Bir zamanlar, Cumhuriyet gazetemi alırken, yanına Milliyet gazetesini de alırdım, Hasan Pulur üstadın; o güzel, derinden gelen öyküleri, örnekleri, kahırlandığında ise; “Ört ki ölem” deyimlerinin geçtiği yazıları. Benim hep imrendiğim, ezberime almış olmalıyım ki, çok yerlerde söylerim. Üstat bazı makalelerinde “Siyaset İlmiye” derdi. Yeri gelince de yazının başına kondururdu. Bende Üstat’dan esinlenerek ve biraz da değiştirerek; “SİYASETİN İLMİYESİ” dedim, bu ayki yazımın başlık adını. Beğeneceğinizi sanıyorum.

Türkiye yine seçim türbülansına girdi. Tüm çalışmalar; ülke adına değil. Kendi öz kişilikleri, partileri ve yandaşları adına. Ama hitabet, ülke, halkın sorunları özgürlük, kardeşlik… İktidarın ve muhalefet partilerinin tüm programlarında; halkın refahı için vaadler gayretler. İşin aslı, “kandırma yarışı” En iyi ve yeni yalanları söyleyen iktidarı kapar.

Seçimlerden sora, halkın çoğunluğu, yine kaderi ile başbaşa, yalnız, çaresiz ve şaşkın. Demokrasi ile idare edilen ülkelerde; iktidar olan parti, seçim meydanlarında verdiği sözleri tutmakla görevlidir. Verdiği sözlerin tümü kayıt altına alınır ve de yüzde doksanı önemli sorunları başa alarak yapmaya başlarlar.

Özgürlük, insan hakları, milli gelirin eşit paylaşımı, eğitim, sağlık, devlet malının korunması gibi… Çağdaş yaşamı güçlendiren projeleri ülke geneline yaymak ve vatandaşın mutluluğuna sahip çıkmak…

Muhalefet partileri ise; iktidarın ikinci danıştayıdır. İktidarı adım adım izler.

Ana muhalefet partisi, iktidarı takip eden, kontrol eden kurumdur. Demokrasi gereği tüm dünyada iktidar muhalefet, ülkenin geleceği için siyasette yerlerini alırlar ve görevlerini çekinmeden, taviz vermeden, görmezlikten gelmeden yaparlar.

Menderes çok sıkışır iktidarında, hatalarını, o günün muhalefeti talip eder. Mahkemelere müracaatı, mani olması gibi. Menderes çok öfkelenir “ Allah, CHP gibi bir muhalefeti, İnönü gibi muhalefet liderini; dünyada hiçbir iktidar partisine musallat etmesin” der. Demokrat Partisinin yaptığı yolsuzluklara, yasalarla mani olur; İnönü ve partisi.

Atatürk, Gençliğe hitabesinde de, gelecekte olacakları çok iyi bildiğinden, hitabenin sonlarını muhalefete ayırır. “….Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.”

Onun içindir ki; muhalefet, anayasal bir kurumdur. Protokolde muhalefet üçüncü sırada yer alır.

Yerel seçimler için Türkiye yine kıpır kıpır. Tüm siyasi partiler, büyük hayaller peşinde. Yine bol keseden atıyorlar. CHP’nin başındakiler; Adana, Mersin, Antalya; İzmir, Manisa, Aydın, Balıkesir, Bursa, İstanbul ve Ankara’yı alacağız diyorlar.

Işıklar içinde yatsın, Erdal İnönü’nün bir sözünü hatırladım. O dönem SHP’nin Zeytinburnu yönetimindeyim. Şakanın içine, acı gerçeği iyi gizleyen ender siyasetçilerimizden ve devlet adamlarımızdan biridir. “ASLAN SOSYAL DEMOKRATLAR” demişti. Ben de, Erdal Beyi yaşatmak adına bu sözü de, yazıya katıklık ediyorum.

Aslan CHP’liler. Sen Atatürk’ün ilk Kurtuluş Savaşını başlattığı, güneşin doğduğu; Samsun’u, ilk kongrelerin yapıldığı, Erzurum’u, Sivas’ı ve İnönü’nün memleketi Malatya’yı niye saymadan geçiyorsun. Saysana, Diyarbakır’ı, Urfa’yı, Gaziantep’i. Ucuz kahramanlıklarla kahraman olunmuyor. Atatürk’ün partisi, Atatürk’ün kutsalını göremiyor. Kızgınlığım bundandır, sevgili okurlarım.

Ankara’dan Mansur Yavaş üzerinde duruyorlar yine. Mansur Yavaş CHP’li değil ki. Ekmeleddin İhsanoğlu, Mehmet Haberal gibi MHP’li Geçen seçimde de CHP’den gösterilen Mansur Bey, çıkıpta; “Ben CHP’liyim” demedi asla. Şimdi İYİ parti aday gösterecek galiba.

CHP’nin şimdi ki genel başkanı, “Cumhuriyet miadını doldurmuştur. Artık İslam’i esaslar getirilecek, İslam’a aykırı yasalar değiştirilecek” diyen 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü aday göstermek için çok çırpındı. Halktan gelen tepki üzerine vazgeçti. Eğer Abdullah Gül CHP’nin adayı olsaydı, ben oyumu Erdoğan’a verecektim.

Kendisi Cumhurbaşkanlığına aday olmadı. Nasıl olsa kazanamayacak diye; Muharrem İnceyi Cumhurbaşkanı adayı olarak öne sürdü. İnce de çok istekliydi zaten. İnce’yi yıpratmak adına tutmadı hesabı. Partiden silmek, gelecekte karşısına çıkacak kişiyi yok etmek adına. Muharrem İnce %30 oy alarak, tüm CHP’li vekillerden, Kılıçdaroğlu da dahil, parti oyundan %8 fazla oy aldı. Bu kişinin, performansını gösterecek en iyi sınav ve sonucu oldu. İşte Siyasetin İlmiyesi bu ki; şeytanın bile aklına gelmeyecek oyunlar oynanıyor, gizli kapılar ardında.

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here