Geçmişteki hatalarımız getirdi bizi içinde bulunduğumuz bugünkü bölünmüşlüğe, kutuplaşmaya… Umarım herkes hatasından ders almıştır ve bu memlekette Müslümanı, Hristiyan’ı, Alevi’siyle Türk, Kürt, Rum, Ermeni, Musevi… olarak el ele kardeşlik içinde Cumhuriyet’in aydınlattığı aydınlık ve umut dolu bir ülkede yaşayabiliriz.

Faili meçhullerin olmadığı, başı açığın da kapalının da huzur içinde yaşadığı, liyakatin esas alındığı, üretimin bol olduğu, bırakın çağın gerisine düşmeyi, çağı yakalamak endişesinden çok çığır açmak hevesinde olan ve güne “bugün ne azar işiteceğiz” korkusu içindeki bir öğrenci psikolojisiyle değil de, umut dolu uyananların ülkesi olduğu bir Türkiye özlemim var benim…

Sanatının içine tükürülmediği, kadın sanatçıların “yarın bana ne olacak?” endişesi taşımadıkları, yeşilinin dört bir yanı kat be kat sardığı, rant uğruna peşkeş çekişlerin sonlandığı, ne idüğü belirsiz cahil cühela dindar görünümlü zevatın ekranlarda, gazetelerde saçmalamadıkları, ağızlarından öfke ve kin salyaları saçılan sözde medya mensuplarının ekran başlarını, gazete köşelerini tutmadıkları, okul müdürlerinin bir esnaf havasında velilerden para dilenmek zorunda kalmadıkları, öğretmenlerinin zarf saymadıkları, öğretmen sendikalarının yandaş-candaş diye ayrılarak, yandaş kusurlarının görmezden gelinerek, üstlerinin örtülmediği, göçmenleri ülkemize kabul ettik diye bir yandan övünürken, diğer yandan bu zavallıların dilendirilmedikleri, gençlerinin ürettiği, tarımının ürettiği, hayvancılığının ürettiği, fakir çocuklarının tarikat, cemaat… avcıları tarafından yurt, burs ayağıyla kandırılarak, içlerine çekilmedikleri yurdu bol, bursu bol, kütüphanesi, spor sahası, parkı bol, sanata, bilime, teknolojiye teşviği bol bir ülke özlemim var…

Özlemim var sükunete… Özlemim var halkına anne/baba şefkatiyle davranacak bir cumhur reisine… Özlemim var, ayrıştırılmamaya, bağırılıp çağırılmamaya, aşağılanmamaya… Ne kindar, ne dindar, ne “çağdaş” yobazı, ne dindar yobazı; insan gibi insana özlemim var…

Şekilcilikten uzak, öze yakın; samimiyete, sıcaklığa, dobralığa, merhamete özlemim var… Memurunun insan tekmelemediği, camilerinin süngü gibi kullanılmadığı bir ülke hayalim var…

Savcısının önünde düğme ilikleyen halkı değil, suçluları azarladığı, insanının elinde tuttuğu tapusuna güvendiği, hapishaneleri gün geçtikçe dolan değil, gün geçtikçe boşalan bir ülke özlemim var…

Yetiştirme yurdundaki çocuklarının ırzının korunarak, sevgiyle sarmalandıkları, kadınlarına ve de kız çocuklarına  beyinlerindeki uçkur ile bakan insanlarının azaldığı bir ülke hayalim var…

Benim özlemim var ve de hayalim… O nedenle koydum elimi taşın altına; sağ-sol bir arada olsun; meşalem Cumhuriyet, şiarım “insan” olsun diyerek, siyasi bir kimliğe büründüm ve katıldım İYİ Parti’nin safına…

Diyeceğim o ki, bu memleket hepimizin ve gidecek başka bir ülkemiz de yok… Olsaydı da, insanın kendi vatanı gibi olamıyor… Bülbülü altın kafese koyuyorlar da, o “ah vatanım” diyor ya; etimiz, genimiz bu kültür ile yoğrulmuşken özleniyor vatan, aranıyor, yerini hiçbir şey tutamıyor…

24 Haziran seçimlerinde özlemlerimize bizi yaklaştıracak lider kazansın temennim ve azad etsin bizi halihazırdaki korkularımızdan…

Azad etsin bizi bölünmüşlükten ve daha da bölünmekten…

Azad etsin bizi ümitsizlikten… zira bizi en çok bu ümitsizlik mahvediyor…

Ümit ile kalın…

Sevgiyle!

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here