Çok uzak değil bundan 10-15 sene önce iletişim dendiğinde pek çok kişinin aklına yalnız telefon ve belki bilgisayar gelirdi. Bu araçlar ise sadece haberleşme ve iş için kullanılan gereçlerden başka bir şey değillerdi. Peki, günümüzde iletişim dendiğinde aklımıza neler geliyor. Devrin en büyük iletişim aracı telefon ve bilgisayarı daha da işlevsel kılan “internettir”.

Günümüzde ulaşmak istediğimiz her türlü bilgiyi, kişiyi, haberi “tek tık” ile elde edebilir olduk. Bunun en önemli sebebi teknolojinin dur durak bilmeden ilerlemesidir. Yaşadığımız bu çağa uzay çağı denmesinin başka nasıl bir sebebi olabilir ki… Teknolojinin bizlere sunduğu muazzam iletişim yeniliğinin olumlu yönleri saymakla bitmez. Dünyanın öbür ucundaki bir insanla saniyeler içinde görüşebilmek, konuşabilmek hatta canlı canlı video bağlantılar yapabilmek, bulunmaz bir nimet değil mi?

Peki ya olumsuz tarafları… Hayati tozpembe yaşamaya devam ederken olumsuzluk penceresinden bakıldığında, sözlük anlamı duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, haberleşme olan iletişim kelimesi nasıl oluyor da hayatımızı karartıyor. Nasıl oluyor da yaşadığımız bu iletişim çağı içinde iletişim kuramamak en büyük sorunumuz haline geliyor.

Çok uzaklarda aramayın, gün içinde etrafımızda gördüğümüz manzaralar bize bunun ne kadar önemli bir sorun halini aldığını gösteriyor. Çiftler arasında, anne-baba-çocuk arasında, kardeşten öte arkadaşlıklar arasında, aslında toplumun her kesiminde her yaşında iletişim kuramamak dev bir sorun halinde.

İletişimsizlik devamında birbirini dinlemeyen, anlamayan, etrafına bakan ama görmeyen, güven problemi yaşayan, ön yargılı çocuklar, gençler meydana getiriyor. Peki, ne oluyor bu gençlerin sonu…

Belki de önlem alınması gereken en önemli değer çocuklar. Çünkü çocuklar dinlenmiyor, sen bilmezsin, sen anlamazsın, sen sus denildikçe onlarda büyüdüklerinde anne ve babalarını dinlemiyor veya kendinden büyük insanlara sen sus, sen anlamazsın, sen bilmezsin diyor. En anlamlısı da eşlerimizi dinlemeyip sonra beni anlamıyor diyoruz. Çocuklarımızı dinlemeyip sonra bizi dinlemedi diye onlara kızıyoruz. Peki, ne oluyor bunun sonunda? Sokaktaki canlıya, hayvana, insana değer vermeyen, sevmeyen kişilere dönüşüyoruz. Sırf işimizi yapabilelim ya da sırf cevap vermek başımızdan atmak için dinliyoruz. Tüm bunları tersine çevirmek aslında çok da zor değil. Sadece teknoloji çılgınlığından biraz uzaklaşmak, başımızı kaldırıp etrafımızda olup bitene bakmak gerek.

Sevgi, saygı gibi kelimeleri hayatımızın merkezine almak gerek. Anlamak, bilmek, tanımak için dinlemek gerek. Kendi öz değerlerimizi yeniden hatırlamak ve uygulamak gerek. Özellikle çocuklarımızın gözlerinin içine bakarak dinlemek ve onlara değer verdiğimizi hissettirmek gerek. Neden mi? Çünkü güzel yarınlar için önce çocuklarımızla iletişime geçelim ki, kendine güvenen, seven, sayan, empati duygusu olan, dinlemeyi, anlamayı bilen yarının büyükleri yetişsin. Yetişsin ki yarın birbiri ile çatışan, nefret eden değil, birbirini seven, anlayan bir toplum olabilelim.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here