Safiye, Armağan, püsküllü Kadir ve benzerleri. Ortak özellikleri ait oldukları devletin, milletin tarihindeki kahramanlara hakaret etmek, sövmek.

Diper zırtapozları bir yana bırakıp Safiye üzerinde duralım. Diğerlerini boşverelim çünkü bu boş, varlığını çıkar çarkı sistemine döner sermaye olarak dahil etmiş gereksizler hep olacaktır. (Onları yazmaya değmez ama cezalarını da çekmeliler)

Başka bir ülke var mıdır ki tarihine bu kadar hakaret etsin? Utanmazlık pervasızlık ayyuka çıkmış. Hakaretlerine hedef olan şahsiyet, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şerefli başarılı bir askeri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, Türk Devrimlerinin babası Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK.

Safiye’yi boşvermeyelim. Dolduralım içini.

Safiye bir genç Türk kızıdır. Hakaret ettiği Atatürk’ün ilke ve devrimleriyle, onun kararlı mücadelesi ile konulan hedeflerde, aslında hep başroldedir Safiye.

Safiye’nin sosyal, ekonomik, siyasal yaşamda doğal olarak alması gereken yeri için, haklarının, statülerinin yasal düzlemde belirlenmesi, yaşamının tapusunu doğduğunda çıkartılan pembe nüfus cüzdanına (o da değişiyor ya neyse) yüklenmesi amaçlarını özünde barındırır birçok devrimiz. Safiye’nin doğacak çocuklarının da haklarını koruyabilecek, öğretebilecek, rol model alınacak bir anne, bir kadın olması için kurgulanmıştır Mustafa Kemal ATATÜRK’ün devrimleri.

Safiye ‘nin kurtarılması ile, nüfusun yarısını oluşturan Türk kadınlarının gelişmesi yükselmesi hedeflenmiş ve bu sayede toplumsal hayatta da refah, denge, eşitlik, adalet gereksinimi yerini bulmuştur yozlaştırılmamış olan o  dönem aslında…

Safiye Anıtkabir önünde öyle pervasızca atıp tutsun, böyle konuşmaya cesaretlendirilsin diye yapılmamıştır bunca çaba, bunca çalışma.

Erkeklerle eşit haklara sahip olsun, okusun, meslek edinsin, üretime ekonomiye katılsın, resmi nikahla tek eşlilikle haklarını, kuracağı aile düzenini korusun, miras hakkından payını alsın, gidip oy kullansın, Vekil, Bakan, Başbakan olabilsin diye.

“Neden paralı öğrenim görenlerle aynı eğitimi alamıyorum, neden bu kadar artan şiddete maruz kalıyorum, neden çocuklar bu kadar istismar ediliyor, neden Mecliste yokum, neden İmam Hatip okullarına gitmek zorunda bırakılıyorum, neden Atatürk “ Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olamaz” dediği halde tarikat yurtlarına okullarına teslim ediliyorum, hatta bu yurtlarda neden istismara uğruyorum ve hatta yanıp kül olan arkadaşlarımı görerek kavruluyorum? “

Sorsun diye…

“Padişahın kulu olmaktan çıktım, kanunlarla tapumu cebime koydum ama uygulansın”

Sorsun diye…

“Çanakkale Savaşları Destanı, Kurtuluş Savaşı Destanını yazmış bir ülkenin milletin evlatlarıyız ve Atatürk bilimi, akılcılığı, çalışmayı öğütlediyse ve “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyerek yol gösterdiyse onun gibi emperyalizme karşı koymalıyız, koyabiliyor muyuz yeterince?”

Sorsun diye…

Düşünsün diye…

Mücadele etsin, Çözüm üretsin diye…

Safiye’lerin içini boşvermeyip doldurmak zorundayız.

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here