Ana Sayfa Blog

Beykoz Kent Konseyi’nin Yeni Başkanı Sadullah Kabahasanoğlu

0

Beykoz Kent Konseyi 4. Dönem Olağan Genel Kurulu gerçekleşti.

Gergin geçen Olağan Genel Kurul sorası tek aday kalan AK Parti Beykoz Belediye Meclis Üyesi Sadullah Kabahasanoğlu,yapılan açık oylama sonrasında yeni Beykoz Kent Konseyi  4. Dönem Başkanı seçildi.

Beykoz Kent Konseyi’nin, Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde yapılan 4. Dönem Olağan Genel Kuruluna: Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın, Başkan Yardımcıları, Kent Konseyi Üyeleri, STK temsilcileri ve Siyasi partiler katılım gösterdiler.

Program,  Atatürk, silah arkadaşları ve şehitler için yapılan saygı duruşu ile başladı.

Divan Üyeleri Seçildi

Divan Başkanlığına Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı Fatih Sağlam ve Divan üyelerinin seçilmesi sonrası gerçekleşen Kent Konseyi 4. Dönem Olağan Genel Kurulu açık oylama ile yapıldı.

Programda önceki dönem Kent Konseyinin gerçekleştirmiş oldukları faaliyetleri gösterildi.

Adaylar Belli Oldu

Kent Konseyi 4. Dönem Olağan Genel Kurulu’nda Başkanlık için, AK Parti Beykoz Belediye Meclis Üyesi Sadullah Kabahasanoğlu, İYİ Parti Beykoz Belediye Başkan Adayı Bilgehan Murat Miniç, Beykoz Trakyalılar Derneği Başkanı Sacit Kaya ve Muammer Koç aday olan isimler oldu.

Miniç, Kaya ve Koç Adaylıktan Çekildiler

Başkanlık seçiminin açık oylama ile yapılacağının açıklanması üzerine, Aday Bilgehan Murat Miniç adayların kendilerini tanıtmaları gerektiğini söyledi. Divan Başkanı Fatih Sağlam ve katılımcılar arasında seslerin yükselmesi ve daha sonra TÜGVA Beykoz İlçe Başkanı Ekrem Tuncer ile Kongreye katılan bir üye arasında küçük bir tartışma yaşandı. Sacit Kaya ve Muammer Koç adaylıktan çekilirken, Bilgehan Murat Miniç ise kurulu protesto ederek adaylığını da geri çekerek salonu terk etti.

Yeni Başkan Sadullah Kabahasanoğlu

Devam eden Olağan Genel Kurul sorası tek aday kalan AK Parti Beykoz Belediye Meclis Üyesi Sadullah Kabahasanoğlu, yapılan açık oylama sonrasında 130 oy ile yeni Beykoz Kent Konseyi 4. Dönem Başkanı seçildi.

Murat Aydın (Beykoz Belediye Başkanı)

Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın konrede yapmış olduğu kısa konuşmasında geçmiş dönemlerde görev almış emek vermiş başkan ve üyelere teşekkür ederken, yeni seçilen Başkan Sadullah Kabahasanoğlu’da hayırlı olsun diyerek çalışmalarında başarılar diledi.

Program plaket takdimi ile son buldu

Genel Kurul Üyelerinin oylarıyla Beykoz Kent Konseyi Yürütme Kuruluna ise şu isimler seçildi:

Sedat Altun, Büşra Musaak, Süleyman Çalık, Prof. Dr. Baki Aksu, Eda Seskir, Ekrem Tuncer, Prof. Dr. Salih Pınar

Yedekler: Binnur Elmacı, Mikail Akyıldız, Ali Kemal Kılıç, Taner Mert, Mustafa Babuz, Mustafa Yıldız, Abdullah Yümsel

 

 

HALK MECLİSİ ORTAÇEŞME VE ÇAMLIBAHÇE İÇİN TOPLANDI

0

Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ın ilçe sakinleriyle buluştuğu Halk Meclisi Ortaçeşme ve Çamlıbahçe Mahallesi sakinleri için kuruldu. Başkan Murat Aydın imardan, alt yapıya, çevre ve temizlikten istihdama kadar vatandaşlardan gelen soruları cevapladı.

Beykozluların hizmet taleplerini yerinde tespit etmek ve hızlı şekilde çözüme kavuşturmak amacıyla düzenlenen toplantıya Ortaçeşme ve Çamlıbahçe Mahallesi sakinleri yoğun ilgi gösterdi.

Belediye Başkanı Murat Aydın’ın mahalle sakinlerinin sorularını tek tek yanıtladığı buluşmada AK Parti İlçe Başkanı Hanefi Dilmaç, Ortaçeşme Muhtarı Nuri Dik, Çamlıbahçe Muhtarı Necmettin Kahveci, belediye başkan yardımcıları ve birim müdürleri de hazır bulundu.

Mahalle sakinlerinin söz alarak ilettiği konuların başında imar geldi, talepler işleme alınmak ve arşivlenmek üzere yazılı olarak da alındı.

Başkan Murat Aydın: “İmarı Bu Dönem Çözüme Kavuşturacağız”

Beykoz’da halkın en yüksek beklentisi olan imar planı çalışmalarıyla ilgili açıklama yapan Başkan Murat Aydın:  “Beykozlunun Beykoz’da kalmasını sağlayacak şey imar Barışı’dır. İmar Barışı süreciyle binalara sağlıklaştırma ve güçlendirme ruhsatı verilecek. Bakanlık ve belediye olarak biz sağlıklaştırma projesi yürüteceğiz. Belediye olarak İmar Barışı’na başvuranlara her türlü desteği sağlayacağız. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’mızın çözüm iradesi Beykozluların yanında, onların desteğiyle inşallah imarı bu dönem çözüme kavuşturacağız” diye konuştu.

Başkan Aydın toplantıda, belediyenin diğer hizmet alanlarıyla ilgili soruları da yanıtladı.

Haber ve Fotoğraflar: Beykoz  Belediyesi

 

Her İlkokul Öğrencisine Ağız Bakım Seti Hediye

0

Beykoz Belediyesi ilçedeki tüm ilkokul öğrencilerine yönelik ağız bakım seti dağıtımına başladı.

Beykoz Belediyesi sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak, ağız ve diş sağlığının önemini vurgulamak ve öğrencilerde diş fırçalama bilinci oluşturmak amacıyla 1.2.3. ve 4. sınıflar için ağız bakım seti hazırladı.

Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında hazırlanan ağız bakım setinde diş fırçası, diş macunu ve ağız sağlığının önemini anlatan broşür yer alıyor.

Başkan Amcaya Söz Verdiler

Fatin Hoca İlkokulu’nda düzenlenen ilk dağıtıma katılan Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın öğrencilere diş fırçalarını ve diş macunlarını bizzat hediye etti. Başkan Murat Aydın, sohbet ettiği minik öğrencilerden diş fırçalamaya özen göstermelerini istedi.

Başkan Murat Aydın’ın nasihatlerini dikkatle dinleyen öğrenciler de dişlerini düzenli fırçalama sözü verdi.

Başkan Aydın: “Sağlıklı Nesillerin Temelini Atıyoruz”

Ağız ve diş bakımı alışkanlığının küçük yaşlarda kazanıldığına dikkat çeken Başkan Murat Aydın: “Beykoz’un geleceği olan evlatlarımızın başarılı ve mutlu olması, sağlıklı büyümelerine bağlı. İlkokullarımızda her öğrencimize ulaşıyor sağlıklı nesillerin temelini atıyoruz. Yeni çalışmalarla eğitime ve sağlığa destek olmaya devam edeceğiz.” dedi.

Başkan Murat Aydın eğitim yılı boyunca tüm ilkokulları ziyaret ederek diş fırçalarını bizzat dağıtacak.

Haber ve Fotoğraf: Beykoz Belediyesi

 

Beykoz’da Serebral Palsiye Evde Fizyoterapi Desteği

0

 

Beykoz’da çağın yaygın hastalıklarından serebral palsiye dikkat çekmek amacıyla yaz aylarında düzenlenen “Beykoz Çayır Festivali” sonrasında ailelerin en büyük talebi olan evde ücretsiz fizyoterapi hizmeti başladı. 

Beykoz’da Serebral Palsiye Evde Fizyoterapi Desteği Beykoz Belediyesi ve ilçedeki 19 yöre derneğinin katılımıyla “Yöre Dernekleri Serebral Palsi İçin Tek Yürek” temasıyla yapılan festival renkli etkinliklere sahne olurken bir tür beyin felci hastalığı olan serebral palsiye farkındalığı da artırdı.

