Malta eriği diye anılmazdı eskiden. Çocukluğumuzda yenidünya çıkınca pek sevinirdik. Daha çok, adı iştah açıyordu sanırım. Yeni ayakkabı, yeni elbise, yeni oyuncak. Ne çok heyecanlandırırdı küçük dünyalarımızı…

Büyüdükçe büyüdükçe yeniler kanıksanmaya başladı.

Yenidünya sonraları Malta eriği diye anılır satılır oldu. Eski yenidünya, Çin’de doğmuş sonraları Akdeniz ’de Malta’da yetiştirilmiş faydalı bir meyve. Muşmula ile de karıştırılır bazen.

Gelgelelim ‘yeni’ yeni dünyaya. Anadolu’ya, Balkanlar’a, Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’ya, Akdeniz’e, ekilip filizlendirilen g-d-o’lu bir bitki şimdilerde.

Artık, yeni denen her şeyden ürker haline geldik. Kirlettikleri dünyaya naylondan ‘yeni’ elbisesi. Yeni telefon, yeni televizyon, yeni araba, yeni arkadaş, yeni düzen, yeni dünya, yeni medya.

İçini ne yapacaksın peki?

İçi boş programlar, taraflı yayınlar, kuklalar, kavga etmeyi özendiren eğlencelikler, bol bol mafya aşiret ve lüküs hayat dizileri.

Seyret oyalan, uykuya dal. Sıkılırsan zapla sosyal medyaya zıpla. Orası da pek bir renkli yeni dünya. Bilgi eline geliveriyor. Doğru ya da yanlış. Hoşuna gidecek bir şeyler cebine zahmetsizce gönderili veriyor.

Kimlerin hazırlayıp servis ettiği belli olmayan yazılar, beş yıl önce yazılmış, şimdi yine ısıtılıp yedirilen makaleler vs. vs.

Sohbet ettiğim bir genç bunları nasıl ayırt edeceğimizi sordu. Araştırmasını salık verdim. “Yazanı belli olanların yazarını araştır, olmayanların içeriğini araştır. Mutlaka akıl süzgecinden geçirerek bir sonuca ulaşırsın. Nakledileni olduğu gibi kabul etme. Toplumu bir noktadan alıp ‘yeni’ açtıkları pencerelerin ördüğü tutsak evlerine sürüklemeye çalışanlara karşı şüpheci olmaktan başka çare yok.

Karşı karşıya geldiğimiz sorun aslında büyük. Algı yaratma, algı değiştirme, beyin yıkama, yönlendirme, kışkırtma, razı etme.

Bunları bir dantel gibi ve fakat bir örümcek ağı gibi örmekteler ustalıkla.

100 yıl sonra Milli Egemenliğimizi kutlayacağımız bu günlerde bile ülkemizi kuşatan masum görünümlü namluların karşısındayız.

Milli egemenliği korumak için milli iradeye, milli birliğe sahip çıkmak zorundayız.

Milli egemenliğe, milli iradeye, ulusal bütünlüğe, Atatürk ilke ve devrimleri ile yüceltilecek bir gelişmeyi hedefleyenlere ‘sesiniz daha gür çıksın’ diyebiliriz ancak.

Yeni dünya kendi insanlarını dizayn etsin.  Bizim için güzel bir meyve olarak kalsın.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here