Yerel seçimlerin eli kulağında. Haberler ve köşe yazılarının geneli zaten başkan adayları, açıklanan listeler ve bunların seçilebilme olasılıkları üzerine… İkamet etmekte olduğum Beykoz özelinden, Beykoz’a ve Beykozluya ihanet etmeyecek aday kazansın duamı tüm Türkiye için yineleyerek, bu konu üzerinde daha fazla bir şey yazmanın aslında içimden çok fazla gelmediğini itiraf etmek isterim… Sürekli bir seçim havasından bıktık zira… Seçim ekonomisinden de bıktık… Çoğunluğu oldukça basit, çağının gerisinde, az bir kısmı da zor ama yalan olan vaadlerden ise midemiz bulandı…

Lâkin, birkaç konuyu ifade etmeden yani içimizde dolaşan bazı iki ayaklı kene türlerine değinmeden de olmayacak: Yeşil ve mavinin ev sahibi güzel ilçemiz Beykoz özelinden Türkiye geneline yayılarak söylüyorum yine: Ülkemiz, şu an tam da ihanetin son U dönüşünde… Anlayan anlıyor bu dediğimizi de, anlamayan zaten ağzına küfretsen “yarabbi şükür” modunda; ne desen boş… O nedenle adaylara doğru sorular sormak önemli… Şu an Beykoz’da en büyük sorun beka sorunu bence… Türkiye genelinde de aynı sorun var ama Bahçeli’nin sığındığı türde olan “beka” değil bu. Zaten o da ne demek istediğini açıklayamadı ya! Benim ifade etmek istediğim, Büyük Ortadoğu Projesi dedikleri şey: yani BOP… Neyse… İşte bu gerçekleri idrak ederek oy kullanmaya gitmek gerek…

İkinci olarak ise yöreselliği kullanarak siyaset yapan tüm siyasileri ve bunlara prim verenleri kınadığımı tekrar ifade etmek ve kendilerinden tiksindiğimi tekrar tekrar belirtmek isterim… Onlara çok da tın (!) gerçi ama ben yine de diyeceğimi diyeceğim! Efendiler! Sizler Türkiyeli olamamış insanlarsınız… Kişisel donanımınız ile bir seçimi kazanma potansiyelinizi o kadar düşük görüyorsunuz yani özgüveniniz o kadar eksik ki, kurtarıcınız olarak hemşehriciliğe sarılmışsınız… Zavallısınız… Acizsiniz… Memlekete, birlik ve bütünlüğe zarar veren kenelersiniz…

Diğer bir kene türünü de CHP’de Meclis üyeliği aday listesine giremeyince, etrafa aleyhte pankartlar asmak suretiyle partiye ve adaya zarar vermek için yoğun bir faaliyet içine girmiş olan tipler oluşturuyor… Bunun en son örneğini geçtiğimiz günlerde yine Beykoz’da yaşadık. Bu eyleme girişmiş olan zat-ı muhteremlerin bir an önce tespit edilerek, dışlama şeklindeki pes ettirme yani sosyolojideki adıyla mobbing’in kendilerine bir an önce uygulanmasını dilerim… Bu tür ihtiraslara sahip olanlar, tekamüllerinin en dip evresinde olmanın göstergelerini dışa yansıtıyorlar ve bunlara karşı yapılacak en iyi şey, – sahip oldukları maddi kudret v.s ne olursa olsun- kendilerine hak ettikleri şekilde davranmak suretiyle  “her şeyin en güzeline lâyık olan” o “yüce” şahsiyetlerini adam yerine koymamak yani… Yazık… Bunlar da ayrı bir grup zavallı… Yaş olmuş 70 ama akıl yaşı 7… En son yaşanan olay dolayısıyla CHP özelinden söyledim söyleyeceğimi ancak hangi partide bu tür tipler varsa, hepsi için aynı şeyi düşünürüm…

A bir de, o çok meraklı olunan o Belediye Meclisi koltuklarına umarım gerçekten çalışacak, mevcut ve potansiyel sorunları hakkıyla dile getirip, adam gibi sorular soracak, somut öneriler sunacak adaylar talip olmuş ve listelere girmişlerdir… Ötesi âlem işte görsün, popoda koltuk, ismin önünde unvan olsun… Türkiye bunlar ile dolu…

Keneler aslında çok da… Bakmak lâzım lafı söyleyen ne kadar adam diye… Eleştirmek suretiyle bazılarına gereksiz değer vermemek lâzım zira… O nedenle Türkçe’den bihaber yazıp duran ve milletin ana dilini bozmakta olan “güya” gazetecilere de, kıskanç mı kıskanç olup etrafa çamur atan ve bu şekilde aslında sanata bizzat zarar vermekte olan güya sanatçılara da hiç mi hiç değinmeyeceğim. Âyinesi iş olmalı hepimizin; yani lafa bakmayalım derim…

Efendim, bilinmez ama ben ömrüm yettikçe yazarım herhalde? Doğruyu kim yapsa yanında, yanlışı kim yapsa karşısındayım… Elim kalem tuttukça yazar, dilim döndükçe de konuşurum… Kimsenin partisi, osu busu da umurumda olmaz.

Diyeceğim o ki, yerel seçimlerde kim kazanırsa kazansın ama Türkiye kazansın. Çocuklarımızın aydınlık geleceği, yeşilimiz, mavimiz, tarihimiz kazansın… İnsanca yaşayacağımız, seviyeli günlere uyanacağımız, sanat dolu bir Türkiye için

Sevgiyle kalın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here