KENTLEŞME

Şehirler yaşanmaz hale gelmişti. Eylemi-söylemi farklı olan Refah Partisi’ne halk şehirleri teslim etti. Bu insanlar çöp-çamur-çukuru yok etti. Milleti Allah’ın suyuna kavuşturdular. Temiz hava getirdiler. Güler yüzlü belediye oldular. Peşinden AK Parti halkı kucaklayan bir anlayışla hem hükümeti hem de belediyeleri sırtladı. Harikalar ürettiler. ‘Et Kemiksiz Olmaz’ misali -aksaklıklar olsa da- genelde yürüyorlar.

Şehirlerde ihtiyaçlar artıyor. Bunlar; her şeye el atayım derken zorluklarla karşılaşmaya başladılar. İlk zamanlardaki ıslahat ve değişim devam edemiyor. Eski kurumları değiştiremediler, kurumlar AK Parti’ye egemen olmaya başladı. Bu partinin kuruluşunda olanlar, değişim, gelişim bekleyenler duvarları ve eski duvarcıları görünce şaşırmaya başladılar.

YÖNETİM

İdare yerelleşeceğine merkezileşiyor. Halka yarayan politikalar unutulmaya başlandı. Halk zenginleşeceğine fakirleşiyor. İş alanları çoğalacağına azalıyor. Zenginler inşaat ve ithalata yöneldi. İstanbul’da boş veya dolu araziler, arsalar TOKİ ve KİPTAŞ’a, Yoksa da belediyelerin ürettiği sonu ‘TAŞ’olan şirketlere işaretleniyor. Belediyelerde bir heves, bir heves… ‘Yapacağız, satacağız’ diyorlar. Bindikleri gemiler onları büyük denizlere taşıyor.

GÖRÜNÜM

Hâlbuki milletimiz onlardan çok daha farklı işler bekliyor. Beklenen şehirleşme geliştirilemedi. Devasa şehirler yapıldı. Ama beklenen şehir planları geliştirilemedi. Katlara bahçeli daireler, havuzlu göl ve deniz manzaralı evler yapıldı. Bu ekonomik değeri yüksek olan yerlere cami, medrese, kuran kursu, külliye, imarethane, yetimhane, yaşlı bakım yerleri düşünülmemiş. Ataşehir’li bir arkadaşım merkezdeki arazisine cami yapmaya karar verdi. Arazinin kenarına prefabrik bir mescit koydu. Ezan sesine hasret kalan yöre halkı –bilhasa hanımlar-‘camiyi biz yapacağız’ diyerek işe sahip çıktılar. Bu yer işi planlamacıların ve yerel yönetimlerin işi olmalıydı.

DURUM

Belediyelerimiz şehirlerde SEKÜLER bir hayat yaşamaları için genç nesle siteler hazırladı. Yeni evlenenler oralara taşınıyor. Bizim kültürümüzde on hane olunca mescit, yüz hane olunca cami vardı. Bu anlayış binlerce hane olunca unutuldu. Kenarda köşede bir küçük cami ile iş yürümüyor.

Konya’ya gitmiştim. Oradaki siteler hayatla iç içe. Her binanın altı sosyal donatı alanları ile zenginleştirilmiş. Kütüphane, mescit, çayhane, çocuk oyun alanları, hanımlara mahsus ayrı alanlar. Özenti duymamak ne mümkün.

TEMENNİ

Genç nesiller büyüklerinden ayrı yaşıyor. İnsanlar yalnızlaştırılıyor. ‘Ben’ anlayışlı bir dünya kuruluyor. Yeni bir hayat kuruyor herkes. Şehirler hayalet üreten bir hal almaya başladı. Birbirleriyle selamlaşmayan, konuşmayan insanlar. Basın, yayın, okullardaki eğitim bu hayatı destekliyor. Kitapları çocuklarımıza bedava verdik. Ama mutluluk yollarını açacak kapıları henüz gösteremedik.

İnanç yapısıyla barışık, hayatı besleyecek örnek bir şehir mimarisine bu millet hasrettir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here