“Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın.(Fatır/5)”

Bal gibi de aldatılıyor kardeşim…

Aldatılmışların kimi dindar görüneni seviyor,

Kimi koalisyon kavgalarının olmamasına duacı,

Kimi başörtüsünün sorun olmaktan çıkarılmasını mihenk yapmış kendine…

Kimiyse kanmış lale bahçelerine…

… Göremez ki nereye doğru evriliyoruz… Evrilişi göremiyor; idrak edemiyor ki.

Anlatamıyorsun ki… Anlatamamışsın ki… Sen de zamanında az dışlamamışsın ki…

Anlatabilsen keşke:

… Türkiye’nin rotasının çevrilmek istediği yön, 1923’te gitmekten kurtulduğu yöndür: Bu yön, insanlarının cehalet pençesinde kıvrandığı, cinsiyet, mensubiyet noktasında görünmeyen kastlara bölündüğü, memleketin kaymağının bir kısım erk sahipleri arasında lokma lokma iç edildiği, insanının konuşmaktan korktuğu, eğitim seviyesinin uyanmaya değil, uyumaya ve zihinsel köleleşmeye hizmet ettiği bir karanlığa varmaktadır. Karanlık bir girdabın içine doğru sürüklenirken, aynı tas aynı hamam kavgalarımız ve bencilliklerimiz ile bölünmüş durumda olmamızsa en acısıdır…

Dilin doğrudan uçkur ile bağlantılı olduğu kindar ve de sözde dindar nesiller yetiştiren bir ülkeye doğru evrilişimizde gençler uyuşturucunun pençesinde, kadınlar da gün geçtikçe daha çok erkeklerin insafındadır. Bilim ve üretmekten bihaber böylesi bir toplum, gavur deyip küçümsediği Batı’nın son teknolojileri için en iyi pazar ve neredeyse otu için bile dışarıya bağımlı hale getirilmiş aciz bir topluluktur. Şu an Ortadoğu’da sözde dini kurallar ile yönetilen toplumlar nasıl ki aslında “gavur” deyip küçümsediklerinin elinde birer kuklaysa, eğitimi hiç edilmiş bir toplum olarak biz de aynı geleceğe doğru savrulmaktayız.

Cebindeki kredili bankomatı ya da kredi kartını 1 hafta sakla bakalım evinin bir köşesine; onu kullanmaksızın ne kadar dayanıyorsun bir denesene! O zaman sorarsın: hani büyümüştü ekonomi de, benim cep neden küçük kaldı diye… Neden sormazsın: “ya bize imam hatip okulu diye diretip her köşe bucağa bu “mübarek” okuldan dikenler, neden kendi çocuklarını, torunlarını bu okula yollamazlar?” diye…

Neden bağıranlar makbul bu ülkede, neden çalma çırpma her yerde, hani nerede 15 yıldır güya ekilmiş İslam ahlakının meyveleri, nerede diye neden sormazsın? İslâmın şekilciliği biz Müslüman toplumlarda da ahlakı kimde, örneği kim neden sormazsın?

Hep emrivaki, hep 2 dudak, hep 2 dudak arası…

Çoğunluk farkında değil belki ancak dönüşten önceki son köşedir bu. Muhalefetin ne yazık ki halkı ümitsizliğe mahkûm ettiği böylesi bir dönemde, seçim emrivakiyle yangından mal kaçırır bir halde ilân edilmiştir. Bu şekilde belki de ana muhalefet ile sempatizanı yükselmekte olan İYİ PARTİ’nin cumhurbaşkanı adayı konusunda işbirliği süreci kısıtlanmak istenmektedir. MHP ile oynanan ve başarıya ulaşan son Ekmeleddin İhsanoğlu oyunundan sonra, sol tabanın Meral Akşener’e sıcak bakması,  oldukça zor gibi…

Aslında hiç yazmak istemediğim konular bunlar… Bırakın bizi, sanat yapalım… Ancak yolun bu yöndeki sonu da karanlık görünüyor. Eğitimin içindeki eğitimcilere göre de “eğitim bitmiş” durumda… E ekonominin içindeki esnaf da “ ben bittim” diyor. Gelgelelim, bizi yöneten adamların sürekli birileri tarafından kandırılmaları ama buna rağmen sıradan vatandaşın da bu kandırılmış olanlara kanmaya devam etmeleri şeklindeki yılan hikâyesi bitmek bilmiyor; kimse, “ ya sen nasıl devlet adamısın; devlet adamı bu kadar kandırılır mı”nın hesabını sormuyor.

Kısaca: memleketin ve Cumhuriyet’in el birliğiyle içine ettik; bez getirenimiz yok. Kalite ve eğitim seviyesi gereği aslında siyaset yapması gerektiği halde, halihazırdaki kalitesizlik ve seviyesizliği görüp de bu alandan tiksinenler ve uzak duranlar Kuvayi Milliye ruhuyla  “ya Bismillah” diyerek, gözlerini karartmadıkları müddetçe girdabın içine tamamıyla çekileceğiz.

Sağ ya da sol… Birbirimize güvenmeyi öğrenmeliyiz. Mihenk taşımız Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet olmalı zira ucundan köşesinden tutabilir olduk ancak ve elimizden çıkıp gitmesine çok az kaldı…  Çok vaktimiz yok. Boşuna aceleye getirilmedi ya bu seçim. Senin tartışmaya bile vaktin olmasın isteniyor. Biliyorlar tabii, karşılarındaki kesim çok düşünür taşınır hatta kavgalar eder; o kadar ki bu arada atı alan da Üsküdar’ı geçer…

Kısaca… Son diyeceğim şu: bu memleketin ve Cumhuriyet’in el birliğiyle içine ettik; bez getirenimiz yok…

Bu memleketin ve Cumhuriyet’in el birliğiyle içine ettik; bez getirenimiz yok…

içine ettik.

Ettik içine…

İçine…

Yok.

Bez

Bez getirenimiz yok.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here