Bugün sadece bir kelime üzerinde durmak istiyorum.

“Mutluluk”

Son zamanlarda hepimizin aslında zıttını benimsediği “Mutluluk” kelimesi, hayatımızın her yerinde ama zıttıyla… Bu konunun derinlerine inildiğinde görülüyor ki insanlar mutlu olmaktansa mutsuz olmayı daha çok ve daha kolay benimsiyor. Çünkü bir şeyin olumsuz halini yaşamak olumlu halini yaşamaktan daha basittir. Gelin bunu biraz detaylandıralım. Örneğin; başarılı olmak için çabalamanız gerekir. Başarı skalanız sizin neredeyse, oraya gelebilmek için çok çalışmanız gerekir. Peki, ya başarısız olmak için ne yapmak gerekli. Koca bir hiç…

Gerçekten de başarısız olmak için çaba harcamanıza gerek yok. İşte mutlulukta böyledir. Bazı insanlar mutluluk skalasını aşağıda tutar. bu kişiler ufak şeylerden mutlu olabilirim diyenlerdir. Fakat bazıları ise çıtayı çok yükseğe koyar ve oradaki mutluluğa ulaşmak için çok daha fazla çaba sarf etmesi gerekir. Peki, mutsuz olmak için ne yapmak gerekir, yine koca bir hiç…

Yani özetle çabalamadan, merdivenleri tırmanmadan, emek vermeden elde edilen her şey olumsuz olarak geri döner. Toplumumuzun en büyük hastalığı çaba sarf etmeden, emek vermeden çok şey başarmak istememizdir. Neden herkes “Bunu yapmayı çok istedim ama hiç mutlu değilim” gibi cümleler kuruyor. Çünkü mutluluk başkalarından bir şey beklememektir ve her ne yaşamak istiyorsak kendi bireysel kararlarımızı verebiliyor olmaktır. Fakat biz her şeyi kendimizden değil başkalarından bekliyoruz. Beklenti ise karşılığı olmadığı zaman insanı hayal kırıklığına ve mutsuzluğa sürükleyen bir şeydir.

Bu şekilde yetişen bir genç neslimiz var. Bunun sonucunda ne oluyor? Kitap okumayan, bilgiyi öğrenmek istemeyen, parazit gibi başkalarından bekleyerek yaşıyoruz. Peki, böyle yetişen nesillerden mükemmel icatlar, mükemmel teknolojiler, mükemmel yenilikler beklenebilir mi? Cevap çok basit… Bunun sonuçlarından biri olarak toplumumuzun en büyük sorunu çocuk yaşta başlanan sigara, alkol, uyuşturucu vb. zehirler insanları “mutlu” etme bahanesi ile bu bağımlılığın oluşturulmasıdır. Yine her şey mutlu olmak için…

Peki, gerçekten ne yapmak gerekiyor bu mutluluğu elde edebilmek için? Herhangi bir ilacı, besin takviyesi vb. bir şeyi olmayan bu soyut kavramı elde etmenin yolu nedir? Bu hem çok zor hem de çok basit soru. Mutluluk çıtası kişiden kişiye göre değişse de, mutluluğu elde edebilmenin yolu başka insanların ki bunun için ailemiz, arkadaşlarımız, patronumuz yani hayatımızı oluşturan herkes dahil olmak üzere hiç kimseden bir şey beklememek mutluluğu elde edebilmenin birinci adımıdır. Ardından kişinin kendine olan güveni gelir.

Beklentisiz insan kendine güveni olan insandır. Bilgiyi kendi öğrenen, düşünen, tartan, sorgulayan, fikir üreten insandır. Böyle bir insanın hayatına giren sorunları çözememe gibi bir ihtimali var mı? Bağımlılık yaratan o zehirlerin verdiği mutluluğa ihtiyacı var mı? Tabi ki yok.

Gelin nesillerimize bu kavramları aşılayalım, aile, sevgi, saygı gibi kelimeleri tarihimizdeki gibi yaşayalım ve çocuklarımıza yaşatalım ki yarınlarımıza güvenle bakabilelim. Çocuklarımızı kendine güvenen, okuyan, bilgiyi arayan, sorgulayan, sorumluluk duygusuna sahip bireyler olarak yetiştirelim. Bu bireyler ayakları yere sağlam basan, korkusuz ve kendine güvenen insanlar olacaklar, yani “MUTLU” bir insan…

 

1 Yorum

  1. kaleminize sağlık,yaşamın en güzel anlarıdır MUTLULUK anları,bizleri daha sağlıklı tutan ve enerjimizi artıran,yaşama sevincimizi tazeleyen bu anları artırmak ve gelecek nesillere daha güzel ülke ve yaşam şartları bırakmaktır mutluluk,sevgiyle mutlu kalın.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here