MEKKE
Mekke – Medine bizim kutsal topraklarımız. Bu yerler bütün Müslümanların ortak değerleridir.

Araplar bu mübarek yerlerin hizmet edenleridir. Bu mübarek topraklara atalarımız 500 yıl hizmet verdiler. Bugün bir ziyaretçi olarak bu topraklarda varız.

Mekke’ye giriş Cidde’den başlıyor. Cidde havaalanı uluslararası bir liman. Cidde aynı zamanda Kızıldeniz’e kıyısı olan bir şehir. Ticaret merkezi…

Bu topraklar üzerinde söylenecek söz varsa- dünya üzerinde- bu söz öncelikle Araplardan sonra bizim sözümüzdür. Yiğit düştüğü yerden kalkar… Söylemlerimiz bu zaviyeden görülmeli.

Mekke içinde bulundurduğu Beytullah sayesinde dünya kurulalı beri merkez olma şerefiyle yaşıyor.

Dünyanın en dinamik şehri. Her gün binlerce insanın geldiği ve ayrıldığı bu ziyaret ve ibadet şehrindeki düzen, intizam, ciddiyet başka bir yerde var olduğunu sanmam.

Her şey kurala bağlanmış. O kurallar düşündükçe ne kadar isabetli olduğu anlaşılan canlılığını sürdürüyor.

Beytullah’ı tavaf etmek Mekke’nin en önemli olayıdır. Arap krallarının Beytullah’a hizmet etme noktasında yaptıkları yatırımlar takdire şayan bir seyir arzediyor.

Beytullah’ın iç dizaynını Y. Sultan Selim yapmıştı. Osmanlı Revakları olarak adlandırılan iç avlu bugün kaldırılarak tavaf alanı bir anda 2-3 milyon insanın ibadet etmesini sağlayacak bir noktaya getiriliyor.

İnsanların ekonomisinin düzelmesi, ulaşım yollarının gelişmesi, barış ve huzur ortamının yaygınlaşması bu hac ve umre ibadetinin artmasını sağlıyor.

Yöneticiler bu anlayışla; hizmet alanlarının gelişmesini ve geliştirilmesini gerektiriyor. Bugün Mekke ve Medine’de kentsel dönüşüm değil, bir otelsel dönüşüm var. İmar ve inşa faaliyetleri hem Beytullah’ta hem de dışarda son sürat devam etmektedir.

Dünyanın turizm ve ticaret merkezi olan bu mübarek alanları görmek, gezmek, yaşamak hayatın zenginliğidir.

Mekke – Medine” harem bölgesi” olarak belirlenen hudutların içine Müslüman olmayanın girmesi dinen yasaklanmıştır. O alanın içine ancak Müslüman olanlar yaşar.

Mekke ve Medine bölgesinde imar ve inşa işi ister istemez Müslüman mimar, mühendislerin eliyle yapılıyor. Bu bölgede Türkiye, Mısır, Suriyeli yetişmiş insanlar, Pakistan, Afganistan, Bangladeş, Yemen vs. ülkelerin insanları bu imar ve inşa işinde çalışıyorlar. 24 saat esasına göre, karıncalar gibi…

Burada enerji giderleri asgari seviyede. Bir araba deposu 15-20 liraya doluyor. Gece elektrik ışıkları çevreyi gündüze çeviriyor.

10 – 15 eski otel yıkılıyor. Yerlerine çok katlı, çok alanlı, toplu hizmet verebilecek akıllı oteller inşa ediliyor.

Az önce söylediğim gibi gayrimüslimlerin içinde bulunmasının dinen yasak olduğu bu alanlar bu ülkelerin ürettiği mallarla, makinalarla istila altına alındı.

Çin, Kore, Japon, Alman, Fransız, ABD vs. ülkelerin mamulleri her yerde cirit atıyor.

En basit araçtan en modern makinalara kadar. Bizden bir mamul arıyor ister istemez gözlerim.

Bizim inşaat ve ithalata özendirilen işadamlarımız ülkesini yıllardır sömüren, soyan beyaz eşyalarımız nerelerdesiniz..

Ticaret ve Sanayi bakanlarımız, teknoloji birikimlerimiz ah.. ah..

Mübarek Kâbe’ye bakmak için oturduğumuz portatif oturaklar arkasında – Made in China – etiketli sandalyeler içimi burktu.

