24 Haziran seçim çalışmaları; diğer yapılan seçimlere göre, çok farklı geçiyor. Türkiye kıpır kıpır, yerinde durmayan bir halk hareketi, mitingler olağanüstü. CHP’nin adayı Muharrem İnce, tüm mitingler de çok coşkulu, meydanlara insanlar sığmıyor. CHP, 1970’li yıllarda ki KARAOĞLAN coşkusunu yakaladığı gibi, geçiyor bile. Tüm söylemleri hayatın içinden, halkın günlük yaşamının kesitlerini, halkın anlayacağı dille anlatıyor. Muharrem İnce, CHP’nin 100 yıllık geçmişinde, halktan kopukluğunu bu seçim meydanlarında halka sundu. Onlara birebir dokundu. 100 yıllık sağ iktidarların; ülkeyi geriye götürdüğünü, en zengin topraklarda yaşadığımız halde, hala yokluk içinde yaşadığımızı, ulusal gelirlerin, adilce paylaşılmadığını, bu gelirleri belli kesimlerdeki belli %2’lik kişilerin kullandığını, çok güzel anlattı. Güzel yakaladı rüzgarın yönünü. 90 yıllık Cumhuriyet döneminde, tüm hükümetlerin 178 milyar dolar dış borçla para harcandığını, bu para ile ülkedeki tüm devlet fabrikaları(şeker, demir, mensucat vs.), karayolları, demiryolları, köprüler, barajlar yapıldığı üç baraj Keban, Karakaya, Atatürk Barajı. Boğaz Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de dahil. 2002-2018 yılları arasında ise AKP döneminde 2 trilyon 93 milyar dış borç kullanıldığı, köprüler ve şehir hastahanelerinin ise, yap işlet devret modeli ile yapıldığını(geçiş kotalı ve hasta kotalı) bu tesislerin halka yük olan tesisler olduğunu, eğitimin çöktüğünü, kaliteli okullarla gençleri daha ileriye taşıyacağını, her yıl onbin öğrenciyi yurtdışına, akademik eğitim için göndereceğini, tüm halkın devletin sosyal yardımından faydalanacağını israfın önleyeceğini, ADALET, KARDEŞLİK ve BARIŞ’ın tekrar sağlanacağını, başkanlık sisteminden, parlamenter sisteme tekrar döneceğini açık dille anlatması Muharrem İnce’nin çıtasını yukarılara çıkardı. Halk Muharrem’e inandı. Muharrem İnce korkmadan her şeyi anlatıyor, halk ile içi içe, kucak kucağa, bütünleşen bir lider.

Meral Akşener, Tansu Çiller’den sonra siyasete cesur adımlar ve söylemler yaparak Türk halkını kendine çekmeyi çok güzel başardı.

“Parti devleti yaşıyoruz. Devleti, parti devletinden kurtaracağım. Kuleli Askeri Lisesini ve Harp Okullarını tekrar açacağım.” Buna benzer söylemlerle halkın beğenisini kazandı. Merkez sağ görüntüsü ve kadın oluşu ile de kadınları yanına çekmeyi başardı. Ve çok cesur.

Temel Karamollaoğlu; Türkiye’de bir “DİP DALGA” oluştu sözlerinin sahibi. “Ben İslamcı değilim; ben Müslümanım” diye kendini tanıtmaya çalışan Karamollaoğlu, “Eğer biz İslam’dan bahsedeceksek, her şeyden önce, adalet ve güzel ahlak gelir. Tayyip Bey, halkı kutuplaştırarak başarı kazandı” Bu gibi sözleri, halk tarafından “Bilge” başkanlığını kazandırırken, iktidar partisini de çok hırpaladı. Çünkü AKP’de Milli Görüş’ten gelen bir parti.

HDP Başkan Adayı Selahattin Demirtaş, tutuklu olduğu için, pek ileri derecede söylemlerde bulunmasa da “Seni Cumhurbaşkanı yaptırmayacağız” diyerek, Cumhurbaşkanı ile restleşti. Selahattin Demirtaş HDP’yi, Türkiye partisi yapmak isterken, Öcalan Kandil ve HDP içindeki Şahinler bu fikre hep karşı çıktılar. Selahattin Demirtaş bu bedeli hapiste yatmakla ödüyor sanırım.

Kürt sorunu, emperyalistlerin, bu topraklarda olmasını istediği bir sorun Muharrem İnce, Diyarbakır mitingindeki kürtlere, “Bu sorunu, Kürtler ve Türkler ele ele vererek çözecek.” diyerek, çözümü çıkmazdan kurtarmak istedi.

***

Bu seçim, Türkiye’nin birlik ve beraberliğe, özgürlüğe, adalete, kadın haklarına ihtiyacının çok duyulduğu bir seçimin doğum sancılarını yaşıyor. Aynı zamanda DİPTEn GELEN DALGA kavgadan ayrışmadan usanma ve tekrar bütünleşerek ulus olmanın heyecanı diye düşünüyorum.

Fenerbahçe Kulübü seçimini Ali Koç’un 20 yıllık Aziz Yıldırım gibi yenilmez başkanı %400 farkla indiren dalganın ta Gezi Parkından bu yana Tsunamisi olsa gerek. Türkiye’den bir Mustafa Kemal geldi ve geçti. O kişiyi bu büyük ulus ATATÜRK yaptı. Ali Koç’ta “Atatürk’ün yolundayız. Atatürk’ün yolu yolumuz olacak. (…) Önemli olan, onun yolundan kimin yürüdüğüdür.”

Beyaz Devrimi Ali Koç başlattı ki; Ezeli rakipler Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş kulüp yöneticileri dostluk, barış ve kardeşlik toplantısı yaparak Türkiye’ye çok güzel mesajlar veriyorlar.

 

Büyük değişimlerin ayak sesleri, bir yerde değil, tüm Türkiye’de duyulmaya başlandı.

***

Sanal öykülerle, dış güçlerin destekli yalanları ile, 1950’den bugüne taşıyan sağ iktidar ve siyasilerin, meydanlarda söyledikleri yalanlar artık itibar görmüyor. Dini söylemlerle iktidar olup, devlet yönetenler, 21.yy’da ülkenin zenginlik kaynaklarını halka değil, yandaşına peşkeş çektiğini artık görmeye başlamış oldu ki; emekten söz edenlerin etrafında daha çok kitlesel kalabalık görülüyor.

Bu seçimde artık, türban, imam hatip lisesi söylemleri hiç mi hiç duyulmadı. Çünkü hepsi boş çıktı sonuçta. AKP’den Şamil Tayyar güzel anlattı. Temel Karamollaoğlu gibi “Altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet”

İnsanlar, çocuklarını, imam hatiplere değil, düz liselere, fen liselerine, kaliteli eğitimi olan, felsefe, mantık, fizik, matematik, güzel sanatların uygulandığı okullarda okutmak istiyor. Camileri CHP’liler ahır yaptı diyen AKP’liler, şimdi parti bayraklarını, posterlerini, camilere türbelere asarak Şamil Tayyar’ı doğrulamış oluyorlar. Daha söyleyecek sözleri kalmadı, yalanları da tutmadı. Deniz bitti anlayacağınız.

***

Kaynağını Atatürk’ten alan DERİNLERDEN GELEN DİP DALGA, Gezi Parkı Destanının sonucu olsa gerek ki, bütün Türkiye el ele vererek Aydınlığa çıkan yolda Barış adına, kardeşlik adına, insan gibi yaşamak adına, birlikteler; Türki ile Kürdi ile, alevisi ve sünnisiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here