İlçe sakinlerinin çoğu festival vesilesiyle bu hastalıktan ilk defa haberdar olurken evlatları serebral palsili aileler de yaşam kalitelerini artıracak evde fizyoterapi talebinde bulundu.

Ailelerin taleplerini karşılamak için harekete geçen Beykoz Belediyesi serebral palsili hastalara ihtiyaç duydukları destek tedaviyi sağlamak ve yaşam kalitelerini artırmak amacıyla evde ücretsiz fizik tedavi hizmetine başladı.

Anne karnında ve doğum sırasında gelişen bir tür beyin felci hastalığı olan serebral palsinin tedavisinde fizyoterapi önemli rol oynuyor. Hastaların çoğu yatağa ya da sandalyeye bağımlı kalırken gündelik yaşamlarını kolaylaştıran destek tedavi ve uygulamalara ihtiyaç duyuyor.

Ailelerin Yükü Azalıyor Ailelerin Yükü Azalıyor

Beykoz Belediyesi bünyesinde görevli fizyoterapi uzmanı evlerinde düzenli ziyaret ettiği hastalara uyguladığı seanslarla hastalığın tedavi süreçlerine katkıda bulunuyor. Bir sağlık kuruluşuna gitmelerine gerek kalmadan kolayca hizmet alan ailelerin de yükü hafifliyor.

Evde ücretsiz fizyoterapi hizmeti için Beykoz Belediyesi’nin 444 66 61 No’lu Çözüm Merkezi’ne başvuruda bulunmak gerekiyor.

 

 

Beykoz Lösemili Çocuklar İçin Tek Yürek 

0

Beykoz, Lösemili Çocuklar Haftası (2-8 Kasım)’da lösemiyle mücadele eden çocuklar ve aileleri için kan ve kök hücre bağışı etkinlikleri ve bilinçlendirme çalışmalarıyla tek yürek oluyor.

Beykoz Belediyesi, Beykoz İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Türk Kızılay işbirliğiyle Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla hazırlanan etkinliklerde ailelere moral ve destek sağlanırken toplumda hastalığın bulaşıcı olduğu yönündeki ön yargılar da kırılıyor.

15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda 6 ve 7 Kasım tarihlerini kapsayan farkındalık etkinliklerinde kamu ve özel sağlık kuruluşları lösemi konusunda topluma doğru bilgilendirmeyi yapmak için el ele verdi.

Bir Damla Kan Hayat Veriyor

Türk Kızılay 6 Kasım Çarşamba günü alanda ilçe sakinlerinden gün boyu lösemi hastalığının tedavisinde kilit rol oynayan ilik nakli için kök hücre ve kan bağışı aldı.

Kızılay’ın aracına yoğun ilgi gösteren vatandaşlar hayat kurtaran kök hücre ve kan bağışı için uzun kuyruklar oluşturdu.

Kadınlar Gönüllü Oldu

Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı da alana gelerek farkındalık için maske taktı ve ailelere moral verdi. Beykoz Belediyesi meclis üyeleri ve ilçede her hafta düzenlenen “Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü” ne katılan kadınlar da sabah yürüyüşü sonrasında gönüllü olarak kan ve kök hücre bağışı yaptı.

Beykoz İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün Beykoz Üniversitesi’yle birlikte açtığı stantta lösemiyi anlatan broşürler dağıtıldı.

İlçedeki çeşitli hastanelerden uzman hekimler de lösemiden korunma yolları, erken teşhis ve tedavinin önemini anlatarak hastalıkla ilgili vatandaşların sorularını yanıtladı.

Beykoz Belediyesi Sağlık Otobüsü ise etkinlik kapsamında 8 Kasım Cuma gününe kadar alanda koruyucu sağlık hizmeti verecek.

 

 

Tarihi Paşabahçe Vapuru İçin Müjde: Boğaz’a Kavuşacak 

0

 

Beykoz sahilinde söküme gideceği günü bekleyen Tarihi Paşabahçe Vapuru için müjdeli haber geldi.  Beykoz Belediyesi Meclisi tarihi vapurun restore edilerek yeniden ulaşıma kazandırılması şartıyla Şehir Hatları’na devrini içeren meclis kararını oy birliğiyle onayladı.   

İstanbul Boğazı’nın en “hızlı” vapuru ve “hafızası”, atıl durumda kaldığı için Liman İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından ihale yoluyla sökümüne karar verilen 67 yaşındaki Tarihi Paşabahçe Vapuru hurdaya gitmekten kurtuldu.

İstanbulluların yaşatılması için kampanya başlattığı tarihi vapur için beklenen karar Beykoz Belediyesi’nin kasım ayı görüşmelerinde alındı. Paşabahçe Vapuru’nun yolcu vapuru olarak kullanılması ve 2 yıl içinde yüzer hale getirilmesi şartıyla Şehir Hatları’na bedelsiz tahsisini içeren gündem maddesi oybirliğiyle meclisten geçti.

Kararın ardından şehrin yarım asrı aşkın tarihine tanıklı eden yolcu vapuru onarım için tersanenin yolunu tutacak, restorasyonun ardından geçmişte olduğu gibi yeniden Boğaz’la ve yolcularıyla buluşacak.

Tarihi vapurla ilgili açıklama yapan Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın: “İstanbul’un hatırasına nakşolmuş, vatandaşlarımızdan yaşatılmasına yönelik yoğun talep gelen Paşabahçe vapuru için harekete geçtik. Tarihimizi yaşatmak adına meclisimize teklifte bulunduk ve oy birliğiyle kararımızı aldık. Şehrimizin simgesi ve hafızasına sahip çıkan tüm meclis üyesi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İstanbullumuza hayırlı olsun.” dedi.

İtalya’dan İstanbul Boğazı’na

1952 yılında İtalya’nın Toronto şehrinde savaş gemisi olarak yapılan tarihi vapur, 2. Dünya savaşı sona erince Türkiye’den gelen talep üzerine İtalya’da bir gecede şehir hatları formuna çevrilir.  Uzun yıllar Boğaz’ın iki yakasında şehrin beyefendilerine ve hanımefendilerine hizmet verir.

2010’da emekliye ayrılan Paşabahçe Vapuru müze yapılmak üzere Beykoz sahiline demirlenmişti. Yeterli kaynak ve sponsor bulunamadığı için restorasyon ve bakımı yapılamayan vapur bir dönem nikah salonu olarak hizmet verdi.

Beykoz Belediyesi tarafından dalış turizmine kazandırılması için girişimlere konu olan gemiye deniz güvenliği gerekçesiyle ilgili kurumlardan onay çıkmamıştı.

Haber ve Fotoğraf: Beykoz Belediyesi

İYİ Parti’den Sabahları Çorba Sürprizi

0

İYİ Parti Beykoz İlçe teşkilatı, Başkan Akif Taşdemir başkanlığında her Pazartesi günü sabah işe giden vatandaşlara çorba ikram ediyor.

İYİ Parti Beykoz İlçe Teşkilatı sabahın ilk ışıklarında, Beykoz Merkez’de bulunan ilçe teşkilatının hemen karşısında sahilde kurdukları stantla,4. Pazartesi gününde de okuluna ve işine giden öğrencilere ve de vatandaşlara; sıcak çorba, çay, simit ve poğaça ikramlarında bulunuldu.

Her Pazartesi günü sıcak çorba, çay, simit ve poğaça ikramları İlçe teşkilatı tarafından verilmeye devam edecek.

ADD’den “Atatürk ile Başbaşa”  Konserine Davet

0

Melda Kuyucu Kılıç şefliğinde, Mustafa Yolaşan sunumuyla, ADD Beykoz İlçe Başkanlığı ve Acarkent Kültür Müzik ve Dayanışma Derneği tarafından ortaklaşa gerçekleşecek olan, “Atatürk ile Başbaşa” konserinde Atatürk’ün sevdiği şarkılar seslendirilecek.

5 Kasım Çarşamba (Yarın) günü Acarkent Doğa Koleji’nde gerçekleşecek “Atatürk ile Başbaşa”  olan konseri için Beykozlulara seslenen ADD Beykoz İlçe Başkanı Özlem Besler: “Yarın akşam kâh ağlayacağınız kâh duygulanacağınız kâh göğsümüz kabarırcasına engin dağlara sığmayıp taşacağız. Katılımınız bizlere onur gurur ve güvence katacaktır.” Diyerek tüm Beykozluları gerçekleşecek olan konsere davet etti.

Konser davetiyeleri için irtibat: 0535 573 63 48

Tarihi Paşabahçe Vapuru Hayat Bulacak

0

                                                       

Beykoz sahilinde söküme gideceği günü bekleyen Tarihi Paşabahçe Vapuru için beklenen adım atıldı. Beykoz Belediyesi tarihi vapurun şehre kazandırılması ve yeniden yüzer hale gelmesi şartıyla Şehir Hatları’na devrini içeren meclis kararı hazırladı.

