Hiç birimiz güvende değiliz.

Bu hissiyatla, en güvenilir kişiler bile kimliklerini kaybedebilir mi?

Güvenilmez kimliğe sahip kişi ne derece adileşebilir peki?

Bütün etik değerleri geri kazanmak mümkün olabilir mi?

Hayatlarımızda kategorize edilmiş kavramlar anlamını birer, birer kaybediyor. Önceden adı konmuş her şey yeni bir adla farklı bir anlayışmış gibi önümüze sunuluyor. Bana göre değişim ya da yenilenme bu değildir. Eskinin adını ve içeriğini çarpıtmak gelişme hiç değildir. Gelişme ileriye gitmektir, üzerine bir şey koymak, fikri, eylemi, mesele her ne ise onu büyütmektir.

Dünyada var olan herkes ve her şey kurulu bir düzenin parçası… Keşfedilmiş hiçbir şeyi yeniden keşfetme şansımız yok. Sanatı yeniden keşfetme şansımız yok, ancak çeşitlendirebiliriz. İlk keşfedilen üzerinden hareketle yeni biçimlendirmeler yapabiliriz. Yaptığımız biçimlendirmenin adı her ne olursa olsun temel adı sanat olarak kalacaktır.

Bilim ve ilim de dahi durum böyledir. Elektriği yeniden keşfetme şansımız yok, ancak çeşitlendirebiliriz. Bir saniye bile elektriksiz kalma olasılığını ortadan kaldırmak mümkün olsa da uygulamaya yeni bir isim konsa da elektriğin keşfi üzerinden bir gelişme olacaktır bu.

Keşfedilmiş olandan yola çıkılarak yeni keşifler yapılabilir, temel formüle (deney, gözlem, hipotezler, tahminler, tutarlılıklar neticesi kuramlar ve sonuçlar) sadakat esastır. Bilimde bile önce merak etme ve hayal etme unsurları vardır; Sanatta olduğu gibi sistematik bir formdadır bilgi. Bilgi edinme, bilgiyi sentezleme, felsefeyle iç içe bir ilerleyiş, tarihçilerle günümüze kadar aktarım. Tüm bunlara rağmen hala ulaşılamamış birçok bilgi…

Toplumlar ve kültürler için de genel olarak durumun benzer olduğunu söyleyebiliriz. Elbette erozyona uğramış durumlar gözlemlenebilir. Temel olarak kalanlar yine kalır. Aslolan ülkelerin tarihlerinde yer alan unsurların, özelliklerin ne kadar korunup korunamayacağıdır. Temel insanlık anlayışına uygunluğudur.  İnsanlığa aykırı hiçbir kültürü, inancı, anlayışı, uygulamayı kabul etmiyorum. İyileştirilip yeniden şekillendirebilir halk bunu. Burada halkın yine temel olarak bilgi düzeyi önemli bir mevzuudur.

Bilimden, felsefeden, tarihten, sanattan uzak bir toplumda herhangi bir gelişme görmek mümkün olabilir mi?

Sadece bağnaz bir inançla dolu olan bir topluluk inancın gereğini ne kadar yerine getirebilir ki?

Yanlış edinilmiş din bilgisi inancı gölgelemez mi?

İnanç nedir peki? Neyedir inanç? Ne içindir? Kimedir? Kim içindir?

Bireyler bunu sorgulamadıkları noktada kör bir gerçeğe hapsolurlarken inancın saf halinden uzaklaşırlar. Kalıpların arasında sıkışıp ışığın takipçisi olmak yerine karanlığın kölesi olurlar. Acı olansa bunun farkında olmamalarıdır. Toplum git gide karanlığa çekilir. Oysa dünya üzerindeki tüm dinlerin temel olarak söylediği insanlığın yararına olan güzelliklerdir. Ortak dilleri insanın ruhani yükselişiyle sınırlı değildir. O ruhani yükseliş (her dine göre adı değişen) Yaradan’a kavuşmak hedefli bir yürüyüştür. O’na doğru yürürken hoşgörü, tevazu, iyi niyet, erdem, olgunluk, başka bir bireyin hakkına, yaşamına, fikrine, inancına saygı, merhamet, doğruluk, dürüstlük, sabır ve Yaradan’dan ötürü gelen sevgi temel adımlardır.

Bu yolda yalpalayarak yürüyen pek çok insan görmüyor muyuz?

Bazen bu, kendimiz bile değil miyiz?

Her birimiz bu dünyada bize sunulanı hak ediyoruz. Kadın, erkek, beyaz, siyah, sarı benizli insan da olsak hepimiz güven ve zenginlik dolu bir dünyayı hak ediyoruz. Bizim dışımızdaki her canlının da iyi bir yaşamı hak ettiği aşikâr. Çünkü dünyanın dengesi içindir, mükemmel uyumun işleyişi içindir varlığı…

Dünya bir kaosa çekilirken cehalet artıyor. Bilgilerimizi vicdanımızla sorgulamalıyız. Her bilgiyi sünger gibi çekmeli, iyi ve güzel olanı yanımıza, yolumuza katmalıyız.

Nedir iyi ve güzel olan?

Başka bir canlıya zarar vermeyen, hatta belki yarar sağlayan her şey iyidir, güzeldir muhtemelen doğrudur da. Güven verir, güvende hissettirir. İhtiyacımız var buna…

Neden mi?

Çünkü kalbimiz çok kırıldı, daha kötüsü güven çemberi kırıldı.

Belki bayram onarır, o da can alıcı olmasaydı.

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here