Yerel seçimler yaklaşıyor!

Siyasetin en iğrenç yönlerinden biri olan “ yörecilik”in en yoğun hissedildiği seçim türü benim için yerel seçimler… İşte böylesi dönemlerde tüm sosyal paylaşım sitelerinden tası tarağı toplayıp çıkıp gitmek, hiç bir bağlantımın olmadığını düşündüğüm (ki,  bir DNA analizi yapılsa belki de bir bağlantım çıkar) memleketlere doğru yol almak istiyorum… Yerli ya da yabancı hiiç fark etmez… Geçen gün bir sevgili arkadaşım Samsun- Bafra fotoları paylaşmıştı mesela, kendimden geçtim o yeşili görünce… Ya da her yaz Artvin’e gitmek suretiyle beni kıskandırmayı başaran Zerrin Hanım’dan evinin anahtarını ödünç alıp Artvin’e uzuuun bir kaçamak yapmak istiyorum deliler gibi… veya zor olmasaydı da şu vize mize işleri, hazır şimdi tam da zamanıyken cıvıl cıvıl, ışıl ışıl o yılbaşı marketlerini görmek bahanesiyle bir Avrupa ülkesinin parklarına –oralarda donma pahasına da olsa –konuvermek istiyorum kuş misali.. (Şaka şaka parklarda kalmaya gerek yok; zira çok şükür buralarda yaşayan arkadaşım bir hayli çok.)

İşte böylesi kaçmayı isteyecek kadar tiksiniyorum yerel seçim söylemlerinden… Neden diye sorun! E, sorun! Paylaşmasam içimde birikecek kusmuğum zira… Özür! Ama inanın, “kalitesi ne olursa olsun, o belediye başkanlığı koltuğunda yeter ki benim hemşerimin kıymetli poposu otursun” söylemleri, benim burada “kusmuk” kelimesini kullanmamdan daha tiksindirici; emin olun! Evet, emin olun! Neden mi? Zira bu tür söylemler masum görünebilirler ama değiller! Ayrıştırmacılığın, adam kayırmacılığın, cehaletin ve siyasette yozluğun göstergeleridirler.

Özellikle sayı bakımından daha büyük nüfusa sahip bazı “vatandaşlarımız” bu konuda hani şu kızdıkları Kürt vatandaşlarımızın “kürtçülük” mücadelelerinden bile daha taassup sahibi oluyorlar seçim dönemlerinde… Buna emin olun: onları hararet ile takip ediyorum zira! Bu muhteremler düşünmüyorlar ki, “yav, ben köycülük yaparsam, örneğin kürtler neden kürtçülük yapmasın?” “Kendi adamımı istemek benim hakkım da, onların değil mi?” “Benimkini can kılıp onlarınkini patlıcan kılan ne ki?” Yerel seçim dönemlerinde özellikle takip ediyorum böylesi vatandaşların sosyal paylaşımlarını ve görüyorum ki, artık olay örneğin bir Vanlı olmayı geçmiş de, Van’ın bilmem ne köyünün adamını siyasette görme istediğine doğru evrilmiş. Pes! İlerlemenin böylesi de, tam bir gerileme!

Açık açık söylüyorum, tiksiniyorum sizden yöreci siyaset yapanlar! Öylesi tiksiniyorum ki, acıyorum ucuz siyaset peşinde koşan şu acizliğinize… Siz, bu ülkede vatandaş olduğunuzu sanıyorsunuz ancak vatandaş olamamışsınız gerçekte… Oysaki alanımız bütün vatan olmalı… Hiç gitmesek de, bütün köyler bizim… Benden Laz da, Mesudiyeli de, Kastamonulu da, Bozkurtlu da, Artvinli de, Çemişgezekli de, Göreleli de, Giresunlu da, Oflu da, Trabzonlu da, Samsunlu da, Rizeli de, Tokatlı da… Bu memleket benimmm… Ben de en az senin kadar koyu Suruçluyum, en az senin kadar Tekirdağlıyım… Sen daha özümseyememişsin “vatandaş” olmanın asgari müştereklerini…  Sidik yarıştırıyorsun: “… biz daha uzağa işeriiiz, biz daha uzağa iiişerizzz…” “Bizim babamız senin babanı döööver, döver.” İşte aynen böyle görünüyorsun uzaktan bakıldığında, emin ol!

Ne diyeyim sana! Seni kullanan “basit” siyasetçileri anlıyorum da, senin kendini böyle kullandırtmanı anlayamıyorum ey yöreci akıl!

Çook sözüm ve de küfürüm var içime attığım… çoook.  Yazık size! Yazık bize! Yazık bu memlekete… Bu memleketi adam etmek için daha yapacak çook işimiz var bizim, çook.

Vatandaşı kullanan ucuz siyasiler, bir sözüm de doğrudan size: Akepe’si, Cehepe’si, Mehepe’si, osu busu fark etmez…  “Yörecilik” yapıp da vatandaş ayırdınız da, can yaktınız ya yıllarca… ve de bu milletin psikolojisini böylesine bozdunuz, nifak tohumları ektiniz ya böylelikle, haram olsun her iki cihanda da size hakkım…  Tüm vatandaşı kucaklayamayacak kadar kısır aklınız, özürlü kollarınız yarı yolda bıraksın sizi, emi! Korkak ve ucuz siyasetinizde nefessiz kalıp boğulasınız!

He bir de: tiksindiriyorsunuz!

Canınız cehenneme!

 

 

1 Yorum

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here