İstanbul Boğazı’nın en hızlı vapuru ve hafızası, atıl durumda kaldığı için Liman İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından ihale yoluyla sökümüne karar verilen 67 yaşındaki Tarihi Paşabahçe Vapuru  Beykoz Belediyesi’nin girişimleriyle yeniden hayat buluyor.

İstanbulluların yaşatılması için kampanya başlattığı tarihi vapurun akıbeti Beykoz Belediyesi kasım ayı meclisinin ilk oturumunda görüşülerek karara bağlanacak. Paşabahçe Vapuru’nun 2 yıl içinde yüzer hale getirilmesi şartıyla Şehir Hatları’na bedelsiz tahsisini içeren gündem maddesi oylamaya sunulacak.

Kararın Beykoz Belediyesi meclisinden geçmesi halinde vapur, tamir, bakım ve onarımı için tersanenin yolunu tutacak, restorasyonun ardından geçmişte olduğu gibi yeniden yolcularla buluşacak.

Tarihi vapurla ilgili açıklama yapan Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın: “İstanbul’un hatırasına nakşolmuş, vatandaşlarımızdan yaşatılmasına yönelik yoğun talep gelen Paşabahçe vapuru için harekete geçtik. Tarihimizi yaşatmak adına meclisimize teklifte bulunduk ve umuyorum ki Pazartesi oybirliği ile karara varacağız. İstanbulumuz’a hayırlı olsun.” dedi.

İtalya’dan İstanbul Boğazı’na

1952 yılında İtalya’nın Toronto şehrinde savaş gemisi olarak yapılan tarihi vapur, 2. Dünya Savaşı sona erince Türkiye’den gelen talep üzerine İtalya’da bir gecede şehir hatları formuna çevrilir.  Uzun yıllar Boğaz’ın iki yakasında şehrin beyefendilerine hanımefendilerine hizmet verir.

2010’da emekliye ayrılan Paşabahçe Vapuru Beykoz sahiline demirlenmişti. Yeterli kaynak ve sponsor bulunamadığı için gerekli restorasyon ve bakımı yapılamayan vapur bir dönem nikah salonu olarak hizmet verdi. Beykoz Belediyesi tarafından dalış turizmine kazandırılması için girişimlere konu olan gemiye deniz güvenliği gerekçesiyle ilgili kurumlardan onay çıkmamıştı.

Haber ve Fotoğraf: Beykoz Belediyesi

 Halk Meclisi Kavacık Mahallesi’yle Başladı 

0

 

Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ın ilçe sakinleriyle buluştuğu ilk Halk Meclisi Kavacık Mahallesi’nde yapıldı. Başkan Murat Aydın imardan, alt yapıya, çevre ve temizlikten ulaşıma kadar vatandaşlardan gelen soruları cevapladı.  

Beykozluların hizmet taleplerini yerinde tespit etmek, hızlı şekilde çözüme kavuşturmak, ilçe sakinleriyle kucaklaşmak amacıyla düzenlenen Halk Meclisi’ne Kavacık Mahallesi sakinleri yoğun ilgi gösterdi.

Belediye Başkanı Murat Aydın’ın mahalle sakinlerinin istek ve taleplerini yanıtladığı toplantıda AK Parti İlçe Başkanı Hanefi Dilmaç, Kavacık Muhtarı Yasemin Şahin, belediye başkan yardımcıları ve birim müdürleri de hazır buldu.

İstek, talep ve önerilerin arşiv amacıyla yazılı olarak alındığı Halk Meclisi’nde Başkan Aydın tüm sorulara cevap verdi. Vatandaşların söz alarak da ilettiği konuların başında imar geldi.

Başkan Murat Aydın: “İmar Barışı Beykoz İçin Büyük Bir İmkân”   

Halk Meclisi’nde imarla ilgili sorulara cevap veren Başkan Murat Aydın: “Beykoz’un imarı üzerine çalışıyoruz. İmar Barışı’na bağlı yeni bir yasal düzenleme yapılıyor. İmar Barışı Yasası’yla ilçemizde Kavacık’ın bir kısmını da ilgilendiren sağlıklaştırma projesi yürüteceğiz. İlçemizdeki 48 bin binadan 33 bini barış yasası için başvuruda bulundu. İmar Barışına müracaat edenlerle ilgili belediye, bazı yerlerde bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı projeye uygun olan binalara güçlendirme ruhsatı verecek. Vatandaş binasını yıkıp yeniden yapacak. Barış yasası ve ona bağlı adımlar ilçe sakinlerinin binalarını güçlendirmesi ve yaşam kalitesini artırmasıyla ilgili çok büyük bir imkân. Üzerinde çalıştığımız imar planları çıkınca da ilçe sakinlerimiz binalarının ve arsalarının akıbeti hakkında bilgi sahibi olacak.” dedi.

Başkan Murat Aydın: “Kavacık Trafiği İçin İBB’den Yetki İstedik”

Kavacık ve Rüzgarlıbahçe’deki caddelerin tek ve çift yön düzenlemesiyle ilgili çalışmaya aylar öncesinden başladıklarını müjdeleyen Başkan Murat Aydın, trafik düzenlemesiyle ilgili yetkiyi İBB’den istediklerini olumlu yanıt gelmesi halinde ilçede ulaşımın daha konforlu hale geleceğini söyledi.

Başkan Murat Aydın mahalle sakinlerinin sağlıkla ilgili talepleri üzerine, Sağlık İşleri Müdürlüğü’nü Kavacık’a taşıdıklarını, vatandaşların buradan ücretsiz muayene, diş tedavisi, psikolojik danışma, ambulans ve evde sağlık hizmeti alabildiklerini, sağlık ocağının da uygun bir zamanda taşınacağını ifade etti.

Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ın ilçe sakinleriyle bir araya geldiği Halk Meclisi düzenli aralıklarla tüm mahallelerde toplanacak.

Haber ve Fotoğraf: Beykoz Belediyesi

 

TÜGVA Beykoz Şubesi Yerel Basınla Buluştu

0

TÜGVA  (Türkiye Gençlik Vakfı) Beykoz Şubesi, Beykoz Yerel Basını ile bir araya geldi.

TÜGVA Beykoz Şubesi Başkanı Ekrem Tuncer ve yönetiminden Mehmet Emin Çatal,  Ahmet Kavala, Talat Çamurcu, İskender Közen, Kadir Akkuzu, Emre Kuş,  Enes Kemal Yazıcı, Ahmet Kabak, Orhan Horasan,  Faruk Kalaycı ve Sanatçı Mehmet Ali Tuncer, Kavacık Mangal Restaurant tesislerinde Beykoz Yerel Basını ile bir araya geldi.

Ekrem TUNCER (TÜGVA Beykoz Şubesi Başkanı)

15-35 yaş arası Ortaokul, Lise ve Üniversite öğrencilerine yurt ve diğer hizmet alanlarında hizmet veriyoruz.

Yeni Nesil Hizmet Vakfı ve diğer vakıflar belli alanlarda hizmet yaparken, TÜGVA hemen hemen tüm alanlarda, eğitim, sanat, spor gibi hizmetler de veriyoruz. Yelpazemiz oldukça geniş. Kimse diyemez ki “TÜGVA da şu alan yok” diye.

Onun için Yeni Nesil Gençlik Vakfı olarak nitelendiriyoruz kendimizi.

Kendi özel yazılımlarımızla çalışmalarımızı yapıyoruz. Çalışmalarımız maalesef bazı belli kesimler tarafından sabote ediliyor, manipülasyonlar yapılıyor. Sanki vatandaşın gelir kaynakları bize aktarılıyormuş gibi bir algı yaratılmak isteniyor. Halbuki bu iş öyle değil. Yaptığımız faaliyetlerin tümü bir karalama hareketi ile karşı karşıya kalabiliyor.

Biz hiçbir genç arkadaşımıza “hangi partilisin” diye sormuyoruz. Mesela geçen sene yaz okulu yaptık. Afiş asıp, gelen müracaatları alıp, hiçbir ücret almadan karşılıyoruz. Sosyal faaliyetler ayrıca dini eğitim de veriyoruz ve herkese açık platformda bunu yapıyoruz. Kendi kültürümüzü, Anadolu kültürümüze uygun çalışmalar yapıyoruz.

Biz kurulduğumuz günden beri hiçbir kamu kurumundan 1 kuruş almadı. Bazı arsa tahsisleri konusunda yasal yollar uygulanarak kiralanan arsalar var tabii. Ancak bunlar ticari işletmeler değil tamamen eğitim faaliyetleridir.

İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi)  ile ortaklaşa programlar yapılıyordu. Örneğin “Beyaz Gezi” adı altında çocuklara İstanbul’da gezi organizasyonları yapılıyordu. Şu an İBB’de böyle bir çalışma yapılmıyor.

Geçen sen İBB’ye ait Beykoz Kapalı Yüzme Havuzunu öğrencilerimiz için kullanıyorduk. Şu an kullanamıyoruz. Artık İBB’nin organizasyonlarından faydalanamıyoruz.

Beykoz’da çeşitli okullarda seminerler veriyoruz. Bunlar yerel izinler alınarak yapılıyor.

Geçem yıl 25 STK (Sivil Toplum Kuruluşu) ‘yı bir araya getirerek TÜGVA olarak bir Kudüs semineri gerçekleştirdik

Programda basın mensuplarına Başkan Ekrem Tuncer tarafından Rahle hediye edildi.  daha sonra serbest sohbetle program devam etti.

 

 

 

Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği’nden “5. Cumhuriyet Fener Alayı”

0

Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği, geleneksel hale getirmiş oldukları “Cumhuriyet Fener Alayı” nın 5. Yılında da muhteşem bir kutlama ile Cumhuriyet Bayramımızı kutladı.

Anadoluhisarı Kaleiçi’nde geçekleşen Cumhuriyet Kutlaması yoğun katılımla gerçekleşti.

Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği’nin düzenlediği, bu yıl 5.’si gerçekleşen “Cumhuriyet Fener Alayı” na bu yıl, Anadoluhisarı Muhtarlığı ile Anadoluhisarı Spor Kulübü de katılarak Cumhuriyet Bayramını en güzel şekilde kutlanması için gayret ve çabaları ile muhteşem bir geceye damga vurdular.

Anadoluhisarı Kaleiçi’nde geçekleşen Cumhuriyet Kutlamasına Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği Başkanı Mustafa Babuz, İlçe Gençlik ve Spor Başkanı Bülent Küçük, Anadoluhisarı Spor Kulübü Başkanı Cenkay Nur, CHP Beykoz Belediyesi Meclis Üyesi Recayi Çelik, Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği Onursal Başkanı Ferda Kazancıbaşı, Anadoluhisarı Muhtarı Güzin Merve, Göksu Mahalle Muhtarı Gül Bağdatlı, Yenimahalle Spor Kulüp Başkanı Pehlivan Gündoğdu, Beykoz Üniversitesi Müdürü Erkan Özmen, Perizat Erker öğretmen ile daha bir çok STK ve dernek temsilcileri katıldılar.

Kutlamalar tüm güzellikleri ile yaşanırken Işık Dans Topluluğu’nun harika gösterileri geceye ayrı bir renk kattı.

Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneği’nden Cumhuriyet Kutlaması

0

29 Ekim Salı akşamı Cumhuriyet Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneği’nden kutlaması gerçekleştirildi.

Gün içerisinde kutlama Kanlıca’daki Atatürk büstüne çelenk koyma töreni ile başladı.

Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneği öncülüğünde, Kanlıca Gençlik Platformu üyesi gençlerinin başarılı bir şekilde yürüttükleri Cumhuriyet kutlamasına katılım yüksek oldu.

Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Neriman Pınar’ın kısa bir konuşma yaparak tüm katılımcılara teşekkür ederek, Bengü Efsen’e çiçek takdim etti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlaması akşam saat 20.00’de Gazetemiz Köşe Yazarı Arzu Başlantı’nın sunumuyla,

Bengü Efsen Dostluk, Barış ve Kültür Sanat Derneği Korosu ve Orkestrası tarafından, Şef Bengü Efsen eşliğinde Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Bengü Efsen Dostluk, Barış ve Kültür Sanat Derneği Korosu ve Orkestrası bu muhteşem gecede Cumhuriyetimizin 96.yılı için en güzel marşları seslendirdiler.

Bengü Efsen Dostluk, Barış ve Kültür Sanat Derneği Korosu ve Orkestrası’nın muhteşem konseri sonrasında, Kanlıca Gençlik Platformu üyesi gençlerinin Türk Bayrağı açması ile Andımız okundu.

Kutlamalarda Av. Uğur Poyraz kısa bir konuşma yaparak Cumhuriyetin bir çınarını ve de “geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız” diyerek küçük bir kız çocuğunu da sahneye almasıyla duygulu sahneler yaşandı.

Fuat Selim Ramazanoğlu da “Kanlıca’da Eski Cumhuriyet” konulu bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhuriyet kutlamasında gecenin finalinde canlı müzik keyfi yaşandı. Havai fişeklerin atıldığı muhteşem gecede Beykozlular, yine muhteşem bir ses olan Nurcan Eren ile coştu.

Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Neriman Pınar gecenin sonunda Nurcan Eren’e ve emeği geçen isimlerine çiçeklerini takdim etmesi ile gece sona erdi.

PAŞABAHÇE PAŞABAHÇE OLALI…

1

“Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden

İnanırdım saadetli yolculuklara

Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz

Bütün hızımla koşardım dalgalara

O zaman beni görseydiniz

Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden

Beni o zaman görseydiniz

Siz de gelirdiniz peşimden”

Özdemir Asaf, şiirini sanki ‘onun’  bu günleri için yazmış.

Dünyanın yükü ile akşama kavuşan emekçinin gözünde evine girdiği an, limanına sığınmış, fırtınayı geride bırakmış bir gemi gibidir adeta. Saatler sonra yine yeniden kendini, dalgalarını yardırırken bulacağın yaşam deryasının endişesinden bir uykuluk vakit te olsa, bırakıverirsin kendini o huzurlu limanın kollarına.

Senin gibi milyonların gam yükünü taşıyan o vakur vapur…

Sanki çok uzun yıllardır limanında gibi olsa da eğreti bir hali vardır her zaman.

Kırk yıldır çıktığı seferlerin sonuncusu onu da yalnızlar rıhtımına sürüklemiş.

Yaşlı ve yalnız. Terkedilen, sıvaları dökülmüş evler gibi. Yarenlik eden sadece martılardır artık.

“Şu elimde görmüş olduğunuz kalem seti ve dahi yanında mucize limon sıkacağı, yetmedi her eve lazım el feneri sadece üç milyona. İzdiham yok, herkese getiriyorum efenim.”

Vapur satıcılarının sesini bastırabilen bir ses çıkmış nihayetinde kırk sekiz yıl önce. Vapurda doğan çocuk çığlığı!

Yolculuklar sürprizlerle dolu…

Yalnız ve terk edilmiş olan tek o değildir bu mahşeri kalabalığın yalnızlaştırdığı insan seline her geçen gün yenilerine kucak açan ve her dalgada biraz daha biraz daha aşınan şehrin emekçi semtinde.

Paşabahçe…

Bir zamanlar açılan fabrikaların çevresini doldurduğu işçiler ve aileleriyle en belirgin üretim yeri özelliklerini taşıyan, kolektif belleğin hala canlılığını koruduğu yalnızlar rıhtımındaki Paşabahçe.

Celladını bekleyen vapurun 1 iskele ötesinde kader ortağı da karaya mıhlanmış beklemekte.

Vapurla adaş ve yaştaş şişe cam fabrikası.

Eski camların bardak, eski vapurların jilet olması sıradan bir son olabilir bazılarının hayatında. Kar zarar muhakemesine, kağıt banknotların sınırlandırdığı fasit daireden kurtulup çıkan düşünme yetisi deniz feneridir mutlulukla mutsuzluk arasında sürekli gidip gelen şu kent insanının fark edemediği yalnızlığını gidermek adına.

Şişe cam fabrikası, Cumhuriyetimizin sanayi mirasıdır, kent belleğidir. Deniz manzarası eşliğinde konaklama, düğün yapacak zengin misafir zümrenin yerine, yerleşik halkın, gençlerin ekonomik kültürel yaşamına azami faydayı sağlayacak düzende yapılandırılması gereken fabrikanın içerisinde cam atölyesi, cam müzesi, satış bölümleri, kafeteryası ve önündeki iskeleye demirlemiş, durduğu yerde yine insanlara kucak açan, çiçek gibi, Paşabahçe gibi bir Paşabahçe vapuru.

Ne görkemli bir başlangıç

İkinci bir bahar

Yenilenme

Geçmişin izlerini görmeye ihtiyacımız var.

Onlara ihtiyacımız var.

Yöneticiler halk adına halk yararına karar vermelidir. Aldıkları kararları ise toplumun sorgulaması iyileştirir.