Siyah çarşaf giyen gözleri bile görülemeyen hanımlar birinin elinde ı-phone, birinin elinde Galaxi birbirini görüntülüyorlar.

Umre ibadetini yapan Müslümanlar rahatsızlıklarını yine Avrupalıların ABD’nin ve Kore – Japonların ilaçları ve tedavi metotlarıyla düzelmeye çalışıyorlar.

Ülker ürünlerinden başka TM’na rastlamadım. Suriye savaşı bizim buralarla ticaretimize büyük darbe vurduğunu bana söyleyenler oldu.

Bizim umre ziyaretini yapan gruplarla ilişkim oldu. Beni etkileyen Kayseri grupları oldu. İbadetin manasına uygun sohbetlerle desteklenen bu ziyaretler ona mana katan hocalara Allah razı olsun temennim var.

Burada Suudi Krallık bir hizmet veriyor. Hizmet bir sistem olayıdır. Kendilerini yenilemeleri gerekir. Havaalanında indikten sonra 3-4 saat beklemek hiçbir sözle savunulamaz.

Suudi Arabistan artık bir kabile anlayışını geride bırakmalı.

Beytullah’ın imarı ve hizmetleri iyi. Temizliği, zem-zem suyu ikramı, abdesthaneler.

Temizlik hizmetleri, kontrol noktaları, görevlilerin nezaketi, hanım görevlilerin dikkati, özürlüler için üretilen özel hizmetler. Engellilerin bu ibadetleri yapmaları için özel donanımların geliştirilmesi takdire şayandır.

Bu seyahatte tavaf anında hangi nedenle kaybettiğim param ve kimliklerim bir hafta içinde bana yani Türkiye’ye gönderilmesi buradaki hiçbir şeyin başıboş bir döngü olmadığının neticesidir kanaatindeyim.

Mekke’de iken Mina – Müzdelife – Arafat meydanını tekrar görme fırsatımız oldu. Mina – Arafat arası Çinliler metro inşa etmişler. Bu metronun hikayesi şöyle, Çin’de Müslüman nüfus var.

Bu grup Suudi Arabistan Kralından buraya metro yapma müsaadesini aldı. Çalışanların Müslüman olması şarttı. Bu çinli firma çin hapishanelerinde yatan mahkumları Müslüman olmaları şartıyla buraya çalışmaya getirdi. Ayda 20 dolar maaşla çalıştırılan bu insanlara yemek, yatmak imkanı sağlandı. Kısa sürede bu tesis krala hediye edildi. Bu yolla haç zamanı körfez ülkeleri halkı Arafat’a çıkarılıyor.

Bu gezi anında Osmanlılar zamanında Vali’nin oturduğu konağı gördüm. Bu konakta son vali Şerif Hüseyin oturuyordu. Bu Şerif Hüseyin İngilizlerce “Tüm Arapların Kralı” olma vaadiyle isyana ikna edildi. Osmanlıya isyan eden Şerif Hüseyin Halife ve Kral olmayı beklerken ona karşı hazırlanan – iç isyancı – Suudi Bedeviler Şerif Hüseyin’e isyan ettirildi. Suudi – Vahhabi isyancılar İngilizlerin silah desteğiyle Şerif Hüseyin’e karşı kışkırtıldı.

Şerif Hüseyin can korkusuyla İngilizlerce Kıbrıs’a getirildi. Burada öldü. Oğullarından biri Ürdün, biri Irak, diğeri Suriye Kralı yapıldı. Suudi Arabistan da kurulacak İsrail’e karşı çıkmamak şartıyla Kral ilan edildiler. Suudi Kralın dileği bunun gizli olması oldu.

Şerif Hüseyin pişman olsa da iş işten geçti.

Suudi Arabistan Krallığı 2013 yılında sırf petrolden 380 milyar dolar gelir sağladı. Bu devasa paranın yüzde ellisi direk kralın bütçesine gider, geri kalan yüzde ellisi o ülkeye harcanır.

2.5 milyon km2 toprağı olan bu devasa ülke tarım ürünlerinde, hayvancılıkta var olma mücadelesi veriyor.

Türklerin bu ülkelerde geleceği barış ve ikili ilişkilerin geliştirilmesiyle olur. Sertlik ve sürtüşme bize hiçbir şey kazandırmaz.

Ülkemizin insanının vasfının arttırılması, sanayi ve teknolojimizin geliştirilmesi gerekir. Sende yoksa hiç kimsede olmaz. Yazımızın devamı olacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here