SAKIN HA KÜSTÜRMEYELİM
Memleket göz göre göre kabuk değiştirirken; müzikten, kitaptan, edebiyattan bir şeyler yazmak da gelmiyor ki insanın içinden. Sanki siyaset üzerine yazmak çok geliyormuş gibi! Ancak ben yine de ucu ciddi bir şekilde siyasete dokunsa da, “eğitim sistemi” diyecek ve başka bir hususa değinmeyeceğim… Anayasal değişiklikler vesaire zaten herkesin dilinde: herkes bu konu üzerinde bir şekilde yorum yapıyor… Ve görünenler ile uğraşırken biz, görünmeyen önemli hareketlilikler olageliyor sessizce…

Eğitim sistemimiz, evet’çilerin amacına giden yolda alttan alta, inceden inceden bir deprem yaşıyor… Son müfredat değişikliği bildiğim kadarıyla görüş bildirmeleri için kısa bir süre zaman sınırlaması verilerek (!) görüşleri alınmak üzere okullara sunulmuş durumda… Altını çizmek istediğim husus, ilgili müfredat değişikliğindeki bazı “yenilikler” ile ilgili. Şöyle bir göz attığımda gördüklerim, bana geçmişteki bir yaşanmışlığımı zorunlu olarak sizler ile paylaşma gereği doğuruyor:

Bundan uzun yıllar önce İBB tarafından açılmış bulunan bir senaryo ve tiyatro yazarlığı eğitiminde özellikle bir- iki “eğiticinin” tutumları, mevcudu zaten 5 kişi olan sınıfımızdan 3 kişinin âdeta kaçarak ayrılmalarına sebebiyet vermiş ve bu kişilerden biri olan ben, uzuun, çok uzun yıllar tiyatro ile ilgili her şeye küsmüş bir ruh hâline bürünmüştüm. Şöyle bir geriye dönüp baktığımda – size paranoyakça gelebilir ama- söz konusu eğitimdeki tutumlar dolayısıyla bu kursu, “ tiyatroya istekli olan kişileri keşfet ve onların içindeki azmi, isteği öldür” amaçlı olarak tanımlıyorum desem yeridir!

Milli Eğitim Bakanlığı, müfredat değişikliği ile ilgili taslağı, internet sitesi üzerinden kamuoyu ile paylaştı… İnternetteki taslakta amaçlar çok güzel bir şekilde sıralanmış; okuyunca “ooo, harika!” diyorsunuz neredeyse! Diyeceğim o ki, Milli Eğitim’de şu anda getirilmeye çalışılan yeni müfredat, -ki, ne kadar eleştirisel uzman görüşü sunulacak ve de sunulsa bile bunların ne kadarı ilgililer tarafından dikkate alınacak acaba?- ilkokul öğrencileri üzerinde benim yukarıda bahsettiğim tepkiyi doğuracak endişesindeyim: daha ilkokul ikinci sınıftan itibaren konulmak istenen “sanat” içerikli eğitimlerin deyim yerindeyse “ağırlığı”, kanaatimce minicik beyinlerin seviyelerini çok aşarak, onları sanattan soğutacak…

Bu husus, şu anda bir anayasa değişikliğine evet ya da hayır dememiz kadar önemli, hayâti bir konu… Anayasayı, tek adamlığı… tartıştığımız kadar bu konu üzerinde de hassasiyet ile durmalıyız… Konunun emektarları, uzmanları söz konusu taslağı detaylı incelemeli ve bizleri ya rahatlatmalı, ya da uyarmalılar…

Söyleyecek çok şey var; yazacak da… Ama asıl ilgilisi okumadıktan, her şeyi düşünmeden kabul ederek, hepimizi dalgasında sürükleyen o asıl sorumlu “çoğunluğa” yüz yüze anlatılmadıktan sonra, yazılmış, çizilmiş neye yarar?

Gelgelelim, bu köşe yazısı, konunun uzmanlarına bir “bizi aydınlatın” çağrısı olarak bile bir işe yararsa, ne mutlu…

Sağlık ve sevgi ile kalınız…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here