Bu köhnelikten, tarihin tanıklarını simgelerini hurda depolarına yığarak kurtulmak mümkün olamaz.

Hafızasını yitirmiş bir kent ve kent insanına suni teneffüs niyetine uyguladığınız inşaat projeleri ve kafe restoranlarla ne turizmi canlandırabilirsiniz, ne üretimi, ne de toplum katmanlarının kaynaşmasını.

Artık yeter.

Paşabahçelerimizi istiyoruz.

Beykoz’da Cumhuriyet Coşkusu Bayrak Gururuyla Yaşandı

0

 

Beykoz’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusu 7’den 70’e ilçe sakinlerinin katılımıyla yapımı tamamlanan 240 bin parçalı “Dünyanın En Büyük Parça Cam Mozaiğinden Oluşan Türk Bayrağı”nın ziyarete açılmasıyla yaşandı.   

Beykoz’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 96. yıldönümü toplumun tüm kesimlerinden vatandaşların katıldığı resmi törenler, öğrenciler ve gençlerin sergilediği gösteriler, şiirler ve marşlarla coşkuyla kutlandı.

15 Temmuz Şehitler Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde yapılan resmi tören ve kutlamalar öncesinde 240 bin parçalı ve 6×4 ölçülerindeki “Dünyanın En Büyük Parça Cam Mozaiğinden Oluşan Türk Bayrağı” da ziyarete açıldı.

Barış Pınarı Şehitleri Anısına Sergilenecek

Barış Pınarı Harekâtı şehit ve gazileri anısına 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda daimi olarak sergilenecek olan “Dünyanın En Büyük Parça Cam Mozaiğinden Oluşan Türk Bayrağı” na vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı, İstanbul Boğaz Komutanı Tuğamiral Ayhan Gedik, Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın, ilçe protokolü, sivil toplum kuruluşları temsilcileri kutlamalara katılarak vatandaşların bayrak gururuna ortak oldu.

İlçe sakinlerini cumhuriyet coşkusuyla buluşturan 29 Ekim kutlamaları kapsamında ilçedeki öğrenciler renkli halk oyunları gösterileri sundu, şiirler, şarkılar söyledi, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.

Beykoz Belediyesi tarafından ilçedeki okullarda resim, kompozisyon ve şiir dallarında yapılan yarışmalarda dereceye giren öğrencilere altın ödülü takdim edildi.

Başkan Murat Aydın: “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun”  

Tören alanında vatandaşlarla buluşan Beykoz Belediye Başkan Murat Aydın: “Cumhuriyetin 96. Yıl dönümü vesilesiyle Beykoz’a özgü cam sanatıyla hazırladığımız eserimizle bir kez bayrak sevgisinde kenetlendik.  Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatan için kahramanca savaşan ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Bayrağımızın yapımına ilgi gösteren tüm ilçe sakinlerime yürekten teşekkür ediyor, aziz milletimizin ve hemşehrilerimin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.” dedi.

Haber ve Fotoğraf: Beykoz Belediyesi

ADD Beykoz’da Cumhuriyet Coşkusu

0

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Beykoz Şubesi tarafından ‘Cumhuriyet Kokteyli’ düzenlendi.

Cumhuriyet Kokteyline katılımın yoğun olduğu, Acarkent Colleseum Meydanı Gelik Restoran’da gerçekleştirilen kokteyl, Gençlerin seslendirdikleri Ata’mızın “Gençliğe Hitabe” sözleri, katılımcıların da eşlik ettikleri marşların okunması, zeybek ve vals gösterileri ile doruğa ulaştı.

Düzenlenen kokteyle; ADD Beykoz Şube Başkanı Özlem Besler, ADD’nin eski İlçe Başkanlarından Füsun Sökmez, Zühal Özen, Uğur İlikçi, CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün, CHP Beykoz Belediye Başkan Aday adaylarından Devrim Altıntaş ve eşleri, Gökhan Taneri Vural ve eşleri, CHP Beykoz Belediye Meclis Üyeleri Gülay Demirel, Gülsüm Arıkan, Paşabahçe Mahalle Muhtarı İlkay Karababa, Beykoz’un sevilen iş adamlarından Mahmut Atom Duruk, Cüneyt Pulant ve eşleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Programda gerçekleştirilen konuşmaların ardından bayraklar dalgalandırıldı, marşlar okundu, muhteşem Zeybek oyunu sergilendi. Gecede Op. Dr. Devrim Altıntaş ve eşleri Doç. Dr. Merih Altıntaş’ın Vals gösterisi de damgasını vurdu.

ADD Beykoz Başkanı Özlem Besler programda Genel Merkezin basın açıklamasını okudu.

“SONSUZA KADAR CUMHURİYET!

Zorlu bir sürecin, uzun bir mücadelenin sonucudur Cumhuriyet.

Emperyalizmin yenilgiye uğratılmasının abidesidir Cumhuriyet.

Milletimizin onuru, uygar dünyanın anahtarıdır Cumhuriyet.

Yok edilmek istenen bir ulusun, var oluş destanıdır Cumhuriyet.

Türk milletinin her bir ferdinin cesaretidir, inancıdır, kararıdır Cumhuriyet.

Yurttaşlık, özgürlük, eşitlik, hak, hukuk, adalet, demokrasi ve uğruna ölünesi vatandır Cumhuriyet.

Gençliktir, delikanlılıktır, cesarettir Cumhuriyet.

Namustur, haysiyettir, nefestir, candır Cumhuriyet.

Emperyalist oyunları bilmek, görmek, anlamak ve bozmaktır Cumhuriyet.

Uyanık olmak, aydın olmak, çevresini aydınlanmaktır Cumhuriyet.

Sarayın, saraylının değil, ulusal egemenliğin adıdır Cumhuriyet.

Şahsın değil, demokrasinin kazancıdır Cumhuriyet.

Sözde değil, özde milli olmaktır Cumhuriyet.

Akıldır, bilimdir, çağdaşlıktır Cumhuriyet.

Kadınla erkeğin el ele koştuğu hedeftir Cumhuriyet.

Çocuklarımız ve Kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçlu olmaktır Cumhuriyet.

O’nu anlamak, O’nun yolunda yürümek, ödün vermemektir Cumhuriyet.

Sürekli devrimdir, atılımdır, ilerlemektir Cumhuriyet.

Sonsuza kadar Cumhuriyet.

Yaşasın Cumhuriyet.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU”

Cumhuriyetimizin 96.Yılı Coşkuyla Kutlandı

0

29 Ekim 2019 Cumhuriyet Bayramının 96. Yıldönümü İlçe Kutlama Programı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 28 Ekim 2019 Pazartesi günü saat 13.00’de başlayarak, 29 Ekim 2019 Salı günü akşam saat 24.00’de sona erdi.

Tören, kamu kurum ve kuruluşlarının en üst düzeydeki temsilcilerinin ve siyasi parti temsilcilerinin katılımı 15 Temmuz Şehitler Meydanında ile gerçekleşti.

Program açılış konuşmasının ardından Atatürk Anıtına Sırasıyla; Mülki İdare Amiri Çelengi, Boğaz Komutanlığının Çelengi ve Belediye Başkanlığının Çelenginin konulmasıyla başlayan resmi program, Saygı duruşu akabinde istiklal marşı ile bayrağın göndere çekilmesi ile son buldu.

Diğer siyasi parti ve STK’lardan alternatif kutlama

“Yönetmeliğin 4.maddesinin (b) bendinin 1’inci fıkrası gereğince üç kurumun çelenk koyacak, diğer kurum ve kuruluşlar çelenk koymayacaklardır.” Yazılı genelgesi gereği resmi törenin son bulmasının hemen ardından diğer siyasi parti ve STK’lardan alternatif kutlama gerçekleştirildi. Siyasi parti ve STK temsilcileri Atatürk anıtı önüne çelenk koydular.

Alternatif kutlama CHP İlçe Başkanı Aydın Düzgün’ün yapmış olduğu basın açıklaması ile son buldu.

29 Ekim Kutlama Töreni

29 Ekim Salı günü kutlama töreni Beykoz Kaymakamı, Boğaz Komutanı ve Beykoz Belediye Başkanı ile birlikte Kaymakamlık Makamında tebriklerin kabulü gerçekleşti.

Kutlama Töreni ise saat 10.30’da 15 Temmuz Şehitler Meydanında yapıldı. Beykoz Kaymakamı, Boğaz Komutanı ve Beykoz Belediye Başkanı ile törene katılanların bayramını kutladılar.

Saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı okunduğu programda Beykoz Kaymakamı Ahmet KATIRCI günün anlam ve önemini belirten bir konuşma gerçekleştirdi.

