri, enstrümansız müzik odaları, deney yapılmayan laboratuvarlar… Cihat dersi, Arapça dersi, Atatürk’süz müfredat! Koftiden eğitim. Çocukların durumunu sınav sonuçları gösteriyor zaten. Çare Drogba!!! Yok Değil. ‘Ensariler’den gelecek. Çocuklarımızı eğiteceklermiş. Peki Milli Eğitim ne yapacak? Öğretmen mi atayacak sadece? Aslında Birlik Vakfından da kurslar için ücret karşılığı öğretmen tahsis edilecekse geleceğe dair öğretmen atamalarına da gerek mi kalır?

Anneler, babalar. Çocuklar çocuklarımız önce bizimdir. Ama ülkemizin geleceğidir. Top sizdedir artık. Ceza sahasındasınızdır. Sarı kart kırmızı kart cebinizdedir artık. İş işten geçince  okul kapısı önünde birbirinizle yapacağınız yakınmalar ‘tabutta röveşata’ olur.

Şanlı Türk Ordusu’nun ve Türk Milleti’nin  kurtuluş destanını yazıp, özgürlüğümüzü tüm dünyaya çivilediği 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun. Her nerede isek bayraklarımızla Milli Bayramımıza koşalım, marşlarımızı okuyalım, çocuklarımıza okutalım.

(*) Atatürkinkılapları

*Değerli Beykoz Halkımızdan Türkiye Cumhuriyet’imizin Kuruluş ve Büyüme dönemine dair sahip olunan her türde ‘bilgi, belge, resim, fotoğraf, karikatür, ses ve görüntü kaydı, giysi, aksesuar gibi nesnelerin ilçemizde yürütülecek proje kapsamında değerlendirilmeleri amacı ile dernek şubemize iletilmesini rica ederiz.
İletişim: ckdbeykoz@hotmail.com      

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here