Kutlama programında Çavuşbaşı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Yiğit ALTUN ve Sıla Aleyna KORKMAZ şiirlerini okurlarken, Tarih Öğretmeni Esra İSPİRLİ tarafından da 29 Ekim Konulu Konuşmasını gerçekleştirdi. Yine programda Çavuşbaşı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin “Anadolu’nun Bütün Bölgelerinden Halkın Cumhuriyet Sevinci” isimli şiiri seslendirdiler. Programda; Beykoz Anadolu Lisesi öğrencileri orkestra eşliğinde, beraber ve solo şarkıları seslendirdiler.

Program şöyle devam etti:

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları kapsamında yapılan kompozisyon dalındaki yarışmada İlçe birincisi seçilen Beykoz Anadolu Lisesi öğrencisi Emine GÖSTERİT “29 Ekim” adlı kompozisyonunu okudu.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları kapsamında yapılan şiir dalındaki yarışmada İlçe birincisi seçilen Ziya Ünsel Ortaokulu öğrencisi Duru ÜNAL “Benim İçin Cumhuriyet” adlı şiirini okudu.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları kapsamında yapılan resim dalındaki yarışmada İlçe birincisi seçilen Defterdar Mehmet Bey İlkokulu öğrencisi Defne Sebahat AYDOĞDU’nun yaptığı resmin tabela ile gösterimi gerçekleşti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları kapsamında yapılan kompozisyon, şiir, resim yarışmalarında İlçe birincisi seçilen öğrencilere ödüllerinin verildi.

Beykoz Halk Eğitimi Merkezi Halk Oyunları Folklor Ekibinin Artvin Yöresi folklor gösterisini yapmaları ve ardından Paşabahçe Ahmet Ferit İnal Anadolu Lisesi Bando Takımının gösterisi ile program son buldu.

 

 

 

 

 

 

HAYDİ, BİR KAHRAMAN SEÇ KENDİNE

2

Hazır mısın?
Hoppala! Ne kahramanı mı dedin?
Yoksa anladın mı mevzuyu hemen?
Anlamadın mı yoksa?
Sorun yok, rahat ol. Yaslan sırtına, okumaya devam,
Anlatacağım ben sana.

Dört bir yanı işgal edilmiş bir vatan.
İçerde hain, dışarıda düşman…
Halk şaşkın, yılgın…
Bebeler öldürülüyor, kadınlar meydanda oynatılıyor, gelinler dağa kaldırılıyor.
Kocalar cepheye koşuyor, şehit oluyor, kadınlar askere çorap örüyor, mintan dikiyor.
Çocuklar gidiyor cepheye, baba – oğul savaşıyor el ele…
Amca, dayı, dede, konu komşu, tanıdığı, tanımadığı ile…
Kan kokuyor toprak, kan kokuyor hava…
Kan ağlıyor yürek, kan ağlıyor ana.
Çaresizlik diz boyu…
Açlık bir yanda, dudaklar tek yudum içiyor suyu.
Ağaç kabukları un edilip yeniyor.
Açlık dinmiyor da dinmiyor.
Öyle bir savaş ki toz duman her yer
Yıkık dökük evler, kırık eller, bilekler
Bir vatan aşkı var ki sorma gitsin
Feriştahı olsan bilemezsin
Ne için yaşanan acılar?
Ne için akıtılan oluk oluk kanlar?
Acımasızlık, vicdansızlık, zalimlik
Dondurulmuş sanki ilik
Bir avuç toprak için mi her şey?
Hey de hey!
Yükselen Allah, Allah sesleri
Ancak melekler bilir
Şahadetin ardındakileri
Kimi açık gider gözleri
Barut ellerli kavurur, genzi yakar
Kopan ayak ve bacaklar
İşte böyle anlarda doğar kahramanlar
Ya adam gibi adamdır,
Ya kadındır, evvel insandır.
Kaçını bilirsin?
Bana kaçının adını sayabilirsin?

Haydi, bir kahraman seç kendine…

İstiklalinin üç yıl dört ay sürdüğünü
İstikbalin tarihine sahip çıkmakla sürdürüldüğünü
Unutma!

Haydi, bir kahraman seç kendine…

İsimsizlere dua et
İsmi geçenlere, öğrenerek, hürmet

Acı bizimdir, atalarımızın, kahramanlarımızın acısı
İçimizde yürek sızısı, kalp ağrısı
An, şu an!
Zaferlerimizi kutluyoruz coşkuyla
Kutlu, mutlu olsun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

Haydi, bir kahraman seç kendine…
Borcumuzu böyle ödeyelim bu sene…

Bir isim, bir isim daha, bir isim daha…
Her birinin ruhuna “el Fatiha”

Türkiye’mde Yaşayan Tüm Ülke Sevdalısı ve Yurttaşlarımıza

0

Eşit, özgür ve laik bir yaşam sunmak için emek harcayan cansiperane şekilde ülkemize göz koyan, haince halkımıza zulüm eden düşmanları yurttan atan ve bizlere armağan eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve O’ na inanları bir kez daha sevgiyle hürmetle anmadan edemiyorum.

Dostlar, yaşadığımız bu günlerde neler olacağının hesabını yüzyıllar önce bizlere tek tek anlatan bu büyük komutan, ülke sınırlarını çizerken bile ne kadar hassas davrandığını ve yapılan antlaşmaların içeriğine bakıldığında izlenen yolun doğruluğunu ve hatasızlığının bugün bile farkına varamıyoruz.
Bizler yıllarca aynı topraklarda yaşayan ve bu topraklara aşık bir milletiz. Zamanı geldiğinde gözümüzü kırpmadan varımızı yoğumuzu canımızı feda etmekte de asla çekinmeyiz.

Bizim için asıl olan vatandır.

Bu güzel vatanda yaşamak bizlere Allah’ın bir lütfudur. Her şehri bir güzel her tarafı cennet misali mis gibi kokan bu topraklar bizimdir.

Bu ülkede yaşayan ve bu ülke için her şeyini feda etmeye hazır olan insanların hepsi bizim kardeşimiz akrabamız, gönüldaşımız, yol arkadaşlarımız düşünceler ve farklılıklarımız vatan gölünde kaybolur ve tek bir vücut oluruz, asla bu uğurda koşmaktan ve çaba harcamaktan vazgeçmeyiz.

Bu ülkeyi kuran ve kurtaran bu değerli komutanın bizlere daha müreffeh bir dünya için önerdiği Cumhuriyet yaşanılacak en güzel yönetim biçimdir.

Eğer bizler Cumhuriyet kıymetini bilir ve bizleri yönetecek insanların en iyilerini seçerek Büyük Millet meclisine gönderirsek, aynı zamanda takipçisi olursak daha güzel günler bizlerin olacaktır.

Unutmayalım cumhuriyet ülkemin kadınına gencine, yaşlısına, emekçisine, geleceğe ve çağdaş bir medeniyete kucak açan en doğru seçimdir.

Bizlerin Cumhuriyetin değerlerine ve onun bizlerden sonraki nesillere bırakacağı çağdaş Laik ve insanca yaşam güzel şeyler bırakması yine bizlerin gayretlerine bağlıdır.
Son zamanlarda toplumda oluşan ikilemler ve farklı düşünceler asla bizleri bu yoldan döndürmemelidir. Bizden sonraki nesile bırakacağımız mal mülk Servet değil insanca ve dimdik yaşayabileceği bir ülke olmalıdır.

Tarihte Türk milleti her zaman adaletli, dost canlısı ve insaniyete en çok değer millettir.
Unutmayalım ki Arap dediğimiz ve din kardeşi olarak gördüğümüz insanların çoğu benliklerini kaybetmiş büyük emperyalist düşüncenin kölesi olmuş durumdadır.

Kazananlar Emperyalistçe düşünüp bizleri birbirimize kırdıranlar değil el ele ve kol kola dostça ve dimdik ayakta dura bizler yani Türkiye’m olmalıdır.
Kalın Sağlıcakla

BENİM İÇİN HÜZÜNDÜR KASIM

1

Kasım ayına yaklaştığımız şu günlerde, garip bir hüzün çöküyor yüreğime. Sonbahara veda ederken çıplak kalan ağaçlar, azalan kuş sesleri, sokakta üşüyen canlılar ayrı bir hüzün. Kasım sonbaharın son ayı, sonbahara güle güle kışa merhaba derken ben de bir yaşa güle güle yeni yaşa merhaba derim her Kasım’da. Her yeni yaş insana yeni tecrübeler, yeni insanlar, yeni uğraşlar doğurur gözüyle bakarım daima. Olgunlaştıkça bir yanımız, bir yanımız hep çocuk kalmak ister. Özellikle eski İstanbul’un güzelliğini yaşayabildiğimiz 80’li yılların bizde bıraktığı güzelliklerle…

Her sene gelir Kasım, bir önceki yıldan farklı mıdır? Kimileri göre belki, kimilerine göre değil. Herkesin hayatına dokunan bir yeri vardır elbet Kasım’ın. Ama bana en çok dokunan tarafı 10 Kasım’dır. Her 10 Kasım; Ata’mın gözlerini kapadığı ve bir daha açmadığı, yapması gereken daha o kadar çok iş varken, yoktan var edilen Türkiye Cumhuriyetini, daha ilerilere taşıması gerekirken, yüzünde yorgunluğunun, yapılan onca savaşın izlerini taşırken 57 yaşında bırakıp gitmesidir hüzün. Kurtuluş savaşında bu toprak uğrana verilen onca şehit hüzündür, yastır benim için. 10 Kasım’da Ata’mızı anarken, gözlerden süzülen birer damladır hüzün…

Kasım’da öğretmenler günü hüzündür benim için. Kapanan köy enstitüleri hüzündür mesela. İlkokul mezunu insanlara eğitim verip tekrar köylerinde öğretmenlik yapmaları sağlanmış ve bunun yanı sıra modern tarım dersleri verilirken ki: Köy Enstitüleri sayesinde 1940 ve 1946 yılları arası 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve bu tarlalarda üretime başlanmış, 750 bin fidan dikilmiş, 1200 dönüm bağ oluşturulmuş, 150 büyük çaplı inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 100 km yol, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 20 uygulama okulu ve 12 elektrik santrali yapılmıştır. O dönemin Milli eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından açılmış ve işin aslı bu proje tamamen Türkiye Cumhuriyet’ine aitken, kara cahiller yüzünden kapatılmasıdır hüzün…

Geçmişi 166 yıl öncesine, 1838 yılında kurulan Rüştiye mekteplerine, dayanan öğretmen okullarının kapatılması ve öğretmen okullarının yetiştirdiği öğretmenlerimizin ağır ağır yitip gitmesidir hüzün…

Kasım hüzündür…  Başta başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım. 10 Kasım’da sonsuzluğa uğurladığımız Ata’mızı, sonsuz saygı, sevgi, rahmet ve özlemle; unutmadık unutmayacağız…

MUTLULUK

1

Bugün sadece bir kelime üzerinde durmak istiyorum.

“Mutluluk”

Son zamanlarda hepimizin aslında zıttını benimsediği “Mutluluk” kelimesi, hayatımızın her yerinde ama zıttıyla… Bu konunun derinlerine inildiğinde görülüyor ki insanlar mutlu olmaktansa mutsuz olmayı daha çok ve daha kolay benimsiyor. Çünkü bir şeyin olumsuz halini yaşamak olumlu halini yaşamaktan daha basittir. Gelin bunu biraz detaylandıralım. Örneğin; başarılı olmak için çabalamanız gerekir. Başarı skalanız sizin neredeyse, oraya gelebilmek için çok çalışmanız gerekir. Peki, ya başarısız olmak için ne yapmak gerekli. Koca bir hiç…

Gerçekten de başarısız olmak için çaba harcamanıza gerek yok. İşte mutlulukta böyledir. Bazı insanlar mutluluk skalasını aşağıda tutar. bu kişiler ufak şeylerden mutlu olabilirim diyenlerdir. Fakat bazıları ise çıtayı çok yükseğe koyar ve oradaki mutluluğa ulaşmak için çok daha fazla çaba sarf etmesi gerekir. Peki, mutsuz olmak için ne yapmak gerekir, yine koca bir hiç…

Yani özetle çabalamadan, merdivenleri tırmanmadan, emek vermeden elde edilen her şey olumsuz olarak geri döner. Toplumumuzun en büyük hastalığı çaba sarf etmeden, emek vermeden çok şey başarmak istememizdir. Neden herkes “Bunu yapmayı çok istedim ama hiç mutlu değilim” gibi cümleler kuruyor. Çünkü mutluluk başkalarından bir şey beklememektir ve her ne yaşamak istiyorsak kendi bireysel kararlarımızı verebiliyor olmaktır. Fakat biz her şeyi kendimizden değil başkalarından bekliyoruz. Beklenti ise karşılığı olmadığı zaman insanı hayal kırıklığına ve mutsuzluğa sürükleyen bir şeydir.

Bu şekilde yetişen bir genç neslimiz var. Bunun sonucunda ne oluyor? Kitap okumayan, bilgiyi öğrenmek istemeyen, parazit gibi başkalarından bekleyerek yaşıyoruz. Peki, böyle yetişen nesillerden mükemmel icatlar, mükemmel teknolojiler, mükemmel yenilikler beklenebilir mi? Cevap çok basit… Bunun sonuçlarından biri olarak toplumumuzun en büyük sorunu çocuk yaşta başlanan sigara, alkol, uyuşturucu vb. zehirler insanları “mutlu” etme bahanesi ile bu bağımlılığın oluşturulmasıdır. Yine her şey mutlu olmak için…

Peki, gerçekten ne yapmak gerekiyor bu mutluluğu elde edebilmek için? Herhangi bir ilacı, besin takviyesi vb. bir şeyi olmayan bu soyut kavramı elde etmenin yolu nedir? Bu hem çok zor hem de çok basit soru. Mutluluk çıtası kişiden kişiye göre değişse de, mutluluğu elde edebilmenin yolu başka insanların ki bunun için ailemiz, arkadaşlarımız, patronumuz yani hayatımızı oluşturan herkes dahil olmak üzere hiç kimseden bir şey beklememek mutluluğu elde edebilmenin birinci adımıdır. Ardından kişinin kendine olan güveni gelir.

Beklentisiz insan kendine güveni olan insandır. Bilgiyi kendi öğrenen, düşünen, tartan, sorgulayan, fikir üreten insandır. Böyle bir insanın hayatına giren sorunları çözememe gibi bir ihtimali var mı? Bağımlılık yaratan o zehirlerin verdiği mutluluğa ihtiyacı var mı? Tabi ki yok.

Gelin nesillerimize bu kavramları aşılayalım, aile, sevgi, saygı gibi kelimeleri tarihimizdeki gibi yaşayalım ve çocuklarımıza yaşatalım ki yarınlarımıza güvenle bakabilelim. Çocuklarımızı kendine güvenen, okuyan, bilgiyi arayan, sorgulayan, sorumluluk duygusuna sahip bireyler olarak yetiştirelim. Bu bireyler ayakları yere sağlam basan, korkusuz ve kendine güvenen insanlar olacaklar, yani “MUTLU” bir insan…

 

ŞAM’IN ŞEKERİ

1

 Yüz yılımız; iki büyük Dünya Savaşı yaşadı. Bu iki savaşta da, 100 milyona yakın insan ölür. Maddi ve manevi zararların da hesabını kimse tayin edemez.

İki Dünya Savaşında; Dünya Siyasi haritasının şekli değişir. Çok imparatorluklar ve devletlerin ismi yok olurken, yeni devletler kurulur. Bağımsızlık Savaşı verip özgür kurulan devletler olduğu gibi, büyük devletlerin kendi amaçları için; masa başında sınırları çizilen devletlerde az değildir.

***

İkinci Dünya Savaşından sonra; ABD ve Sovyetler Birliği; ulusal devletlerin içindeki; etnik azınlıkları, dinsel ve mezhepsel yollardan; parçalamak politikalarını harekete geçirirken; içerdeki siyasileri de çok iyi seçerler ve hizmet etmeleri içinde iktidara getirirler. Bu politika daha çok Şark toplumunda ve Ortadoğu’da; en bariz şekilde görülür ve uygulanır.

Bugün içinde bulunduğumuz; PKK, YPG’nin çalışmaları taa 1960’lardan günümüze kadar uzanan hikayeyi görüyor ve şimdi de yaşıyoruz. 1970 yıllarında 35 civarında büyükelçimizi ve ataşelerimizi öldüren ASALA’nın Filistin, El Fetih gerillalarının eğitildiği kamplarda, bugünkü; PKK, YPG, SDG eğitim gördü, orada oluşturulduktan sonra, daha sonraları, Barzani ailesi himayesinde; Kuzey Irak’ta Kandil’e taşındı.

Bugün Türk Ordusu, ABD, İngiltere, Fransa, İsrail tarafından silah, para, malzeme ve eğitimsel desteklerle yetişen; Kürt, Süryani, Arap milislerinden oluşan paralı askerlerle, Kuzey Irak ve Suriye topraklarında çarpışıyor.

***

1980-1990 yıllarındaki Türkiye politikası daha radikal, akılcı ve kararlı adımlar attılar ki; Öcalan şöyle anlatır. “Türkiye’nin baskısı üzerine Suriye hükümeti bana ya Türkiye ile aramızda savaş çıkar veya biz seni yakalar Türkiye’ye teslim ederiz, tercih yapmak zorundasın.” der (14.10.2019 Cumhuriyet Barış Terkoğlu)

Bu sözlerin ciddiyetini anlayan Öcalan; hemen Suriye’den çıkar, Yunanistan’a, oradan da Afrika ülkelerinden Kenya… Gerek Suriye, gerek Yunanistan bir kişi için; ne risk almak, ne de komşusu ile de kötü olmak niyetinde değillerdir. Bu liyakatlı diplomasi sonucu 16.02.1999’da Öcalan’ı taşıyan uçak Türkiye’ye iner.

***

Bu kısa hatırlatmamdaki amacım; o yılların; seviyeli, bilinçli diplomasisi ve hükümetin; ülkenin yararları adına ciddi adımlar atması, Amerikan güdümünde de olmayışı. Bir Mart Tezkeresi herkesin hafızalarındadır. Çekiç güce karşı tavır… Ve hükümetin düşmesi…

1990 yıllarının sonlarında çökme noktasına gelen PKK, tamamen yalnızlaşmış, Amerika, Almanya bile PKK ve YPG’yi terör örgütü olarak kabul ederken, 2010-2019 yılları arasında; birden bu örgütlere siyasi kimlikler verilmeye başlanır ki, Açılım adı altında, hükümet adamları PKK temsilcileri ile Dolmabahçe, İmralı’da ve Oslo’da görüşmeler yapar. YPG peşmergeleri, Habur kapısından, elini, kolunu sallayarak, devletin arabaları ile Suriye’ye geçiş yapılırken, lüks bir otelin lokantasında devletin kesesinden lahmacun yediklerini, o günün basını fotoğraflarla belgelediler bile. Öcalan’ı lider olarak kabul eden PYD(Demokratik Birlik Partisi ve YPG Halk Savunma Birlikleri, Bir Amerikan Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral: RAYMOND THOMAS: “Markanızı değiştirmeniz gerekir” dedikten sonra; Her şey değişmiştir artık öyle de olmuştur. Suriye Demokratik Birliği (SDB)

Sahnede; Amerika’nın ve Batının sahip çıktığı, koruduğu; Kürtler, Süryaniler, Araplardan oluşan, eğitimli ordu. Şunu demek istiyorum; Ne Amerika, ne Batı ve ne de İsrail bu (SDB) yalnız bırakacak. Bu topraklarda, bu zenginlik olduğu müddetçe; ne bu savaş biter, ne de Amerika bu topraklardan çekilir.

Zaten Amerika Başkanı da ağzındaki baklayı nihayet çıkardı. TRUMP:”Ateşkes iyi gidiyor. Küçük çatışmalar var. Yeni bölgelere Kürtler yerleştirilecek. Petrolü koruma altına aldık. Askerlerimizi eve getiriyoruz.” Her şeyi açıkça söylüyor. Yeni kurulacak Kürt devleti, Amerika’nın yeni gözdesi durumunda. Esad, şimdi Kürtleri temsil eden, (SDB) ile birleşti. İngiliz LAVRENS’in Araplarla birleşip, Osmanlı’ya Türklere saldırması gibi…

***

Şöyle geriye yaslanıp, geçmişe ve etrafımıza baktığımız da; şark diplomasisi; Harward, Oxford, Sorbon ve şu dün kurulan desteği ile Kandil Dağının mağarasında yaşayan ve çölün çadır aşiretleriyle; aynı masaya; aynı koşullar altında, oturtmak aşamasına getirildi.

***

Tarih boyunca, Araplar hep Türk düşmanlığı yapmış ve Türkleri de sevmediler. Filistin için verdiğimiz mücadele. Hele, iki hafta önce; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM toplantısında ki konuşmasının üçte ikisini Filistin halkları ve hakları adına konuşması. Gözlerine dursun nankörlerin. Yaptığımız her yardımın, boşuna yapıldığını düşünüyorum.

Lanet olsun yüzlerine. Utanmadan, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatına işgal diye karşı çıktı tüm Araplar ve Filistin.

Boşuna mı söylemiş atalarımız:

“NE ŞAM’IN ŞEKERİ, NE ARABIN YÜZÜ”

 

BETON DÖKMENİN DOKTORASINI YAPMIŞLAR, AĞAÇSIZLIKTA ORDİNARYUSLUK DA ONLARIN!

0

Hepsi aynı, tek tip… Ruh yok, zevk yok… Sorsan, Avrupa bizi her alanda kıskanıyor. Oysa git o “kıskanç” ülkelere; büyük şehirlerin ortasındaki yeşil alanları gör, dibin düşer… Yarabbi, bu Akepe zihniyetinin meydan anlayışı ne zaman medenileşecek? Bence hiçbir zaman. Zihniyet bu zira… Üsküdar’da sahil genişletildi mâlumunuz… İyi, güzel… İyi güzel de, bu belediyelerin “meydan” anlayışı neden beton dökmek üzerine? Beton dökmenin doktorasını yapıp üstüne bir de ordinaryus profesörlük almış gibi hepsi mübarek. Oysa şehir merkezinin dışında birkaç mesire alanı açmak ile olmuyor bu işler, şehir parkları yapacaksın, düzenlediğin o meydanları yeşillendireceksin… Adamlar meydan yapıyor, bakıyorsun sadece iki üç cılız ağaç; gölgelenecek bir yer yok. Mavi gri ile buluşuyor, yeşil ile değil… Oysa dikin ağaçları şehir merkezinin ortasına hem kaçış olsun insanlara, hem temiz hava, hem emsin lanet şehir gürültüsünü… Drakula’nın sarımsaktan (!) korkması misali korkuyorlar sanki ağaçtan… Bu ne zihniyettir Yarabbi?

 Aklımız mı, vicdanımız mı? Neyimiz hür?

Cumhuriyet, “aklı hür, vicdanı hür nesiller” yetiştirmek amacıyla çıktı yola… Gelgelelim, şöyle bir çevremize baktığımızda göreceğiz ki, bugün erk sahibi yöneticileri (vesaire vesaire…) eleştiren sıradan vatandaş bile, fırsatını bulsa, kavanozu öyle güzel yalayacak ki! Hatta parmağıyla değil, avucuyla! En “Müslümanı” da, en devrimci”si de kendi çapında çalma, çırpma, hile, hurda, akraba- dost kayırma ama en çok da kendi selâmetinin derdinde… Ne acı!

İnsanların eleştirdikleri bir konudaki samimiyet derecelerini anlamak için onlara olanaklar verip bu olanaklar içinde nasıl davrandıklarına bakmak gerek… Yani bal kavanozunu koyacaksın önüne. Gerçekten ilkeli bir insan mı değil mi, o bal kavanozunu yanına koyunca anlarsın… Şahsın bu kavanoz ile arasındaki muhabbetin derecesi, turnusol kâğıdı gibi gerçek rengini de ortaya çıkaracaktır…

Öyle uzaktan kükremek ile olmuyor bu işler… Düzelme, en alttaki insandan başlar… Önce lâyık olacağız ki, talep etmeye de hakkımız olacak… Sen lâyık olursan, yöneticilerin de, hukukçun da, hastanedeki memurun da, polisin de, doktorun da, sokağını temizleyen çöpçün de, zabıtan da, gazetecin de, hastan da, velin de, tüccarın da doğru olacak, adam gibi adam nesiller de yetişecektir zaten. Olmazsa olmaz çürükler de bu kalitenin içinde eriyip gidecektir.  Aksi bir durumda ise çürüklerin arasında eriyip gidecek olan kalitenin kendisidir.

Anlayacağınız çoğumuz menfaat veya “dokunmayan yılan” dürtülerimiz dolayısıyla hür değiliz, ne aklen ne vicdanen. Hür olmadığımız müddetçe de eğriyi değiştiremeyiz. Mustafa Kemal Atatürk, aklı, vicdanı ve irfanı hür nesilleri bu yüzden istemişti oysaki… Ne yazık ki biz öyle olmadığımız müddetçe iplerimiz ayak takımından birilerinin elinde olacak ve manyaklar yönetiyor olmaya devam edecek bu dünyayı; içine ederek…

Aklı ve vicdanı hür şekilde coşkuyla kutlanacak nice 29 Ekimlere…

Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneğinden Büyük Cumhuriyet kutlaması

0

Kanlıca Doğa ve Yaşam Derneği, 29 Ekim Salı akşamı Cumhuriyet kutlaması gerçekleştirecek.